| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Yerba Buena’nın PC inceleme kopyası, Focus Entertainment tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Selam! Bugün, daha önceden ön incelemesini yaptığım Yerba Buena‘nın tam sürümü için karşınızdayım. 1970‘lerin nostaljik atmosferini bulmaca odaklı ilginç bir hikâyeyle buluşturan bu macera oyunu, eşsiz ögeleriyle radarınıza girmiş olabilir. Ya da tamamen şans eseri şu an sitemizde tıklamış da olabilirsiniz. Kim bilir, belki bunların hepsi kodlamada öngörülememiş bir hatadan ibarettir. Ya şu an bir oyunun içindeyseniz ve oyuncu dışı karakterseniz (NPC)? Yerba Buena, bu tarz bir temayı bizlerle buluşturuyor. Bakalım, kendi içerisinde bunu tam olarak nasıl işliyor.
“Oyun bitti”: Terk edilmiş bir oyunun içindeki oyuncu dışı karakter (NPC) olduğunuzu fark etseydiniz, nasıl hissederdiniz?
Karakterimiz Barb, hayatı pek yolunda gitmeyen ancak kendi hâlinde geçimini sağlamaya çalışan birisidir. Bulunduğu şehirdeki Yerba Buena parkı, Barb tarafından düşmanca lanse edilen teknoloji devi tarafından işgal altında. Halk isyanda! Peki tek sebebi bu mu? Şehir, ardında çok daha büyük gizemler saklıyor. Oyunun ilk anlarından itibaren karşılaştığımız bozulma durumları, eşyaların ve hatta insanların bile yapısını bozuyor. Sanki her şey kodlamayla oluşturulmuş gibi hissettiriyor. Ön incelememde değindiğim üzere, T-Pose‘da duran karakterden tutun binanın oluşumuna değin oyunda bunu gözlemleyebiliyorsunuz. Yani şehrin, daha doğrusu Barb’ın dünyasını bu durum gitgide etkisi içerisine alıyor.

Günlerden bir gün, talihsiz hayatında yine benzer bir akışta ilerlerken Barb‘ın dünyasına dahil oluyoruz. “Daha kötü ne olabilir ki?” sorusunun cevabı her zaman daha kötüsü olduğudur ya, hah, Barb için o gün aynı buna karşılık geliyor. İş görüşmesine yetişemiyor, buna sebep olan bozuk bisikleti neyse ki iyi bir sonuç doğurdu diyoruz: Taksici arkadaşına denk geliyor, onunla bir yolculuğa çıkıyor. Henüz hayatına dahil olmuşken hakkında bir şeyler öğreniyoruz, diyoruz, hemen ardından arkadaşı kaçırılıp rehin alınıyor. Kim tarafından dersiniz? Oyuncu tarafından!
Sürprizi bozmadım, merak etmeyin. Bu, oyunun ilk kısımlarından açığa çıkan bir durum. Yerba Buena; bulmaca ögelerini ilginç hikâyesinin deneyimlenme aracı olarak bizlere sunuyor. Yıllar önce yapımı terk edilmiş bir oyunun içerisinde yaşayan oyuncu dışı karakter olduğumuzun bilinciyle yola koyuluyoruz. En azından hikâye böyle başlıyor. Neticede, yıllar önce yapımı terk edilmiş olsaydı bu oyuncunun şu anda burada işi ne?

Oyun boyunca “Bu oyuncu nedir, biz kimiz, neyin nesiyiz?” gibi birçok soru işaretleriyle donatılıyoruz. Bunları çözmek bize ve bu yolda bize eşlik eden Osilatör‘e kalıyor. Oyunun ilk sahnelerinden elde ettiğimiz Osilatör, oldukça kendine has mekaniklere sahip bir bulmaca aracımız. Yerba Buena‘yı oldukça kendine has bir noktada konumlandıran yegane mekanik de budur: Osilatör, eşyaların yapmakta olduğu hareket özelliklerini alıp başka bir eşyaya entegre edebiliyor. Yani bir eşyayı fiziksel anlamda manipüle ediyor. Oyunun kilit noktası olan bu mekanik, birçok sorunla çözümü aynı anda getiriyor.
Silah aracılığıyla bulmaca çözme mekaniği dendiğinde aklıma gelen ilk örnek Portal serisidir. Kapalı ve çoğunlukla küçük alanlarda, öngörülene değin komplike ancak sistem olarak oldukça basite indirgenebilecek pürüzsüzlüğe getirilmiş bir örnektir. Defalarca bitirdiğim için bu konuda ne kadar başarılı olduğunu her şekilde vurgulayabilirim. Elbette ki benzer bir bulmaca yapısıyla karşılaşmak isterim. Yerba Buena, özellikle eğitim sekanslarında bana bu havayı oldukça yansıttı. Ancak bu tarz oyunlardan ayrılan çok net yanları var. Ve bunların en çok vurgulanması gereken yerler olduğunu düşünüyorum.
Hep biz mi eşyalara uyacağız? Biraz da onlar uysun! Eşyalara boyun eğdiriyoruz, kodlamalar aracılığıyla isyanımızı duyuruyoruz
Osilatörle etkileşime girebileceğiniz eşyalar sınırlı. Evet, görüş alanınızda yakında kalan her hareket hâlindeki eşyanın özelliğini silaha aktarabiliyorsunuz. Ancak manipüle edilebilir eşya sayısı oldukça kısıtlı. Bunları tarama özelliğinizle kolayca bulabilirsiniz. Tarama özelliği, oyunda Osilatör‘den çok kullanacağınız tek özellik olabilir. Zira komplike tasarım, benzer renk paletleri ve sık eşya yerleştirme gibi durumlar, çoğu seviyede gözünüzün eşya ayrıştırmasını zorlaştırabiliyor.

