| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Way of the Hunter 2 PC inceleme kopyası, THQ Nordic tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Av simülasyonlarını çocukluğumdan beridir çok severim. Hunting Unlimited 2008 ile tanıştığım bu türün yeri bende hep ayrı oldu. Zaman içerisinde theHunter’dan tutun da birçok farklı av simülasyonu serisinin tadına baktım. Hepsinde hayvanların izini sürmeyi, onları doğru ve acısız şekilde avlamayı ve bunu yaparken geçirdiğim zamanı keyifli buldum. En güzeli de gerçek hayvanlara zarar vermeden, bunu tamamen dijital olarak yapabilmenin verdiği vicdani rahatlıktı. Daha sonra, takvimlerimiz 2022’yi gösterdiğinde Nine Rock Games, Way of the Hunter adında yeni avcılık oyunlarını piyasaya sürdü. Zaten ağzımın suyu aka aka beklediğim o oyunu, çıkar çıkmaz oynayıp o zamanlar çalıştığım başka bir sitede incelemiştim. Haliyle, birazdan okuyacağınız Way of the Hunter 2 inceleme içeriği de yine ağzımın suları akarak beklediğim bir diğer oyuna ait olacak. Dilerseniz gelin, lafı hiç uzatmadan oyunu enine boyuna değerlendirelim.
Way of the Hunter 2 İnceleme: En iyisinin daha yenisi
2022’de Way of the Hunter’ı inceledikten sonra gelen güncellemeleri yakından takip etmiş ve oyunun sorunlarının birer birer çözülmesine şahit olmuştum. Tam sürüm çıkışından 6 ay sonra ise “artık elimizde av simülasyonlarının yeni kralı duruyor” demiştim. Way of the Hunter 2 de bu tahtın yeni varisi, ancak incelemenin devamında bahsedeceğim hususlardan dolayı tahta oturması biraz zaman alacak.

İlk oyun özellikle çıkış döneminde çok fazla hataya sahip olduğu için benden aslında alabileceğinden çok daha düşük bir puan almıştı. Görsel sorunlar, zayıf performans ve hayvan davranışlarında meydana gelen hatalar deneyimi ağır şekilde örseliyordu. Neyse ki ikinci oyun, 6 aylık bir erken erişim sürecinin ardından geldi demek isterdim; fakat oynadığım sürüm itibarıyla karşıma çıkan hatalar, bu şekilde düşünerek umutlanmamı engelledi. Detaylara inmeden önce kısaca özetlemek gerekirse… Way of the Hunter 2, ilk oyunun en güçlü yönlerini alıp çok daha üryan şekilde oyuncuyla paylaşırken, ilk oyunun düştüğü çukurlara tekrar basmaktan kaçınamıyor.
Artık bir seri haline gelen Way of the Hunter’ın en can alıcı noktası kesinlikle sürü yönetim sistemi. Burada muadili oyunlardaki gibi “düşük seviyeli hayvanlardan önüne kaç tane gelirse indir, daha yüksek seviyeliler çıkmaya başlasın” gibi bir anlayış yok. Sürüleri ve sürülerin bulunduğu bölgeleri, habitatları kontrol altında tutmanız gerekiyor. Genetik potansiyeli düşük hayvanları sürülerden kırparak; önce sürülerin, daha sonra ise bölgenin genetik havuzunu yükseltiyorsunuz. Önceki oyundan farklı olarak bunu artık sadece hayvanları avlayarak değil, bölgede iyileştirmeler yaparak da sağlayabiliyorsunuz.

