Riven İnceleme

Başkasını bulmaya çalıştığımız yolda kendimizi kaybetmek...

Paylaş

Merhabalar. İlk oyunuyla birlikte döneminin en iyi bulmaca-macera oyun serilerinden birisi olarak öne çıkan Myst serisine aşina mısınız? Değilseniz bile merak etmeyin! Bugün ben de sizlerle birlikte seriye, serinin ikinci oyunu olan Riven’la birlikte ortadan giriş yapmış bulunuyorum. Bu yeniden yapım- yeniden oluşturma oyunun seriye giriş için basamağınız olabileceğini düşünüyorsanız hazır olun, elinizi ekrana koyun ki hemen bu gizemli adanın içerisine çekilelim ve Riven incelememize başlayalım.

Riven İnceleme
Riven İnceleme

Myst serisi ve önemi

1993 yılında serinin ilk oyunu olarak çıkan Myst, oyun dünyasında oldukça ses getirmiş bir yapım. Eski oyunculara sorarsanız oldukça aşina oldukları bu yapım sonradan kitaplaştırılarak roman okuyucularına da hatrı sayılır bir eser olarak sunulmuş. Bu bilgiyi daha önceden bilsem iyi olurdu aslında. Sizlere bu incelememden çok daha öncesinde oyundan farklı eserlere dönüştürülen yapımlarla ilgili bir liste hazırlamıştım. Ama bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır! Bu oyun listede bulunmuyor ama hayalimde artık “artı bir” olarak kesinlikle yer edindi. Neyse efendim, biz konudan sapmayalım. Çünkü hikâye yeterince kafanızı karıştıracak, benden söylemesi.

Siz deyin bilim kurgu, ben diyeyim fantastik… Her şekilde kesinlikle macera türüne sahip hikâyesiyle Myst; kabataslak şekilde, içine çekildiğimiz kitaptan yol aldığımız devasa bir evren diyebilirim. Kitap serisinde nasıl anlatılmıştır bilmem, muhtemelen oyunlardaki hikâyenin detaylandırılmış hâlidir, fakat Riven’ı oynamış birisi olarak söyleyebilirim ki o zamanlar insanların bu kadar heyecanlanmaları boşuna değil! O zamanın grafikleri, bilgisayarların ve konsolların kalitesini düşünecek olursak döneme göre oldukça gerçekçi ve bulmaca oyunu olarak büyük bir evren sunmayı başarmış bir seri. Elbette üstüne tıklamalı oyunlardan olması sahne-sahne gösterimle günümüzde her oyuncuya hitap edecek bir yapı sunmuyor. O yüzden yapımcılar ne yapmış, herkese hitap edebilecek şekilde oyunu elden bir güzel geçirmişler. Böylece oyun günümüz grafikleriyle gayet güzel, birinci şahıs kamerasıyla etrafta serbestçe gezebildiğimiz ve tıklayarak eşyaları hareket ettirdiğimiz modern bir bulmaca-macera oyununa dönüşmüş.

Meraklısına: Myst serisinin Myst, Riven, Myst III: Exile, Uru: Ages Beyond Myst, Myst IV: Revelation ve Myst V: End of Ages olarak 6 oyunu; Book of Atrus, Book of Ti’ana ve Book of D’ni olarak da 3 kitabı var.

Riven İnceleme
Riven İnceleme

Modernlik midir yeniden yapımı modern yapan, yoksa yeniden yapım mıdır moderni modern yapan…?

Tamam, tamam, sizi duyuyorum. Eski yapımların günümüze uyarlanma örneklerinde gerçekten büyük firmalar olmadığı takdirde geliştirmelerinin bir sınıra sahip olduğunu kısmen gördük. O nedenle sorgulamanız çok normal. Bu oyunun VR desteğinin de olduğunu fakat benim öyle bir teçhizatım olmaması nedeniyle normal bilgisayar ekranında oynadığımı belirtmem gerek. Yeniden yapım süreci genel olarak başarılı bir iş çıkarmış ama benim canımı sıkan birtakım kısımlar olmadı değil. Bunun modernlikten ziyade oyun yapısındaki seçimlerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Tabii biraz takdire de kalmış bir durum.

Her oyun zaten herkese hitap edemez. Hâl öyle ki tür içinde bile kimine hitap etmeyen, kimine hitap eden oyunlar oluyor. Bu seriyi öyle bir konuma koyarsak fena olmaz gibi. Bu kötü demek değil tabii ki de, aksine, seriyi kesinlikle farklı kılan özelliklerden diyebilirim. Daha fazla genel konuşmaya gerek yok bence. Biraz daha detaylara, adaların derinliklerine yol almaya koyulalım.

Oyunumuz; Atrus’un bize yapmamız gerekenleri kısmen söylemesi, bir şeylerin yeniden başlaması ve kitabın içine çekilerek boyutsal olarak başka bir evrene geçişimizle başlıyor. Durum tam olarak Atrus’un eşi Catherine’in, Atrus’un babası tarafından kaçırılmasından ve bizim onu kurtarma çabamızdan ibaret diyebiliriz. Yani amacımız Catherine’i kurtarmak ve Atrus’un babası Gehn’ın kötücül planlarını sabote etmek veyahut durdurmak. Riven, içerisinde birçok adanın bulunduğu büyük bir yerleşke olarak karşımıza çıkıyor. Adalar arası boyutsal olarak geçiş alanları olduğu gibi özel araç mekanizmaları da bulunmakta. Bu süreçte adalarda bizi bambaşka gizemler ve bulmacalar bekliyor.

Oyun haritasının genişliği ve muhtemelen oyuncunun özgür hissetmesini engellememe istekleri sebebiyle ne yazık ki yakın zamanda gördüğüm en uzun yükleme ekranına sahip oyun olarak hafızama kazınacak bir oyun oldu Riven. Tek yüklenişte kocaman bir alanı bize sunma düşüncelerinin yetersiz kaldığını kimi zaman ilerlerken yüklenmemiş görüntüler sebebiyle düşeceğimi sanıp paniklediğim anlar ve yükleme kısmı olduğunu fark ettirmemek için koyulan geçiş alanları da kanıtlıyor. Buradan itibaren değineceğim kısım biraz daha sübjektif kalabilir, o nedenle benim gibiyseniz sadece dikkate almanızı rica edeceğim.

Riven İnceleme
Riven İnceleme

Yürüme simülasyonu mu, bulmaca oyunu mu?

Bu oyun, yapısı gereği yürüme simülasyonu tarzında bulmacaları çözmemiz için biz oyuncuları yönlendiriyor ve kocaman alanda ortaya bırakıyor. Oyuncuyu fazla özgür bırakması nedeniyle çoğunlukla “Etrafta bulmaca var ama çözülüyor mu anlamadım,” düşüncesiyle boş boş gezindiğiniz kısımlar içerisinde kendinizi bulabilirsiniz. Ya da tam tersi “Bulmaca var diye uğraştım o kadar ama hiçbir şey değilmiş,” hayal kırıklığına da uğrayabilirsiniz. Farklı adalarda farklı bulmacalar ve oluşumlar sizi bekliyor. Oyunda yürünecek yer çok var ama dürüst olmak gerekirse bir süre sonra oyunun geniş haritası bende doluluk değil, aksine, boşluk hissi oluşturdu. Nereye gittiğinizi bilmeden ilerlediğiniz bir labirent gibi.

Bulmaca oyunu dendiğinde benim kafamda canlanan şey oturup gerekirse not ala ala, gerekirse de dakikalarca aynı sorun için ekranla bakışacağım oluşumdur. Başım ağrıyacaksa da bulmaca sebebiyle ağrımalı diye düşünüyorum. Fakat bu oyunda birkaç senedir hiçbir şekilde benim kapımı çalmamış bir unsur aniden beliriverdi: Zaman kaygısı. Evet, yanlış okumadınız. Bu oyun bende zaman kaygısı oluşturdu. “Bu ne zamanlar ortaya çıkıyor,” derseniz: Bir şeyi vakit kaybı gibi hissettiğimde beynimin bana sinyal vermeye başladığı zamanlarda oluyor ve bu oyun da bana aynen böyle hissettirdi.

Sonuçta bu bir bulmaca oyunu ve ben bulmaca çözmek istiyorum. Bulmaca sandığım birçok şeyin bir hiç olarak önüme konduğunu, aksine, bulmacalarınsa gözünüzden kaçacak kadar minik ürünler serisi olduğunu fark ettim. Bir şey çözülemiyor mu? O zaman mutlaka daha iyi bak. Gözünden kaçan minik bir düğme gibi bir şey mutlaka vardır. Buldun mu? Aferin, bulmacayı çözdün! Tamam, çok da abartmayayım ama gerçekten oyunun büyük bir kısmı bundan ibaret. Hatrı sayılır kalitede bir bulmaca ne yazık ki yoktu. Dönemi için muhtemelen ideal, günümüz içinse zayıf bir zorluğa sahip diyebilirim. Oyunun orijinalliğini korumak için o kadar uğraşmışlar ki oyuncu dostu olması açısından el yazısıyla yazılmış kâğıtların rahatça okunabilir bir versiyonunu eklemeye bile tenezzül etmemişler. Gözü bozuk olan insanların kesinlikle çok rahat ederek oynayabileceklerini düşünmüyorum. Ben bulmaca oyunlarını gece de oynamayı seven birisiyim, Riven’ı bu sebeple çok da yorgun gözlerle oynanmaya uygun görmedim.

Başka bir durumsa bir yerden bir yere giderken gerçekten çok uzun zaman geçmesi. Kısa yol diye oyunun bize sonradan açtığı fiziksel ya da boyutsal geçiş gibi olan kestirmeler bile asla kısa yol değil. Bir kere zaten oyunun harita yapısı genel olarak çok kafa karıştırıcı. “Neyi ne zaman yapmam lazım, gözümden ufak bir şey mi kaçtı,” diye defalarca aynı yeri gidip gelmekten insana daral geliyor. Neyse ki kayıt dosyalarınızı dilediğiniz zaman dilediğinizce düzenleyebiliyorsunuz. Otomatik kayıtları olduğu gibi çıkmak istediğiniz zaman kendiniz de kayıt alıp serüveninize o anlığına son verebiliyorsunuz. Gerçekten şu oyunu oynayayım diye kaç defa bilgisayarın başına oturdum, her seferinde baş ağrısıyla oyunu kapattım. Doğru dürüst bir bulmaca da aklımda kalmadı. Bulmaca oyunlarını gerçekten çok seven bir insan olarak benim bu oyunla yıldızım gerçekten hiç uyuşmadı. Fakat bu incelemeyi de tam bu sebepten yazıyorum, o nedenle bir sonraki konu daha önemli diye düşünüyorum.

Riven İnceleme
Riven İnceleme

Benim dediğimi yap, yaptığımı yapma: Bu oyun nasıl oynanmalı?

Riven, zor bulmacalarla doldurulmuş ve insanın beynini kulaktan akıtacak yapıda bir oyun değil. Dünyası büyük, dolaşması zaman ve sabır istiyor fakat gözlerinizi dört açarsanız bir sorun yaşamazsınız. Her koyulan şey bulmacanın parçası değil fakat tekrarlayan birçok şey bulmacanın kendisi olabiliyor. Görsel açıdan çok oyuncu dostu olmaması sebebiyle etrafa dikkat etmenizde ve karakterinizin yol harici gidebileceği arazileri zorlamasında fayda var. Öyle ki bazen gözünüzün önündeki gidişatı göremediğiniz için dakikalarınızı verdiğiniz olabiliyor. Siz benim yaptığımı yapmayın. Çizgisel bir yapıya sahip olmayan oyunda çizgisellikle uğraşmayın. Fakat daha güzel bir deneyim istiyorsanız da tıklamalı oyun türünde olan ve günümüzde görselliğiyle gayet yeterliliğini koruyan orijinal 1997 yapımı Riven’ı oynamanızda fayda var.

1997 yapımı Riven'ın yeniden yapımını merak edenlere: Riven İnceleme yazımız sizleri bekliyor!
Riven İnceleme

Görsellik, müzikler ve atmosfer… Bu oyun ne kadar Riven?

