Soulslinger: Envoy of Death Erken Erişim İnceleme

Paylaş

Rogue-lite türündeki oyunlara olan mesafeli yaklaşımımı kıran Soulslinger: Envoy of Death incelemesi ile karşınızdayım dostlar. Son zamanlarda oynadığım şüphesiz en keyifli ve etkileyici oyunlardan birisi olmayı başardı kendisi. Ruhları topla, öl ve tekrar dene. Bu oyunun bir sonu yok gibi ama bağımlılık yapmasını da çok iyi biliyor.

Soulslinger: Envoy of Death klasik bir Rogue-lite oyunu

Denerken öldüğünüz fakat hiç yılmadığınız Rogue-lite oyunları ile pek aram yoktur. Şayet sabırsız bir oyuncu olduğum için bu türe pek sıcakkanlı olamıyordum. Ancak Soulslinger: Envoy of Death, bu zincirleri kırmama yardım etti diyebilirim. Klasik bir FPS oyunu gibi görünen yapım, Rogue-lite temellerini çok başarılı bir şekilde alıyor ve oyuna yediriyor. Hem bağımlısı yapıyor hem de sürekli denemenize teşvik etmeyi başarabiliyor. Ayrıca ilgi çekici de bir hikayesi bulunuyor.

Soulslinger: Envoy of Death İnceleme
Soulslinger: Envoy of Death, vahşi batı temasındaki bölümleriyle dikkatleri üzerine çekiyor.

Zincirlerinden kurtularak serbest kalmayı amaçlayan ve bu yüzden ruhları toplayan acımasız bir örgüt “Kartel” ile kıyasıya rekabete giriyorsunuz. Aslında oyuncular da bir ruh olarak sayılıyor fakat elinde silah olan ve yetenekleriyle rakiplerine büyük bir üstünlük kurabilecek potansiyele sahip. Yanımızda “Ölüm” ile birlikte Kartel’i durdurma ve ve hikayeyi açığa çıkarmaya çalışıyoruz. Elbette bu süreçte karakterimizin kendi istekleri ve çıkarları da bulunuyor. İşte bu yüzden hem işbirliği yapmalı hem de karşı koymalısınız!

Rogue-lite türünün klasik özelliklerini alan oyun içerisinde deneme-yanılma yöntemiyle bölümleri geçmeye ve klasik olarak bölüm sonu canavarına ulaşmaya çalışıyoruz. Bölümler içerisinde her ölüşümüz bizi oyunun başına geri atıyor, burada karakterimizin yeteneklerini geliştiriyor veya teçhizatımızı güçlendirebiliyoruz.

İçerik az olsa bile mevcut olanı sizi gayet tatmin ediyor

Soulslinger: Envoy of Death içerisinde yukarıda bahsettiğim gibi pek fazla çetrefilli olmayan ama doyurucu bir hikaye ve tatmin edici oynanış yer alıyor. Bölüm sayıları biraz kısa fakat zorlayıcı olabiliyor. Bu sebeple karakterinizi iyi geliştirdiğinizden emin olmadan oyuna başlamanızı pek tavsiye etmiyorum. Ayrıca ‘Vahşi Batı’ temasını benimseyen haritalar içerisinde rastgele ortaya çıkan düşmanlar ile savaşırken kazandığınız materyalleri harcarken de oldukça dengeli olmanız gerekiyor. Çünkü çoğu yeteneğin bir iyi yanı bir de kötü yanı bulunuyor. Bu sebeple oyun içerisinde her şeyi dengede tutmanız ve hesaplı bir ilerleyiş sağlamanız gerekli.

Henüz Erken Erişim arifesinde olduğu için içerik anlamında biraz kısıtlı olsa bile saatlerce başında tutan oyun temeline sahip olduğunu söyleyebilirim. Zaten geliştirici ekip, ilerleyen süreçlerde getirecekleri güncellemeler ile birlikte oyuna daha fazla içerik eklemeyi planladıklarını söylüyor. Örneğin yeni silahlar ve karakterimizin kullanabileceği yeni yetenekler oyuna eklenecek. Şu süreçte 3 farklı silah ve birbirini tekrar eden 5-6 farklı yetenek haricinde pek fazla materyal bulunmadığını söylemem gerekiyor.

Soulslinger: Envoy of Death İnceleme
Ölüm ekranı.

Oyun içi yetenekler ve bölüm tasarımları

Aslında oyunun temeli gayet basit. Bir bölüme giriyorsunuz, bu bölümde düşmanlar ile karşılaşıyorsunuz, daha sonra para ve birtakım minik özellikler kazandıktan sonra seçeceğiniz bir portal içerisinden diğer bölüme geçiyorsunuz. Bu döngü ilerliyor ve sonunda ilk ara boss’a ulaşıyorsunuz. Portal içerisinden geçmeden önce karakterinize alabileceğiniz veya oyun sonunda kullanabileceğiniz yetenek geliştirmelerinin ana materyallerini toplama şansınız var. Örneğin “toxic” portalından geçtiğinizde ve o bölümü tamamladığınızda karakterinize o oynanış içerisinde kullanabileceği kalıcı olmayan bir yetenek kazandırıyorsunuz.

5-6 farklı bölüm tasarımı bulunan oyun içerisinde genelde düşmanların nereden çıkabileceğini veya hangi tarzda size saldıracağını bir müddet sonra anlayabiliyorsunuz. Özellikle oyunun en başında bu durum sizi bir hayli zorlarken, artık alışma sürecini geri bıraktığınızda ise çok daha kolay bir şekilde bölümleri geçebiliyorsunuz. İlk ara boss’a ulaştıktan sonra ise ana boss’a gitmek için yine belirli bölümleri arkanızda bırakmanız gerekiyor. Ancak bu sefer hem düşman çeşitleri hem de sayıları artış gösteriyor.

Öte yandan oyunun Unreal Engine motoruyla aldığı güçlendirmeden de bahsetmek istiyorum. Özellikle yine son dönemlerde oynadığım yapımlar arasında açık ara en iyi görselliğe sahip oyunlardan birisi. Kaplamalar bir hayli hoş ve ışıklandırmalar gerçekten mükemmel görünüyor. Karakter tasarımları ve animasyonları için aynı şeyi söylemem çok zor ancak atmosfer bakımından oyunun iyi bir giriş yaptığını düşünüyorum.

Erken Erişimde çıkış yapan Soulslinger: Envoy of Death incelemesi ile karşınızdayız. Klasik Rogue-lite temellerini baz alan oyuna bakıyoruz.
Görsel açıdan gerçekten güçlü duruyor.

Erken Erişim süreci boyunca takipçisi olacağım

Normalde oyunlara pek fazla geri dönüp bakma fırsatına sahip olamıyorum ancak Soulslinger: Envoy of Death gerçekten merakımı cezbeden bir oyun oldu. Harika görünen görselliğinin yanı sıra eğlenceli bir oynanış sunması da onu iyi yapan nedenlerden sadece bir tanesi. Ancak gelecek güncellemeler ile birlikte oyuna çok daha farklı içeriklerin eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü şu haliyle belirli bir süreden sonra sıkıcı ve tekrara düşen bir yapıya sahip gibi gelebilir.

Şayet oyunu almak ve Erken Erişimini deneyimlemek istiyorsanız güzel bir tercih yapacağınızı söylemek istiyorum. Pişman olacağınızı pek sanmıyorum ancak yukarıda bahsettiğim gibi yeterli güncelleme ve içerik yeniliği almadığı sürece 5-6 saat sonunda tekrara düşen bir oyun yapısıyla karşılaşmanız çok olası duruyor.

Atakan Gümrükçüoğlu
Atakan Gümrükçüoğlu
Babadan gelme video oyun tutkunluğumun önüne geçemiyor, yazdıkça yazıyor ve en sonunda tekrar oyun oynuyorum. Fighting Force ile başlayan maceram günümüz popülaritesine kadar uzanıyor...
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi: