| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Assassin’s Creed Black Flag Resynced’in PlayStation 5 inceleme kopyası, Ubisoft tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Black Flag serideki en sevdiğim oyunlardan biridir. Aslında bana bu soru sorulduğunda genelde Assassin’s Creed II demeyi tercih ediyorum ama gönlümde bir köşede Black Flag’i de çok ayrı tutarım. Korsan temasını bu oyun kadar güzel işleyen başka bir yapım görmediğim gibi, aynı zamanda açık dünyasında sıkılmadan turladığım oyunlardan biriydi kendisi. Nitekim ben açık dünyaları artık eskisi kadar heyecanlı bulamıyorum. Assassin’s Creed Black Flag Resynced ise beni umutlandıran ama bir yandan da şüpheye düşüren bir izlenim vermişti. Yeni Assassin’s Creed’lerin havasıyla eski Black Flag’in birleşimi nasıl oldu? Gelin birlikte bakalım;
Black Flag “Remake” denebilir mi?
Aslında tam denemez. Bence bu oyun remake değil de daha çok remaster kafasında ilerliyor. Aslında her ikisinin de ortası desek pek yanlış olmaz herhalde. Grafikler tamamen günümüze yedirilmiş, oynanış elden geçmiş, hikâye korunmuş, animasyonlar hafif cilalanmış, görevlere dokunulmamış ve adı üstünde; Resynced. Her ne kadar günümüzden bir oyun oynuyormuş gibi dursa bile o eskiliği iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Dileyen remake desin dileyen remaster, ben bu ikisinin ortası olan ve Ubisoft’un koyduğu Resynced demeyi tercih edeceğim sanırım. Peki oyunda neler değişmiş?

Öncelikle en çok göze çarpan şey oyunun görselliği. Günümüz Anvil Engine motoru kullanılarak görsellik tamamen elden geçmiş durumda ve daha detaylı karakter modellemeleri bulunuyor. Tabii bunun yanı sıra mikro detaylı dokular ve yenilenmiş yüz animasyonları da günümüz teknolojisiyle birlikte bizlere sunuluyor. Kalbimi çalan şey zaten oyunun geçtiği atmosferdi her zaman. Bu sefer yine capcanlı Karayipler sahillerinde ve denizlerinde dolaşmak, özellikle yenilenmiş görsellik ile birlikte çok daha keyifli oldu, yalan yok. Yani Ubisoft’un yaptığı en mantıklı şeylerden biri şu oyunu günümüze adapte etmek. Orijinal sürümü oynayamayan oyuncular için Edward Kenway’in macerasını göstermek için büyük ve mantıklı bir hamle olduğunu düşünüyorum.
Assassin’s Creed serisi zaten genel açıdan görsel olarak her zaman güçlü olmayı başarmıştır. Son dönemlerde bunu biraz daha geri plana itseler bile özellikle Unity zamanlarında gerçek anlamda güçlü bir seviyede karşımızdalardı. Anvil Engine’in Black Flag Resynced’de karşımıza çıkarttığı görsellik de aynı o günlerdeki gibi güçlü ve görkemli. Karayipler’de her bir ada, şehir, uçsuz bucaksız denizler ve karakter gerçekten capcanlı görünüyor. Bununla birlikte elden geçen ve daha gerçekçi simüle edilen dinamik hava koşulları sayesinde de özellikle fırtınaya yakalandığınızda içinizi bir telaşe kaplayıveriyor. Gemiyle bir o yana bir bu yana sallanıyor, hortumlardan kaçmaya çalışıyor, şimşeklerin çaktığı ve dev dalgaların boğuştuğu denizlerde adeta hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Tabii bu süreçte minik detaylar da oldukça önemli bir yer kaplıyor.