Oyun boyunca çoğunlukla açık alanlarda ve fazlasıyla hareket hâlinde bulmacaları çözmeye çalışacaksınız. Her ne kadar mesafe sınırı sebebiyle alanları hayali odacıklara ayırabilseniz de bunun göz yorucu olduğunu söylemeliyim. Benim gibi bakar kör diyebileceğim şekilde bazen önündeki şeyleri bile görmeyen birisiyseniz muhakkak tarama özelliğine sarılın derim.
Yaratıcı Osilatör mekanikleri, aynı zamanda kullanımda da oldukça yaratıcı bir noktada konumlanabiliyor. Hayal evreninden çıkmış gibi duran cihazları aktif hâle getirmeye çalışıyor, yer yer adeta “Alice Harikalar Diyarında“nın içinde gibi hissedebiliyoruz. Sizi bilemem ama bende öyle bir his uyandırdı doğrusu. Yaratıcılık açısından geliştiricileri kesinlikle takdir ediyorum. Silah özelinde tasarım şekilleri takdire şayan. Buna rağmen seviye tasarımlarında aynı övgüyü gösteremeyeceğim. Osilatör‘ün de birazcık cilalanmaya ihtiyacı var. Neden mi?

Küçük alanların bile çoğu belli bir yürüme mesafesi gerektiriyor. Yani çoğunlukla bir eşyanın hareketini almak için biraz yürüyor, alıyoruz ve kullanacağımız yere gidiyoruz. Çoğu zaman tek hareket, çözümü beraberinde getirmiyor. Birden fazla hareketi birleştirerek eşyayı doğru konuma getirmemiz gerekebiliyor. Ve bu, oyun boyunca tekrar tekrar olunca çok sıkıcı bir hâl alıyor. O hareket yanlış olduğu için geri almam gerekiyor, her şeyi baştan yapıyorum. Bazen o hareketi eşyaya yansıttığımı oyun algılamıyor ve hareket de siliniyor. Elinde ne kalıyor: Bir hiç!
Oyunda bazen hıza bağlı bulmacalar da oluyor. Özellikle bunlarda hangi hareketi hangi sırayla eşyaya yansıttığınız çok önemli. Bu düşünceler tasarıda fazlasıyla güzeldir eminim ki. Bazı seviyelerde oyuncuların farklı düşünme şekline açık çözüm sunulması çok doğru bir yaklaşım. Ama bazı vakitlerde de öyle aksi bir seçim yapmışlar ki oyun zorla bana amelelik yaptırmaya çalışıyor gibi hissettim. Kabiliyet gerektiren bulmaca elbette ki zaman ve sabır gerektirmeli. Ancak bu benden, yani düşünce sürecimden ötürü olsun.
Harika fikir, zayıf uygulama: Osilatör’e daha pratik bir çözüm getirilmeli, bir bulmaca için bu kadar gezilmemeli!
Mesela, devasa boyutlarda bir basketbol potasının ardındaki kapıyı açmam için gerekli hamleleri yaptım. Toplara basket attırdım, yani bulmaca başarılı! Ancak sonrasında bu sefer benim yukarıdaki hizaya gelebilmem için basketbol potalarını ona göre yeniden konumlandırmam gerekiyordu. Bunun nasıl olacağını çözmem için bilmem kaç defa bir oraya, bir buraya yürümem lazım. Potaların altı boşluktu, hâliyle çıkmaya çalışırken düşüp ölebilirim. Sonra yine uğraşıp edeceğim… Ölmenin cezalandırıcı bir özelliği yok. Ancak yerden başlayıp ulaşmam gereken kapıya kadar giden çıkıntıdan oyun yürümeme izin vermiyor. Bu yüzden en üstteki potaya zıplama özelliği ekleyip kısaca oradan geçebilme şansım da yok. Oysa oyunun birçok yerinde kendimce yollar oluşturup rahatlıkla geçmiştim.

Oyunun tam sürümü, otomatik olarak ön sürümünde kaldığımız yerden devam edecek şekilde bizlere sunulmuş. Açıkçası özellikle oyunun ilk başlarında mekanik açıdan bunalmaya başlamıştım. Bu özellikler, bana kalırsa oyunun ortalarına doğru asıl eğlenceli hâlini alıyor. Ancak bu durumda onun bile oldukça göreceli olduğunu düşünüyorum. Sabırlı birisiyseniz size göre olabilir! Sonuç olarak doğrudan ilerlemiş olmak bende büyük bir rahatlama oluşturdu. Fakat bu tarz durumlar yine soru işaretleriyle karşınıza geçmeme neden oldu.
Yanlış anlamayın, oyun eğlenceli. Ama ne açıdan olduğu çok önemli. Oyun, hikâyesel olarak bitmemiş ve hatalarla dolu bir oyunda bizi konumlandırıyor. Oyunun birçok alanında ilerleme harici etkileşim namına neredeyse hiçbir şey yok. Absürt yaklaşımla diyaloglar, atmosfer ve bazı oyuncuya bağlı etkileşimler mevcut. Sözde oyun geliştiricilerinin bu bitmemiş oyunla ilgili yorumları ya da sonradan yolumuzun kesiştiği kişilerle küçük etkileşimlerimiz var. Ancak çoğunlukla durum bundan ibaret. Oyunun bilinçli bitmemişlik seviyesinde tuhaf hissettirmesi, mekaniklerle birleşince iyice tat kaçırabiliyor.

Bazı ürünler vardır ya, ya çok seversin ya da hiç sevmezsin denir. Bence Yerba Buena tam öyle bir oyun. Böyle etiketlenen çoğu ürünü ironik olarak ne çok sevmişimdir ne de hiç sevmemişimdir. Nerede konumlanacağımı bilemem. İşte ben de öyle bir yerlerdeyim. Yaratıcı düşüncelerini ve bunu tasarıya döküşlerini takdir edilesi buldum ama sanırım yıldızlarımız bu oyunla pek uyuşmadı. Uyuşsun da çok istedim hâlbuki. Tam “İşte şimdi akıyor.” diyorum, sonra yine kalakalıyorum. Bir türlü bitmek bilmeyen, öylece süreduran bir toksik ilişki gibiydi…
Şakası bir yana, yavaştan toparlayalım: Mizahı yüksek, özgün bir hikâye ve sanat dokunuşlu bir oyun arıyorsanız Yerba Buena aradığınız adres olabilir. Ancak ön incelemede değindiğim olumsuzlukları giderdiklerini düşünmüyorum. Yani seslendirme kalitesini beğenmeyebilirsiniz. Cümlelerin kesilişinden doğal durmuyor, sahne sahne olduğu belli olabiliyor. Ya da fazlasıyla monoton, yani duygudan uzak kesitler olabiliyor. Hep yok ama aralarda göze çarpıyor. Konsept olarak kesinlikle içine çekiyor ancak benim gibi biraz sabırsız birisiyseniz merakınız çabucak gıcık olmaya evirilebilir.
Biraz dişinizi sıkarsanız oyun dünyasındaki en ilginç hikâyelerden birisini deneyimleyebilirsiniz. Ancak kimi zaman amelelik gibi hissettirmesine değer mi? İşte, bu benim verebileceğim bir cevap değil. Tamamen size bağlı. Şahsen incelemiyor olsaydım, fazlasıyla ara vere vere ancak bir şekilde bitirmeye çalıştığım bir oyun olurdu. Biraz daha oyuncu özgürlüğüne izin vererek tasarımı çok daha güzel bir yere taşıyabilirlermiş diye düşünüyorum. Kesinlikle bu potansiyele hayli hayli sahip bir oyun. Açıkçası bir şans vermenizi isterim. Hatta umarım ki benim gördüğüm olumsuzluklar sizin deneyiminize bir gram bile olsa yansımaz. Keyifli bir şekilde oynamanızı çok isterim.
Benim düşüncelerim bu şekildeydi. Umarım aklınızda bir soru kalmamıştır. Şayet kaldıysa yorumlarda belirtmeyi lütfen unutmayın. Soru işaretlerinizi gidermeye çalışırım. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler! Bir sonraki oyuna değin görüşmek üzere. İyi oyunlar ve sağlıcakla kalın.