Zamanında orijinalinin de hakkını gayet verdiği görsellik, müzik ve atmosferi bence bu yeniden yapım da gayet başarılı şekilde yapmış. Şahsen ben grafik ve yüz animasyonlarında “Elimi uzatsam içine çekileceğim,” kadar gerçeklik hiçbir zaman aramıyorum. O kadar mükemmel bir iş varsa zaten muhakkak o içeriğin namını o şekilde duyuyor oluyorsunuz. Önemli olan bence grafiklerinin ve animasyonunun bir oyun için yeterli olup olmaması. Ve Riven için ben bunun yeterli olduğunu düşünüyorum. Oyunun yine de orijinaline sadık kalma isteği sebebiyle kimi zaman animasyonlarda kaba saba gelen anlar yaşamanız mümkün olacaktır ama benim gözüme çarpan şeylerde sorun yaşamazsanız bir problem arz edeceğini zannetmiyorum.

Atmosfer açısından iyi iş çıkardıklarını düşünüyorum. Denizin görüntüsü, ışıklandırma ve birçok konuda hoş bir manzara bizi bekliyor. Müzik konusunda kimi zaman bir yerden bir yere boş boş yürürken ve bu bahsettiğim zaman kaygısının nüksettiği vakitlerde oyunun fazla “kendi başınasın” hissini verdiğini fark ettim. Bu birazcık rahatsız etti. Belki de günümüz oyunlarında konuşma sesi duymaya çok alıştığımızdan olacak, fazla sessizlik bir süre sonra rahatsız edebiliyormuş. Tabii bu sizi ne kadar etkiler, bilmiyorum. Bir ara bu oyuna tekrar bir dönüp bakarım diye düşünüyorum ama şu an dürüst olmak gerekirse düşünmek bile istemiyorum.

“Bende mi sorun var,” diye de düşündüm. Normalde yürüme simülasyonu tarzı oyunları seven birisiyim, hâliyle burada beni tam olarak neyin ittiğini de anlamaya çalıştım. Bu yeniden yapıma olumlu yorum yapan kişilerin genel olarak orijinalini zamanında oynamış kişiler olduğunu görmek bende belki de bu oyunun yeni kişilerin seriyle tanışması için yapılmasından ziyade, nostalji arayan daha yaşça büyük kişiler için olduğu düşüncesini uyandırdı. Doğru mudur, değil midir, bilmiyorum. Ama nedense orijinalini oynasam daha çok severmişim gibi hissediyorum. Normalde amele gibi diyebileceğimiz devasa çok oyunculu oyunlardaki “10 inek öldür,” “20 bitki topla,” görevlerini gayet severek yapabilen bir insanın bir yerden bir yere on defa gittiği için bir oyunda zaman kaygısı yaşamasının başka sebebi kafamda oluşmadı.

Orijinal oyununda olduğu gibi birkaç tane sonu, hikâye işlenişi ve harita yerleşimini hesaba katacak olursak oldukça “orijinaline sadık” bir yapım olan Riven hakkındaki düşüncelerim bu şekilde. Orijinalini oynayıp sevdiyseniz bence şans vermenizde hiçbir sakınca yok. Fakat benim gibi düşünenlerdenseniz bence biz orijinalini oynasak biraz daha rahat ederiz gibi duruyor.

Son söz:

Farklı bir bilim kurgu-fantastik evren deneyimi istiyorsanız kocaman arazide gezinirken atmosferinin içine çekileceğiniz Riven, size hikâye ağırlıklı bir bulmaca serüveni sunuyor. Yüksek dozda bulmaca arayanlar, daha sabırsız oyuncular ve yürüme simülasyonu tarzıyla pek yıldızları uyuşmayanların çok hoşuna gidebilecek bir yapım değil. Fakat ilginizi çektiyse göz atmanızda da fayda var.

İdil Barbaros
İdil Barbaros
Kendimi bildim bileli oyunlar içerisinde büyümüş birisi olarak bu sevdamı hâlâ ilk günkü gibi korumaktayım. Öyle ki gelecekte kendi oyunumu yapma hevesiyle adım adım ilerlediğim bu yolda, her daldan oyunları tecrübelemeye ve başkalarına biraz dahi olsa katkım olması için çalışıyorum.

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi: