Blackwood PC inceleme kopyası, AttritoM7 Productions tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
İlk duyurulduğu dönemlerde özellikle aksiyon tarafıyla dikkatimi çeken oyunlardan biriydi Blackwood. Gündüzleri DVD dükkânı işleten sıradan bir adam, geceleri ise yeraltı dünyasına girip hedeflerini ortadan kaldıran profesyonel bir suikastçı olarak oynadığımız bu ilginç John Wick tadındaki oyuna gelin hep birlikte bakalım;
John Wick gibi aksiyon mu?
Blackwood’un temelinde iki farklı hayatı birbirinden ayırmaya çalışan bir yapı bulunuyor. Anton isimli karakterimiz gündüzleri kendi DVD dükkânını işletiyor. Yeni DVD’ler sipariş ediyor, stokları düzenliyor, rafları yerleştiriyor, dükkânı temizliyor ve müşterilerle ilgileniyoruz. Kısacası oyunun gündüz tarafında küçük bir işletme simülasyonu oynuyoruz. Geceleri ise işler tamamen değişiyor. Anton bu kez yeraltı dünyasına giriyor ve hedeflerini ortadan kaldırmaya başlıyor. Silahlı çatışmalar, yakın dövüşler ve çeşitli aksiyon sekanslarıyla karşılaşıyoruz.

Oyunun ekonomik sistemi de bu iki hayatı birbirinden ayırıyor. Dükkândan kazandığımız para “temiz para” olarak geçiyor ve bununla dükkân için çeşitli ihtiyaçlar satın alabiliyor veya karakterimize kıyafet alabiliyoruz. Gece hayatından elde ettiğimiz “kirli para” ise silah ve silah eklentileri satın almak için kullanılıyor.
Fikir olarak bu ayrım ilgi çekici olsa da gündüz tarafının oyuna çok büyük bir katkı sağladığını düşünmüyorum. Dükkân işletme bölümü daha çok klasik bir dükkân simülasyonunu andırıyor. Temizlik yapmak, stokları yenilemek, rafları düzenlemek ve müşterilerle ilgilenmek bir süre sonra kendini tekrar etmeye başlıyor. Bu nedenle ben bu bölümleri oyunun ana deneyimini destekleyen güçlü bir mekanikten ziyade, araya yerleştirilmiş bir simülasyon kısmı olarak gördüm.
Üstelik gündüz ve gece ayrımı da anlatıldığı kadar anlamlı değil. Günün ortasında bile dükkândan çıkıp aksiyona girebiliyor, ardından geri döndüğümüzde dükkânın hâlâ açık olduğunu görebiliyoruz. Dolayısıyla oyunun üzerine kurduğu “gündüz sıradan esnaf, gece suikastçı” fikri oynanış içerisinde beklediğim kadar etkili bir karşılık bulamadı maalesef.

Aksiyon fena değil ama daha iyi olabilirdi
Blackwood’un en güçlü tarafı ise hiç şüphesiz aksiyon. Özellikle silahlı çatışmalar gerçekten başarılı. Silahların verdiği tepki, düşmana isabet ettiğinde oluşan vuruş hissi ve farklı silahların farklı tepkilere sahip olması oyunun düşük bütçesine rağmen etkileyici. Düşmanı vurduğunuzu gerçekten hissediyorsunuz ve bu durum çatışmaların en keyifli taraflarından birini oluşturuyor. Yakın dövüş ise aynı başarı seviyesine ulaşamıyor. Özellikle kalabalık düşman gruplarıyla karşılaştığımızda sistemin dengesi ciddi şekilde bozuluyor. Hangi saldırıyı engelleyeceğinize veya hangi düşmana yöneleceğinize karar vermek zorlaşabiliyor. Bu nedenle oyunun yakın dövüş sistemi, silahlı çatışmaların yanında belirgin biçimde zayıf kalıyor.
Aslında Blackwood’un en iyi anları da bu iki sistemin sinematik sunumla birleştiği bölümlerde ortaya çıkıyor. Otopark veya gece kulübü gibi alanlarda gerçekleşen çatışmalar, atmosfer ve silah dinamikleri sayesinde gerçekten keyifli olabiliyor. O anlarda oyunun vaat ettiği John Wick benzeri deneyime yaklaşabiliyoruz. Karakterimizin düşmanlara uygulayabildiği bitirici hareketler de bu hissi destekliyor. Karakterin düşmana göre konumu, çevredeki nesneler ve çatışmanın gerçekleştiği alan gibi faktörler kullanılabilecek bitirici hareketleri değiştirebiliyor. Çok geniş bir animasyon çeşitliliği bulunmasa da özellikle çatışma sırasında bu akrobatik hareketleri görmek hoş. Fakat animasyonların genel kalitesi yeterince iyi olmadığı için bu sekanslar her zaman göründüğü kadar etkileyici olamıyor maalesef.

Zaten Blackwood’un en büyük problemlerinden biri de genel anlamdaki tamamlanmamışlık hissi. Karakter animasyonlarından yakın dövüş sistemine kadar birçok noktada oyunun sanki henüz geliştirme sürecinin ortasındaymış gibi hissettirdiğini söyleyebilirim. Oynarken zaman zaman tamamlanmamış bir build oynuyormuş hissine kapıldım ben.
Tabii hikâyesi de “tamamlanmamış” diyebiliriz. Zira yayınlanan sürüm yalnızca hikâyenin ilk kısmını içeriyor. Blackwood toplam üç bölümden oluşacak ve ikinci kısım 2027’nin başlarında, üçüncü ve son kısım ise 2027’nin yaz aylarında yayınlanacak. Dolayısıyla elimizde aslında tamamlanmış bir bütün yerine hikâyenin ilk parçası bulunuyor.

Genel düşüncem: eksik ve maalesef olumsuz
Sonuç olarak Blackwood, iyi fikirleri olan ancak bunları henüz yeterince iyi hayata geçiremeyen bir oyun. Silahlı çatışmalar, atmosferi başarılı bazı görevler ve farklı mekânlar gerçekten keyif verebiliyor. Fakat yakın dövüş sistemi, animasyonlar, teknik problemler ve genel tamamlanmamışlık hissi oyunun önüne çok fazla geçiyor.
İlk duyurulduğu dönemde bende oluşturduğu John Wick benzeri sinematik aksiyon beklentisi düşünüldüğünde, Blackwood’un bu beklentiyi karşılayamadığını söylemem gerek. Oyunun iyi yaptığı şeyler kesinlikle var; özellikle silah kullanımı ve bazı aksiyon sekansları oldukça eğlenceli. Ancak bütün olarak baktığımızda, daha fazla cilaya ve geliştirmeye ihtiyaç duyan bir oyun var karşımızda. Belki üç bölümün tamamı yayınlandığında Blackwood çok daha oturmuş bir deneyime dönüşebilir. Fakat şu anki haliyle, John Wick olmaya çalışırken kendi kimliğini tam olarak bulamamış, yer yer eğlendiren ama çoğu zaman sinir bozan bir aksiyon oyunu olarak kalıyor.


