| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Populus Run’ın PC inceleme kopyası, FIFTYTWO tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Selam! Bugün sizlerle oldukça renkli, müzikli ve eğlenceli bir yolculuğa çıkıyoruz. Yoksa oldukça sağlıklı mı demeliyiz? Mobilde fazlasıyla aşina olduğumuz rotada ilerleme odaklı oynanış, bu sefer karbonhidratlara ve sağlıksız yiyeceklere meydan okuyor. Bu sefer mobilden bilgisayara, ayaklarımıza kadar geldi! Daha önce mobile özel çıkan Populus Run‘ın bilgisayar sürümünü incelemek için kolları sıvadım. Tek kişilik yolculuğumuzda bizi daha neler bekliyor? Gelin, detaylarına bakalım.
Göbek şişmiş, kilo artmış mı? Hiç dert etmeyin: Sağlıksız yemeklere meydan okuyoruz, hep birlikte spora çıkıyoruz!
Populus Run, mizah odaklı ve kısa seviyelerle donatılmış birkaç bölümden oluşan bir aksiyon-koşu oyunu. Hypercasual türünden oldukça aşina olacağınız üzere karakterimiz çizgisel bir yolda otomatik olarak hareket ederken önüne türlü engeller çıkıyor. Bunları aşmaya ve ona eşlik edecek daha çok kişiye ulaşmaya çalışıyor. Tabii ki mobildeki bu yaklaşım, çoğunlukla basit bir oynanış amaçlıyordu. Anlaşılan Populus Run bunu daha kaotik bir oynanışı hedefleyerek ele alıyor, mizah ve müzikle harmanlıyor.

Müzikleriyle oldukça eğlenceli olan oyunumuz, sırf bu açıdan bile oldukça akılda kalıcı. Pastel tonları karakterlerimiz dahil oyunun seviye tasarımındaki her alanda bulunuyor. Her ne kadar huzur verici ve tatlı bir renk paletine sahip olsa da birtakım eksileri de var. Karakterlerimiz belli bir hızda otomatik olarak ilerlerken engeller hız kesmeksizin yolumuza düşüyorlar. Kimisi bize doğru yuvarlanıyor, kimisi bulunduğu yerde zıplıyor ve kimisi de öylece duruyor. İlerlediğimiz yollar düz ve kaydırak olarak kabaca ikiye ayrılıyor. Kaydırakta karakterimiz daha ivmeli bir hareket alıyor ve sağa-sola giderek engellerden kaçmamız gerekiyor.
Özellikle kaydırak sekanslarında değmememiz gereken bölgeler olduğunda bunları fark etmek çok zor olabiliyor. Çünkü hem kayıyoruz hem de önümüze çıkan hareket hâlindeki engeller oluyor. Engeller yalnızca bunlarla da sınırlı kalmıyor. Duvar gibi alanlara da çarptığımız takdirde hasar alıyoruz. Her hasar, insan topluluğumuzda kişi kaybı demek. Seviyeyi geçebilmemiz için en az bir kişiyi sona kadar götürmemiz şart. Ancak mücadelelere önem verirseniz her seviyenin kendi standartları bulunuyor. Belli sayıda karakteri sona götürme, belli sayıda puan toplama ve varsa özel karakteri yol üstünde bulup kilidini açma gibi şekilleniyor. Bunları yaparsanız o seviyenin zor modunu açabiliyorsunuz.

Birkaç seviyenin ardından bölüm, kendisine has bir bölüm sonu canavarı ile sona eriyor. Tabii ki de her bir bölüm sonu canavarı, kendisine özel bir müzik ile mücadelemize dahil oluyor. Zorlayıcı engellerden kaçınırken muhakkak topluluğumuzu ve yolumuzu gözlememiz şart. Merak etmeyin! Onca karmaşa içerisinde mağlup düşmeniz çok doğal. Bu nedenle gidişat içerisinde birçok kayıt noktası bulunuyor. Yine de olabildiğince hatasız ilerlemeye çalışmanızı tavsiye ederim. Birkaç defa mağlup olduğumda kayıt noktasında başlaması gereken oyun, hata sebebiyle tamamen kontrolümden çıktı. Mecburen uygulama dışından oyunu kapatmam gerekti.
Birçok kişide sorun olur mu, emin değilim ancak benim gibi olanlar olacaktır. Oyunun kamera sistemi benim için en büyük sorunlardan birisi oldu. Yolu değil de karakterleri ortaladığı için biz ne zaman hareket etsek oldukça ivmeli bir şekilde kamera da hareketleniyor. Zaten oyun hızlı ilerliyor ve bir sürü engel bulunuyor. Birazcık hareket hassasiyeti olan birisiyim ve şifayı kaptığım bir dönemdeyim. O nedenle aşırı zorlandım. Keşke yolu ortalasalarmış… İlla bizi takip edecekse de yoldan çıktığımız, yani mağlubiyetin kaçınılmaz olduğu anlarda olsaymış. Ya da oranını düşük tutsalarmış. Belki biraz daha uzaktan takip edersek de iyi olabilir. Kesinlikle benim gibi bazı kişilerin sorun yaşayacağını düşünüyorum.
Mizah dolu müzikal dakikalar: Diyetimiz için en sorun teşkil eden yiyecekler, bölüm sonu canavarı olarak bizi bekliyor!
Benzer bir sebepten dolayı oyunun bazen gidişatı takip etmeyi bıraktığı da oluyor. Birkaç defa aynı yerde sola dönülmesi gerektiğini göremedim ve karakter de otomatik olarak oraya yönelmediği için düşüp durdum. Bana kalırsa bu kadar sık engelin olduğu bir oyunda ya hareketler daha kolay olmalı ya da duvara tosladığımızda hasar almamalıyız. Evet, oyun kısa, bu bir noktada oyunun uzun olması da için de masum bir hile olabilir. Ancak bu tarz mücadele katan unsurların tek kişilik oyunlarda pek de motivasyon sağlamadığını düşünüyorum. Belki parti oyunu ya da iki kişilik yarış oyunu gibi bir yapıya çevrilirse, neden olmasın?

Oyunu sizler için klavye-fare ile de oyun kolu ile de denedim. İki şekilde de sorunsuz oynanıyor. Tuşların etkileşiminde bir sorun yaşamadım. Tabii, oyun koluyla biraz daha rahat olduğunuzu söyleyebilirim. Modellemeler oldukça şirin ve komik. Bu açıdan kesinlikle hakkının yenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ses ve modellemede işlerini hakkıyla yapmışlar. Engel gibi oyuncunun dikkat etmesi gereken unsurlarda biraz renk farklılığı sağlanırsa tadından yenmez. Kamera için zorunlu bir değişim yerine belki ayar konulabilir. Bu tarz küçük görülebilen özellikleri ek özellik olarak koymak bazen öngörülemeyen bir şekilde büyük olumlu sonuçlara sebebiyet verebiliyor. Bu da olsaymış öyle olurmuş.
Oyunun içerisinde sahip olduğu farklı eserlere atıfları takip etmek de oldukça eğlenceli. Oynayacak olursanız onlara da dikkat etmenizi tavsiye ederim. Yine de tüm bu dediklerime önem vererek sonucu size bırakıyorum. Bana kalırsa oyun bittiğinde ateşiniz varken görülen tuhaf rüya izlenimi yaratıyor. Onca engel arasından geçmeye çalışırken durum gerçekten bundan farksız oluyor. Devamlı “Bir sağa, bir sola, sonra da hopla!” diye devam ediyor. Rastgele atılan engeller doğru hizaya gelecek de, geçeceksin de… Orayı tekrar oynayıp durmak gerek. İlla eğlenceli olsun derseniz yanınıza birini oturtun, öldükçe oyunu dönün! Böylece tekrar oynanabilirlik daha motive edici olacaktır.
Başta da dediğim üzere, oyun aslında mobilde çoktan çıkmış. Bu incelemeyi neredeyse hazır ettikten sonra mobilde de bir şans vermek istedim. Bahsettiğim kamera unsuru mobilde sorun teşkil etmediği için büyük bir problem olmaktan çıktı. Hatta bu durum ortadan kalkınca diğer yakındığım çoğu durumu da görmez oldum. Tabii, ücretsiz olarak erişebildiğim yalnızca 4 seviye bulunuyor. Yüksek tempolu ve dinamik oynanışına rağmen mobilde gayet takip edilebilir bir akıcılığı olduğunu söyleyebilirim. Dilerseniz ilk mobildeki deneme sürümüne bakıp sonra bilgisayarda şansınızı deneyebilirsiniz.
Benim düşüncelerim bu şekildeydi. Umarım aklınızdaki sorulara çözüm olabilmişimdir. Olabildiğince oyun hakkında bilgi odaklı aktarım yapmaya çalıştım. Kısa bir oyun olduğu için elimden de ancak bu kadarı geldi. Aklınıza takılan bir şey olursa yine sizi yorumlara bekliyorum. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim! Bir sonraki oyuna kadar görüşmek üzere. İyi oyunlar ve sağlıcakla kalın.


