The Odyssey Filmini İzledik: Nolan’ın En İyi Filmi?

Atarita'da reklam ve sponsorlu içerikler açıkça belirtilmiştir. Bunun dışındaki hiçbir içerik ticari bir ortaklık sonucunda hazırlanmamıştır. Bkz: Editöryal Standartlar

Paylaş

The Odyssey Türkiye galası davetini Atarita’ya sağladıkları için UIP Türkiye’ye teşekkür ederiz #tanıtım

Christopher Nolan benim en sevdiğim yönetmenlerden birisi. Kendi vizyonu ve bakış açısı bana her zaman farklı düşünceler sunmayı başarmıştır. The Odyssey filminin Türkiye galasına katılmadan önce de bunları düşünerek zihnimde harika bir film olacağını canlandırıp duruyordum. Nitekim kendimce haklı çıktım ve filmi gerçekten çok beğendim. Interstellar’dan sonra en beğendiğim Christopher Nolan filmi olmayı başardı bana göre. Muazzam anlatısı, çekim teknikleri, kurgusu ve olaylara gerçekçi bakış açısıyla fantastik bir düşünceden kurtulan yapısı beni benden aldı.

Odyssey, Homeros’un kaleme aldığı dünyaca ünlü epik destanı konu alıyor. Günümüz film, dizi ve hatta kitap içeriklerinin neredeyse atası olarak sayılabilecek bu destan, İthaka kralı Odysseus’un Truva Savaşı sonrası krallığına geri dönmek için çıktığı yolculuğu anlatıyor bizlere. Yaklaşık 10 yıl süren bu yolculuk başlarda istenildiği gibi gitse bile Poseidon’un oğlu olan Polyphemus isimli bir Kiklop’un adeta “ahını” aldıkları andan itibaren başlarına türlü olaylar gelmeye başlıyor. Poesidon’u kızdırdıkları için deniz kabarır, hortumlar ve durmak bilmeyen yağışlar baş gösterir. Kara parçası gördükleri her an kurtulduklarını zanneden Odysseus ve ekibi ise zaman geçtikte daha korku dolu bir sürecin içine girer. Yani bu destanın başlangıcı ve genel özeti aslında bu şekilde. The Odyssey filmi de bu süreci olabildiğince gerçekçi ve bulandırmadan anlatmaya çalışmış diyebiliriz.

Küçükken 1987 yapımı The Odyssey çizgi filmini izlerken bende travma bırakan tüm sahneleri gerçekçi bir bakış açısıyla izlemek travmalarımı tetiklemeyi de başardı. Büyücü Kirke’nin adası, Laestrygon’lulara farklı bakış açısı, sirenlerin kendince büyüleyen şarkıları ve Odysseus’un ölüler diyarına yaptığı ziyaret. Bu anlatının gerçekçi bir şekilde karşımıza çıkması, yani olayların olabildiğince mitolojik-fantastik bir eserdeki gibi değil de gayet olağan ve normal bir şekilde izleyiciye sunulması benim en çok hoşuma giden şeylerden birisiydi. Şüphe uyandıran bazı şeyler olduğunu biliyorum. Mesela oyuncu seçimleri oldukça tartışmalıydı. Bunun yanı sıra Agamemnon’un zırhı da oldukça tartışma konusuydu. Cast seçimleri bakımından kişisel görüş olduğu için pek bir şey söyleyemem belki ama zırh konusunda aslında Homeros’un diline yakınen bir tercih yapılmış diyebilirim. 12 sıra altın, 20 sıra kalay işleme, siyah ve melez bir renk, boyun kısmına doğru gelen motif, altın çiviler, korku ve dehşet saçan bir görünüm… Aslında bunlar yorumlanarak ortaya çıkmış bir tasviri izledik biz. Yani en azından şu “zırh” mevzusunun çok fazla abartıldığını düşünüyorum ben.

The Odyssey filmi, son yıllarda izlediğim en iyi güncel filmlerden birisi. Bana göre dünyanın en iyi filminin ilk 3’ünde Interstellar zaten yer alıyordu. Artık Odyssey’de bu filmler arasına girdi diyebilirim. Zaten muhteşem olan bir destanı alıp gerçekçi bir kurguyla işlemiş olması da Nolan’ın bakış açısını yansıtan en güzel şey. İnsanlar biraz daha fantastik ve gerçek dışı bir yaklaşım beklediği için hayal kırıklığına uğramış da olabilir diye düşünüyorum. Bence ilk fırsatta gidip izlemelisiniz. İzlediyseniz de yorumlarda fikirlerinizi belirtmeyi unutmayın lütfen.

Atakan Gümrükçüoğlu
Atakan Gümrükçüoğlu
Babadan gelme video oyun tutkunluğumun önüne geçemiyor, yazdıkça yazıyor ve en sonunda tekrar oyun oynuyorum. Fighting Force ile başlayan maceram günümüz popülaritesine kadar uzanıyor...

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi: