Gallipoli İnceleme

Atarita'da reklam ve sponsorlu içerikler açıkça belirtilmiştir. Bunun dışındaki hiçbir içerik ticari bir ortaklık sonucunda hazırlanmamıştır. Bkz: Editöryal Standartlar

Paylaş

Gallipoli’nin PC inceleme kopyası, Blackmill Games tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.

Blackmill Games, Birinci Dünya Savaşı cephelerini gezmeye devam ediyor. Verdun, Tannenberg ve Isonzo ile Avrupa’yı büyük ölçüde gezip, cihan harbi sırasında burada yaşanan çatışmalara tanık olduk. Şimdi ise Gallipoli ile aralarında bizim için en özeline; Gelibolu’ya ve diğer Osmanlı cephelerine atılıyoruz. Süveyş Kanalı, Ertuğrul Koyu, Kut’ül Amare ve nihayetinde Arıburnu gibi destanların yazıldığı cephelerde mavzerimizle koşturuyoruz. Oyunu bir süredir oynuyordum ve sunduklarını deneyim etme şansına eriştim. Şimdi de hislerimi sizlerle paylaşıyorum. Buyursunlar…

Gallipoli: Osmanlı cephelerinde sıcak temas

Kurtuluş Savaşı olarak andığımız ve bugün Türkiye’nin bağımsız bir ülke olmasının yegâne sebebi olan o savaş, şimdi çok oyunculu bir oyunun teması olmuş durumda. Gallipoli’de -Gelibolu da diyebiliriz- Osmanlı’nın Arıburnu da başta olmak üzere çeşitli cephelerinde mavzer tutup rakip takımın -İtilaf Devletleri’nin- askerlerine karşı mücadele ediyoruz. Eğer bu müzikte daha önce dans ettiyseniz -yani Isonzo, Verdun veya Tannenberg oynadıysanız- sizi aşağı yukarı nasıl bir deneyimin beklediğini biliyorsunuzdur. Gallipoli; Blackmill Games’in önceki oyunlardan elde ettiği bilgi birikimiyle ve kendisine gösterdiği aşikar olan özen ile bugün WW1 serisinin en iyisi.

Gallipoli İnceleme

Gallipoli için tam anlamıyla bir “milsim” veya askeri savaş simülasyonu demek en azından benim için doğru değil. Evet, çoğu şey gerçekçi olmakla beraber bu türün bize alıştırdığı korkunç detay seviyesi Blackmill’in oyunlarında yer almıyor. Aslında bu, bir bakıma oyunun daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi için imkan da sağlıyor. Her nasıl Squad, Arma’ya benzerlik gösterse de Arma 3’ün detay seviyesine sahip olmadığı için daha gündelik bir oyun olmaya aday ise; Gallipoli de oynanışı sade fakat takım oyununa bağlı tutarak gündelik bir oyun olmak için daha uygun. Yani bir kas hafızası, derin oyun bilgisi veya ezberlenmesi gereken sistemler yok. Bunun yerine, takımın ihtiyaçlarına yönelik sınıf seçimleri ve uygun oynanış ile maç özelinde gerekeni yapmak var.

Açıkçası ben bu formülü daha çok seviyorum. Hell Let Loose ve Squad gibi oyunları da bu nedenle severek oynadım. Bu nedenle Gallipoli’nin an itibarıyla sahip olduğu sistemler ve oyunun derinliği benim gibi düşünen oyuncuları da mutlu edecektir. Tıpkı önceki oyunlarında olduğu gibi Blackmill Games, kalabalık bir takımın birbiriyle uyum içinde hareket etme çabasını cömertçe ödüllendiriyor. Uyumsuz takımlar için de durum çok kısa sürede kâbusa dönüşebiliyor. Yani keskin nişancı sınıfı için sıraya girip; herhangi bir şekilde makineli tüfekçi, mühendis, gözcü veya sıhhiyeci olarak oynamaktan imtina eden, tüfeğini alıp “hurraaa!” naralarıyla düşman hatlarına saldırmaya çalışan piyadelerle dolu bir takımı mutlaka hazin bir son bekliyor.

Sınıflar önemli ve her birini oynaması da oldukça keyifli

Gallipoli’yi gerçekleştirdikleri basın ve içerik üretici etkinliği dışında çoğunlukla botlara karşı oynadım. Bu nedenle sizlere burada “vay efendim haritalar çok dengesiz”, “oyunun adaletini beğenmedim” gibi boş değerlendirmelerle kuru gürültü yapmayacağım. Bunun yerine sınıfların ağırlığından, savaşa etkilerinden ve takım için sağlayacağı faydalardan bahsedeceğim. Her şeyden önce Gallipoli’de tüm sınıfların ehemmiyeti farklı ve her biri takımına farklı bir şekilde fayda sağlayabiliyor. Bazıları diğerlerine göre daha az kahraman veya daha az görkemli olsa dahi belirli koşullarda takıma fayda sağlamanın verdiği tatmin duygusunu hissedebiliyorsunuz.