Bir diğer kritik değişiklikler: Dövüş, gizlilik ve parkur sistemi
Evet, değişen önemli şeylerden biri de dövüş sistemi. Zaten yayınlanan fragmanlarda da bunu net bir şekilde söylediler ve gösterdiler. Orijinal sürümde counter tuşuna basıp Edward’ın otomatik öldürmelerini izliyorduk. Zincirleme infazlar ise benim hoşuma gidiyordu. Resynced’de ise artık giriş seviyesi hitbox tabanlı bir dövüş ekosistemi mevcut. Zamanlamalı parry sistemi ve aktif bir dodge mekanizması ile birlikte dövüşler hem daha akıcı hem de daha serbest hissettiriyor. Aslında oyunun ilk 4-5 saati ben bu sisteme pek alışamadım. Yani kalabalık düşmanlar bana fazla kolay gelmeye başlamıştı ve bu durum biraz canımı sıkmıştı. Çünkü ben biraz daha zor olmasını bekliyordum, özellikle kalabalık düşman grupları açısından. Ancak ilerleyen süreçlerde yeni açılan birkaç özellik sonrası iş daha da keyiflenmeye başladı yalan yok.
Ben normalde bir Assassin’s Creed oyununda gizlilikten yana olmak isterim. Öyle 10 kişiyle göğüs göğüse çarpışmak çok istemem. Nitekim Resynced içerisinde bu durum tamamen farklı oldu. Gizli gitmekten sıkıldım ve kendimi düşman gruplarının içerisine atmaya başladım. Bana sıkıcı ve kötü gelen combat gameplay, bir süre sonra aşırı akıcı ve eğlenceli gelmeye başladı. Yeni gelen combat animasyonları ile birlikte de akıcılığı resmen zirveye çıkarmış geliştiriciler. Bunu daha çok açık alanlarda değil de, gemi savaşlarında hissediyorsunuz bu arada. Birazdan bahsedeceğim gemi combat kısmında düşman gemisindeyken ve herkes birbirine girmişken yaptığınız “şov”, göze çok güzel gelmeye başlıyor.

Az önce gizlilik dedim, biraz da ondan bahsedeyim isterseniz. Assassin’s Creed oyunlarının bana göre olmazsa olmazı gizliliktir. Yani ben Origins ile başlayıp Odyssey ve Valhalla ile devam eden sistemden pek memnun değildim. Yani AC serisinden biraz kaydıklarını ve eski günlere dönmeye ihtiyaçları olduğunu düşünüyordum. Bunu biraz Mirage ile aşmaya çalıştılar aslında ama pek de başarılı olamadılar maalesef. Resynced içerisinde ise bu hissiyata biraz geri dönmüşler diyebilirim. Edward artık daha çevik ve gizli odaklı ilerleyebiliyor. Çalıların arasına saklanmak bir AC oyunu için normal gelebilir belki ama, bunu yapay zeka sistemini geliştirerek daha üst bir seviyeye taşımışlar. Yapay zeka diğer Assassin’s Creed oyunlarına göre bence biraz daha akıllı konuma gelmiş. Yine saçma sapan hatalar ile karşılaşıyorsunuz ancak özellikle gizlilik sekanslarında sizi hemen görüp aksiyon almaları bence olumlu bir gelişme. Böylelikle gizlilik geçişleri de daha akıcı bir seviyeye gelmiş durumda.
Tamam, gizliliği iyi bir noktaya getirmiş olabilirler belki ama ben parkur konusunda maalesef aynı şeyi düşünmüyorum. Özellikle orijinal tarafla kıyasladığımda pek fazla yenilik gördüğümü maalesef söyleyemem. Daha akıcı animasyonlar ve doğal geçişler hedeflenmiş ve böyle lanse ediliyor ancak bu her zaman gerçekleşen bir durum değil. Edward daha çevik bir hale gelmiş ancak parkur kısmında ben orijinalden farklı bir durum sezemedim. Animasyonlar bazen takılıyor ve bazen bitmeden başlayan halleriyle doğallıktan uzak bir görüntü çizebiliyor. Evet, yer yer daha akıcı hissettirdiğini söyleyebilirim ama genel yapıya bakacak olursak bahsedilen parkur akıcılığını ben yaşayamadım. Bir diğer hoşuma gitmeyen şey ise Edward’ın biraz boş hissettirmesi. Evet boş. Yani karakterin bir ağırlığı vardı orijinal oyunda. Şimdi ise daha çevik ve akıcı hissettirmesi adına içi boşaltılmış bir karakter gibi gözüküyor bana. Sağa sola dönüşleri çok smooth ve kendi etrafınızda daire çizerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Aslında bunu yazılara dökmek birazcık zor, göstermesi ise daha kolay. Yine de siz ne demek istediğimiz anlamışsınızdır diye düşünüyorum.

Orijinalinde de pek keyif almazdım: Gemi savaşları
Orijinal Black Flag içerisinde de gemi savaşları beni pek tatmin etmezdi. Yani çok ilgimi çeken bir konu değildi ve görev dışında isteyerek pek fazla gemi savaşına girdiğim söylenemez. Resynced içerisinde de bu gemi savaşları olayı benim pek fazla ilgimi çekemedi ancak ortada şöyle bir durum var; okyanus artık daha dinamik. Dalgalar ve hava koşullarını o kadar güzel yansıtmışlar ki oyuna (yukarıda da bahsetmiştim zaten) insan ister istemez aksiyona girmek istiyor. Bunun yanı sıra gemi hasar efektlerini de detaylandırılma işi gerçekten hoş olmuş. Özellikle gemi savaşlarında başınıza gelebilecek en korkunç şeylerden biri olan “ramming” hissiyatı, Resynced içerisinde çok çok iyi. Sizi ortadan yarmak için bodozlama üstünüze gelen bir geminin gösterdiği efektif şiddet ögeleri ve o anki atmosferin yarattığı duygu gerçekten çok tatmin edici.
Ama bunu bir kenara bırakırsak gemi savaşlarında (veya deniz savaşları siz nasıl derseniz) öyle çok fazla bir değişiklik yok. Yani orijinal taraftan hatırladığım kadarıyla ekstrem bir yenilik ve değişiklik söz konusu değil. Top atışları biraz daha tatmin edici ve en azından ateşlediğiniz zaman ayrı, düşman gemisini vurduğunuz zaman ayrı hissedebiliyorsunuz. Dediğim gibi dalga sistemi çok daha gerçekçi olduğu için özellikle savaşlar esnasında ya görüşünüzü kesen dev dalgalar oluyor ya da attığınız topları kesebilen dalgalar ile de karşılaşabiliyorsunuz. Yani çevre dinamiklerini de sadece combat ve parkur kısmına değil, aynı zamanda gemi savaşları kısmına da yerleştirmeyi başarmışlar.

Orijinal oyunda olmayan bir diğer yenilik ise gemi subayları. Geminize farklı subaylar alabiliyorsunuz ve her birinin hem özel yeteneği hem de savaş bonusu bulunuyor. Ayrıca bu subayların kendi yan hikâyeleri de mevcut ve onları oynayarak geçmişlerine dair ipuçlarını da görebiliyorsunuz. Tabii bu bana göre ekstrem bir yenilik değil, aynı zamanda aman aman aradığım bir özellik de değil. Hatta bu subayların hikâyeleri dışında ilgimi çeken bir “bonus” da olmadı maalesef. Ayrıca gemiye kedi ve maymun gibi evcil hayvanlar da alabiliyorsunuz 🙂
Dünya artık daha canlı hissettiriyor
Orijinal oyuna kıyasla Black Flag’in dünyası artık çok daha canlı hissettiriyor. Büyük şehirlerde daha fazla NPC ve yapay zeka kalabalığının yanı sıra gerçekçi bir çevre dinamiğiyle de karşı karşıyayız. NPC’ler artık kütük gibi sağa sola yürüyüp boş boş takılmaktan ziyade daha gerçekçi simüle edilmiş ve anlık tepkiler üzerine hareket edebiliyorlar. Limanlar artık daha yoğun, sanki birileri sürekli ticaret yapıyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu “hissettirme” bile oyunun daha canlı bir noktaya evrildiğini gösterebilir.

Yeni adalar ve bu adalarda yeni etkinlikler, yeni görevler, yenilenmiş keşif bölgeleri, farklı karşılaşmalar ve gerçek anlamda gelişmiş bir harita mevcut artık oyunda. Jackdaw ile bir yerden bir yere gitmek çok daha keyifli hissettiriyor yalan yok. Tayfanızın söylediği “Sea shanty”, yani müzikleri de sanki radyo çalar gibi kontrol edip değiştirebildiğiniz bir sistem de eklemişler yenilik olarak. Böylelikle rastgele söylenmesi yerine dilediğinizi dinleyerek yola çıkmanız mümkün oluyor. Ayrıca HUD değişikliği güzel düşünülmüş ve günümüze adapte edilebilmiş. Sadece haritanın yeni Assassin’s Creed oyunlarında olduğu gibi üst “compass” bar kısmında olmasını pek sevemedim ben. Bana biraz karışık geldi. Eskiden ne güzel minimap şeklinde sol alttaydı. Ayarlardan değiştirmeye çalıştım ama bulamadım (muhtemelen yok çünkü)…
Genel bir toparlayalım şurayı
Değişen şeylere ne dedik; görseller, combat sistemi, gizlilik ve parkur mekanikleri, su fiziği, dinamik hava koşulları, yeni subaylar ve evcil hayvanlar. Bunların hepsi iyi hoş. Yani elbette yenilikler şart, aksi takdirde biraz saçma olurdu. Peki ya oyunun performansı? Optimizasyon nasıl mesela? Hatalar var mı? Bu kadar yenilik getiriyorsanız bence buna da dikkat etmeniz gerekiyordu. Ben oyunu PlayStation 5 üzerinden oynadım. Performans modunda 60 FPS alabiliyorum. Quality modunda ise sabit 30 FPS görüyoruz diyebilirim. Öyle grafik takıntısı olan bir adam da değilim bu arada. Yani saç ve sakalların hafiften pikselleşmesi veya çok uzaktaki nesnelerin blurlanması benim için yüksek bir engel teşkil etmiyor. Resynced içerisinde de böyle bir durum söz konusu değil pek tabii ama oyunda genel bazda bazı hatalar mevcut.
Hızlı yükleme ekranları iyi hoş ama bazen öldüğünüz ve yeniden başlamaya girdiğinizi bir görev esnasında yükleme ekranından sonra oyun siyah ekran verebiliyor. Bazen bu görev başlıyor, ama konuştuğunuz karakter ortada olmayabiliyor. Bu tarz minik oyun içi hatalar da söz konusu. Gerçi biz bunlara alıştık artık ama yine de olması pek hoş değil tabii. İlk gün yaması ile birlikte bu hataların büyük bir çoğunluğunun giderileceğini de düşünüyorum aynı zamanda.

Valla Assassin’s Creed Black Flag Resynced beni nostaljiye taşıyan bir oyun olmayı başardı. Orijinal versiyonu da severek oynayıp birkaç kez de bitirmiştim. Şimdi günümüz teknolojisi ile donatılmış ve daha güzel gözüken grafiklere sahip olan bir halini deneyimlemek güzel hissettirdi. Zaten Black Flag dışında adam akıllı korsan oyunu da gördüğümüz yok doğrusu. Bu sebeple ona “kıymetlimisss” şeklinde özen göstermeliyiz diye düşünüyorum. Eksiklikleri ve hataları var ancak işin özüne baktığımızda ortada eğlenceli, ve capcanlı bir Karayipler bulunuyor!