Artık oyun bize konuşuyor, biz de dinliyoruz
Way of the Hunter 2 daha ilk andan itibaren, kendisini ilk oyundan daha iyi ifade ediyor. İlk oyundaki sürü yönetimi sistemini anlamak hayli güçtü ve zaman alıyordu. Hatta Türkiye’deki ilk sürü yönetim rehberini de yine ben yapmıştım. İlk oyunda hayvanların genetik potansiyelini anlamak için onları gerçekten görsel olarak incelemek gerekiyordu. Trofe skorları yetişkin hayvanlarda belirgin olsa da özellikle genç hayvanlarda -ki sürüleri yönetebilmek için önemlidir- gerekirse fotoğraf modunu açarak yaklaşıp boynuzlarını incelemek gerekiyordu. Açıkçası bu benim için olumsuz bir durum değildi -hatta sevmiştim- ancak daha fazla yeni oyuncunun oyuna adapte olmasını güçleştiriyordu.
Way of the Hunter 2, artık hayvanların genetik durumlarını “Fitness” başlığı altında analiz kısmında gösteriyor. Yalnızca hayvanların değil, sürülerin de ortalama durumları aynı şekilde gözlemlenebiliyor. Düşük seviyeli hayvanları avlayarak sürünün ortalama genetik kalitesini artırabiliyor ve kulübenizde sergileyebilmek için çok daha iyi genetikli hayvanların ortaya çıkmasını sağlayabiliyorsunuz. Zamanlama olarak da oyun daha az zorluyor. Oyun içerisinde her 3 günde hayvanların ömrü bir yıl ilerleyerek, sürülerin çalışma sistemi de hızlanmış. Dolayısıyla, sürü yönetiminin etkilerini daha iyi şekilde gözlemlemek de mümkün oluyor. Bu anlamda oyunun çok daha fazla insan tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek olmasını beğendiğimi söyleyebilirim.

Avcı içgüdümüz perdenin arkasında çalışmaya devam ediyor
Oyun içerisinde Q tuşuna -yahut hangi kontrolcüyle oynuyorsanız ilgili butona- bastığınızda çalışan avcı içgüdüsü özelliğinde değişiklikler mevcut. Bunlardan en büyüğü, ilk oyunun da eleştiri toplayan işleme sonrası efektleriydi. İlk oyunda Witcher oyunlarındaki gibi ekrandaki renkler daha doygun hale gelerek çevredeki izler ve beslenme alanları yanıp sönen vurgular şeklinde parlamaya başlıyordu. Haliyle oyun, gerçekçi görüntüsünü bir kenara bırakarak özel bir görüş moduna geçmiş gibi hissettiriyordu. Way of the Hunter 2 bundan sıyrılarak avcı içgüdüsünü perdenin arkasına taşımış. Açtığınızda görüntü değişmese de silahınızla nişan alırken mesafe ve merminin düşme oranı, merminin enerjisi ve hayvan için yeterlilik durumu gibi bilgilere sahip olabiliyorsunuz. Yani çalışma sistemi aynı kalırken, gözümüzün önündeki perdenin kalktığını söyleyebilirim.
Konuşuyor ama artık anlatmıyor
İlk oyunun hoşuma giden yönlerinden birisi de içerisinde bir hikâye anlatıyor oluşuydu. Küçük bir aile draması içeren hikâyesini görevlere yedirerek hem hayvan avlamak için belirli hedefler veriyor hem de bu sırada ruhsuz bir simülasyonda olduğumuzu unutturuyordu. Way of the Hunter 2 bunu yapmıyor. Artık hikâye görevleri yerine oyunun sistemlerini ve özelliklerini tanıtan birkaç NPC’den alabileceğimiz görevler bulunuyor. Basitçe “şu dürbünle hayvan avla, şu hayvanı vital organlarından vurarak avla” gibi “mmorpg görevleri” karşımıza çıkıyor. İlk oyundaki anlatının geride kalması nedeniyle Way of the Hunter 2 daha konuşkan olsa da temelde pek bir şey anlatmıyor. İlk oyunu oynamadıysanız, öğretici olarak görevleri yapmak yardımcı olabilir. Fakat ilk oyunu oynadıysanız, karakterlerin ne söyledikleriyle ilgilenmenize gerek yok. Tüfeğinizi alın ve kendinizi vahşi doğaya atın.

İlerleyiş daha da hızlandırılmış
İlk oyundaki yetenek ağacı, uzun oynanış sürelerinden sonra gerçekten etkili olmaya başlıyordu. Bu hala benim için olumlu bir konuydu fakat türe yabancı olup da oyunun cazibesine gelenler için engel olduğunu görmüştüm. Çağırma düdüklerinin ikinci kademelerini kullanabilmek için ilkini kullanıp 10 kez hayvan avlama gibi gereksinimler, topluluk tarafından doğrudan anlaşılamamıştı. İkinci oyunda NRG, bunu doğrusal bir sisteme dönüştürmüş. Artık seviye atladıkça puanlar kazanıyor ve puanlar karşılığında hayatınızı kolaylaştıran becerilerin kilidini açabiliyorsunuz. Aynı zamanda çağırma düdüklerinin her kademesini de ilk andan itibaren kullanabiliyorsunuz. İlk oyundaki koşul, bir noktada sürü yönetimine zarar verdiğinden dikkatsiz bir gününüzde haritadaki bir sürüyü çok kötü etkilemenize sebep olabiliyordu. Bu da oyunun ileriye doğru attığı akıllıca adımlardan biri olmuş.

Bu sefer görsel dilini beğenmedim
Way of the Hunter 2’de görmek isteyebileceğiniz çeşitli ipuçları artık ekran alanında değil, oyunun dünya alanında gösteriliyor. Yani bir hayvan izinin üzerine baktığınızda gördüğünüz küçük arayüz, dünya üzerinde çiziliyor. Hafif bulanık ve koyu renkli bir arka plan üzerinde ihtiyacınız olan metinleri görebiliyorsunuz. Ancak bunların okunabilirliği bana çok düşük geldi. Yani ekrana çizilen hallerinden çok daha mutluydum. Biraz oynadıktan sonra alışır gibi olsam da gözüm önceki halini aradı diyebilirim.
Sadece dünya alanında gösterilen küçük ipuçları değil, oyunun genel arayüz tasarımı da hoşuma gitmedi. Renklerin kullanımı, arayüzün yerleşimleri ve kısayol tuşlarını beğenmedim. Oyun sanki tüm alışkanlıklarıma ihanet ediyormuş gibi hissettim. Elbette bu, özellikle Way of the Hunter 2 gibi hafif tempolu oyunlarda zaman içinde alışabileceğimiz bir şey. Fakat ben bir devam oyunundan, kullanıcı deneyimi anlamında da alınmış derslerle ileriye doğru atılmış adımlar görmeyi beklerdim. Arayüz bu konuda beni hayal kırıklığına uğrattı.

Balistik fizikleri ilk oyundaki gibi muhteşem
Way of the Hunter 2, ilk oyunun balistik fiziklerindeki başarısını sürdürüyor. Mermilerin silahın namlusundan fırladığı andan itibaren simüle ediliş biçimleri oldukça detaylı. Başlangıç enerjileri, katettikleri mesafeye göre enerjilerinin düşmesi, rüzgârdan etkilenme ve mesafeye bağlı yükseklik kaybı gibi gerçekçi sistemlerin hepsi son derece yerinde. İlk oyunda da böyleydi. Bu nedenle çok uzak mesafelerden hayvanları avlamaya çalışmak hem riskli hem de çok cazipti.
Ses tasarımı fecaat
Av simülasyonlarında önemli hususlardan biri de ses tasarımıdır. Yürürken çevre ile etkileşime girdiğinizde çıkan sesler, hayvanların adım sesleri ve çıkardıkları diğer sesler iyi tasarlanmalıdır. Way of the Hunter 2, bu açıdan ilk oyunun belirlediği çıtanın dahi altında kalmayı başarmış. Gerçekten oynarken çok şaşırdım. Bir çalının içinden yürürken veya çalıdan çıktıktan sonra gelen sesler ve seviyeleri hiç durumla ilgili değildi. Çimenlerin üzerinde yürürken çıkan adım sesleri, hayvanların çıkardıkları adım sesleri ve bunların oyuncunun konumuna göre duyulma biçimleri çok kötüydü. Yani çoğu zaman bir hayvanın ne tarafta hareket ettiğini anlamak için uzunca dinleyip tahmin yapmak gerekiyor. Oyun bu konuda hiç iyi değil.
Tik, tak, teknik…
Way of the Hunter 2, teknik anlamda ilk oyunun bıraktığı adım izlerinin üzerinden yürüyor. Haliyle, onun düştüğü çukurlara da düşüyor. Arabaya binip tekrar indikten sonra yaşanan arayüz problemleri, karakterin minicik kayalara takıldığında olduğu yerde sürekli titremesi ve sürünerek ilerlerken uçuyor gibi görünmesi gibi sayısız sorun var. Bunların ne kadar göz önünde olduğu düşünüldüğünde de insanın aklına ister istemez “6 aylık erken erişimde kimse bunu görmedi mi?” sorusu geliyor. Çünkü bu oyun 6 aydır oyuncuların geri bildirimleriyle geliştirilmek ve test edilmek üzere özel bir süreçten geçti. Elimdeki sürümde bu hataların hiçbirinin olmaması gerekiyordu. Ancak var ve durum bu tarafta hiç iyi değil.

Karakterle ilgili olan sorunlardan bağımsız olarak hayvan davranışlarında da hatalar var. Vurulan bir hayvan bir anda hiçbir şey olmamış gibi sakin şekilde etrafta gezinebiliyor, sonra da kan kaybından aniden ölebiliyor. Çevresindeki hayvanlar da benzer şekilde panik içinde 10-15 metre koştuktan sonra bir anda sakin rutinlerine devam edebiliyorlar. Yani 10 dakika önce silah ateşleyip bir hayvanını avladığın sürü, bir anda hiçbir şey olmamış gibi gelip çim yemeye devam edebiliyor. Bunlar erken erişim sürecini geride bırakan bir oyunda yer almaması gereken cinsten hatalar.
Performansa gelecek olursak, bu tarafta da durum ilk oyundan farklı değil. Evet, Way of the Hunter 2 gerçekten tablo gibi bir oyun ve muhteşem görünüyor. Fakat talepleri de ona göre yüksek. Bilgisayar sistemimde Ryzen 5 5600X işlemci, RX 9060XT 16 GB ekran kartı ve 32 GB RAM bulunuyor. Oyunu yüksek ayarlarda FSR Native 1080p’de 45-50 FPS arası değerlerde oynayabildim. Herhangi bir işlemci darboğazı gözlemlemeksizin oyunda özellikle arazinin bölümleri arasında geçerken takılmalar da yaşadım. Çoğunlukla yaya seyahat ettiğinizde bu takılmalar minik ve nadir olsa da arabaya bindiğiniz anda her an çökme tehlikesi olan bir oyun oynuyormuş gibi hissediyorsunuz. Teknik tarafta oyunun çalışma performansından yana şikâyetim olmasa da kararlılık konusunda hala aşılması gereken dağlar olduğunu düşünüyorum. Ani takılmalar dışında mikro takılmalar da her an ve her saniye mevcuttu. Biraz daha optimize edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Uzun lafın kısası
Velhasıl kelam Way of the Hunter 2, av simülasyonları arasında tahtın yeni varisi konumunda. Ancak elinizi attığınızda pürüzsüz bir şeye temas etmeyi beklemeyin. Yine daha fazla optimize edilmesi gereken bir oyun ve çözülmesi gereken birçok hata var. Öte yandan gözümüzün önünden kalkan sis perdesiyle daha açık hale gelen sürü yönetimi sistemi ve kılçıksız balistik fizikleriyle, sorunlarından bağımsız olarak düşünürseniz tür içerisindeki en iyi oyunlardan biri. Zaman içinde güncellemeleri takip edip, eğer çok güçlü bir sisteminiz yoksa satın alım kararınızda bunu önceliklendirmenizi tavsiye ederim. Oyun iyi, fakat sizde iyi çalıştığından emin olmanız gerekecek.
Benim bu incelemede sizlere aktaracaklarım bu kadardı. Eğer aklınıza takılan sorular varsa, yorumlar kısmında paylaşmaktan çekinmeyin. Sevgi ve oyun ile kalın.