Gallipoli İnceleme

Her sınıfın kendi içinde iki farklı kiti bulunuyor. Bu kitlerden biri doğrudan takım odaklı olurken, diğerleri daha münferit amaçlara hizmet edebiliyor. Örneğin ağır makineli tüfekçi rolünde oynadığınızda, daha hızlı makineli tüfek inşa edebilen kiti seçerek takımınız için de fazladan LMG’ler yerleştirebiliyorsunuz. Ancak diğer kiti seçerseniz, makineli tüfek kullanırken baskı atışlarından çok daha az etkilenip baskılayan taraf da olabiliyorsunuz. Aslında her ikisi de bir noktada hizmet ediyor. Çünkü baskı altına alınamayan bir makineli tüfek, düşmanlar için ciddi bir tehdit oluşturarak takımına ilerleyecek boşluklar yaratabiliyor.

Gözcü, makineli tüfekçi, sıhhiyeci, piyade, bombacı, keskin nişancı gibi çeşitli sınıflar var. Kimileri doğrudan savaş alanına etki ediyor; bariyerler, dikenli teller inşa ediyor ve düşmanları belirli bir rotaya zorluyor. Kimileriyse; keskin nişancı tüfeğiyle uzun mesafede düşmanlara kök söktürüyor, makineli ile baskı atışları yapıyor veya işaret fişeği ile düşmanların konumlarını açığa çıkarıyor. Benim bunlar arasından favorim gözcü sınıfı oldu. Çünkü bu sınıftaki dürbün mekaniği son derece hoşuma gitti. Mesafeye göre dürbünün odağını değiştirerek, odak alanı içerisindeki düşmanları odaklayıp tespit edebiliyoruz. Bunun ise takıma faydası oldukça fazla.

Kısacası sınıflar, oynaması keyifli ve takıma doğru şekilde hizmet edecek üzere tasarlanmış.

Isonzo’da haritaları hiç sevememiştim, Gallipoli bunu değiştirdi

Isonzo ile ilgili en büyük şikâyetim oyunun haritalarıydı. WW1 serisinde yükseklik avantajı haritalarda fazlasıyla kullanılır. Isonzo’da bu kantarın topuzu kaçmış ve bazı haritalarda doğal şekilde dezavantajlı taraflar ortaya çıkmaya başlamıştı. Demir dövülerek kılıç olur; Blackmill Games de geçmiş tecrübeleriyle harmanladığı yeni Gallipoli haritalarında bu dengeyi çok güzel sağlamış. Savunan ve saldıran tarafların görüş açıları, sıcak çatışma bölgeleri olarak tasarlanan alanlara kadar oldukça güzel dağılıyor. Ne savunan taraf kilometrelerce uzaktan düşmanları avlayabiliyor ne de saldıran taraf bölgeye girmeye tenezzül etmeden içeriyi temizleyebiliyor. Oyun, sıcak temasa teşvik ediyor ve bunu yaparken ayarı korumayı da başarıyor.

Gallipoli İnceleme

Ayrıca bazı haritalarda seyahat etmek için farklı ve güzel yöntemler de var. Örneğin birinde, görevde ilerleyip yeni bölgeleri ele geçirebilmek için kayıklar ile karşıya geçmeniz gerekiyor. Mühendisler bu kayıkları diğerlerine göre daha hızlı inşa ediyorlar. Öte yandan karşı takımda oraya konuşlanabilecek bir ağır makineli varsa gelen kayıklara terör estirebiliyor. Yani her iki takım için de haritanın tam o noktasında belirli sınıfların önemi artıyor. Hem bölümün temposuna yeni bir ritim ekleyen, hem de bu ritmi eklerken oyunun sınıf sistemini vurgulayan bu tür sekanslar özellikle dünya savaşı temalı oyunlarda bence çok elzem. Gallipoli de burada üzerine düşeni layığıyla yerine getiriyor.

Gallipoli ileriye doğru fazlaca adım atıyor

Gallipoli’de geliştirici ekip teknik tarafta da yeni başarımlara imza atmış. Oyunun şahane görünen görselliğine ek olarak, oynanışı da doğrudan etkileyen yeni sistemler bulunuyor. Örneğin artık baskılama sitemine yeni bir katman ekleniyor. Uzun süre baskı atışı altında kalır ve kendinize bu atıştan etkilenmeyeceğiniz bir bölge bulamazsanız, paniğe kapılıyorsunuz. Paniklediğinizde ekranınızın renkleri soluyor, karakterinizin elleri titriyor ve her hareketiniz daha kontrolsüz, yavaş hale geliyor. Panik sistemi oyunda mevzi almanın önemini artırırken düşmanlara baskı kuracak makineli tüfekçi gibi sınıfların da öne çıkmasını sağlıyor. Takımınıza fayda sağlamanın en iyi yolu elbette düşmanlarınızı alt etmek; fakat tek yolu bu değil. Yeterince gürültülü bir silahla yakınlarına mermi yağdırarak da vatana hizmet edebiliyorsunuz.

Oyuna dair en sevdiğim şeyler arasında dolaylı aydınlatma da yerini aldı. Işığın doğrudan ışık kaynağından değil de çevreden yansıdığı, aynı zamanda yansıtan nesnenin rengini de taşıdığı bu sistem özellikle yeni nesil oyunlarda kendine iyice yer etti. Gerçek zamanlı aydınlatmanın bir meyvesi olan (indirect lighting) dolaylı aydınlatma, Gallipoli’de çok güzel kullanılmış. Kut’ül Amare’de gün ışığının yerdeki tozlardan sekerek silahınızı sarartması, kapalı alanların dışarıdan gelen ışıkla loş şekilde aydınlatması gibi görsel detaylar oyunun sürükleyiciliğini de artırıyor. Sadece oynayarak değil, görsel ve işitsel olarak da oyunun içine çekiliyorsunuz. Oyun Gelibolu ve Osmanlı cephelerini konu aldığından, bu bizim için her zaman olduğundan daha önemli. Gallipoli de bu tarafta benim beğenimi kazandı diyebilirim.

Gallipoli İnceleme

Tik, tak, teknik

Haliyle çok oyunculu bir oyun olduğundan, ne kadar adil olduğu aynı zamanda ne kadar iyi çalıştığıyla da ilgili oluyor. Gallipoli benim sistemimde saat gibi çalıştı. Ryzen 5 5600X işlemcime eşlik eden RX 9060 XT (16GB) ekran kartım, oyunu en yüksek ayarlarda 90-100 FPS civarında tutmayı başardı. Bunların hepsini yerel çözünürlükte, FSR kenar yumuşatması ile yaptı. Yani FSR’ı bir çözünürlük ölçekleme teknolojisi olarak değil de kenar yumuşatma amaçlı kullandım. Performansı artırmak için kullanma gereği de duymadım. Ani FPS düşüşleri veya memory leak gibi sorunlarla da karşılaşmadım.

Oynanışta da ciddi bir bug veya soruna rastlamadım. Oyunun kullandığı cesur panik sistemi, prosedürel silah doldurma gibi sistemler de düzgün çalışıyor. Bahsi geçmişken değineyim, oyunda şarjör/mermi yenilerken –reload eylerken– yeni bir sistemle karşılaşıyorsunuz. Bu modern FPS oyunlarının çoğunda mevcut. Şarjör değiştirme veya mermi doldurma işlemini aşamalara böldüğünüzü düşünün; artık bunların arasına diğer mekanikleri sıkıştırabiliyorsunuz. Örneğin silahın namlusuna mermiyi sürdünüz, fakat koşmanız gerekti. Animasyon orada kesiliyor ve tekrar ateş etmeye çalıştığınızda silahı kurması gerekiyor. Bu şekilde silahın ateşleme ve mühimmat ile ilgili tüm sistemlerindeki animasyonların arasına koşma, çömelme ve yere yatma gibi animasyonları sıkıştırabiliyorsunuz. Güzel ve cesur bir sistem, aynı zamanda Gallipoli’de de sorunsuz çalışıyor.

Gallipoli İnceleme

Uzun lafın kısası

Velhasıl kelam Gallipoli, bu müzikte daha önce dans edenler için evrimleşerek türün geldiği en iyi noktalardan biri. Keyifli oynanışıyla sadece düşman vurmak için değil; takımınıza fayda sağlayacak her şeyi yapmak için mücadele ediyorsunuz. Aynı zamanda bu görevlerin her biri son derece keyifli. Dolayısıyla bu oyun, uzunca bir süre daha bilgisayarımda yüklü kalacak ve ben ara sıra girip oynamaya devam edeceğim. Çünkü oldukça iyi bir oyun ve keyif alıyorum. Kanımca siz de türe ilginiz varsa beğenirsiniz.

Ayrıca Bakınız: Ekipten Atakan’ın yaptığı Gallipoli röportajını okumuş muydunuz?

Benim oyundan yana sizlerle paylaşabileceklerim bu kadar. Tabii her şey bununla sınırlı değil. Aklınızdaki soruları benimle yorumlar kısmında paylaşırsanız, elimden geldiğince bilgilendirmeye gayret ederim. Sevgi ve oyun ile kalın.

Alparslan Gürlek
Alparslan Gürlek
Oyunların yeni yeni yaygınlaştığı dönemlerde bir çocuk olarak video oyunlarıyla ilk bakışta aşk yaşadım. Age of Empires II ile başlayan yolculuk, kendi oyunumu yapmaya kadar ilerledi. Hala oyun sektöründeyim ve hala o ilk kez Age of Empires II oynayan çocuğun tutkusunu taşıyorum.

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi:

Gallipoli'nin PC inceleme kopyası, Blackmill Games tarafından Atarita'ya gönderilmiştir. Blackmill Games, Birinci Dünya Savaşı cephelerini gezmeye devam ediyor. Verdun, Tannenberg ve Isonzo ile Avrupa'yı büyük ölçüde gezip, cihan harbi sırasında burada yaşanan çatışmalara tanık olduk. Şimdi ise Gallipoli ile aralarında bizim için en özeline; Gelibolu'ya...Gallipoli İnceleme