| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Yerba Buena’nın PC ön inceleme kopyası, Focus Entertainment tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Selam! Bugün ilginç bir bulmaca oyunuyla karşınızdayım. Daha önce hiç NPC (oyuncu olmayan karakter) olarak oynamayı düşünmüş müydünüz? 70’lerde geçen teması, çizgi film grafikleri ve ilginç hikâyesiyle, Yerba Buena‘ya bir göz atmak isteyebilirsiniz. Deneme sürümü çok yakında sizlerle olacak. Sizi nasıl bir deneyim bekliyor, ilk fırsatta öğrenmeniz için deneme sürümünü önceden oynadım. Kafanızdaki soru işaretlerini gidermek için buradayım. Hazırsanız sayılardan oluşan yansımaların ardındaki sırlara dalalım.
Radyo sinyalleri gerçekten büyük sorunlara sebep oluyor olabilir mi? Yoksa asıl sorun o kadar büyük ki göz ardı mı ediliyor?
Terk edilmiş eski bir video oyununun içerisinde hayat buluyoruz. Karakterimiz Barb, geçinmek için bit pazarlarında satışlar gerçekleştiren kendi hâlinde bir kadın. Hikâyemiz iş aramak için çıktığı yolda başına gelen talihsizliklerle birlikte başlıyor. Bisikletinin bozulması sebebiyle iş görüşmesine yetişemiyor ancak eski bir tanıdığa denk geliyor. Onun arabasında gezinedursun, hâl hatır konuşması içerisindeyken işler yolundan çıkıyor.

Oyun, baştan itibaren bize bir şeylerin yolunda olmadığının işaretlerini veriyor. Bozulma emareleri gösteren objeler, teknolojik alet olmasa dahi benzer bir görünümle yansıyor. Çizgi film estetiğine sahip görsel tasarım içerisinde elbette ki bu durumun çok daha olmaması gereken bir şey hissi yarattığını söyleyebiliriz. 70ler temasıyla birleştiğinde bu, oldukça kendine özgü ve cazip bir konseptle sonuçlanıyor.
Oyunun animasyon ve modelleme kalitesinin geliştirilebilir olduğunu düşünüyorum. Elbette ki hikâye gereği T-Pose dediğimiz karakter modellemesiyle karşılaştığımız da oluyor. Diyaloglar bunun bir hata olmadığını, senaryo gereği olması gereken bir durum olduğunu bariz bir şekilde oyuncuya yansıtıyor. Tabii, teknik olarak o da bir hata ancak bilinçli olanlarından diyebiliriz sanırım. Kafanızı karıştırdım, farkındayım. Bu kısmı bir kenara koyarsak, araba hareket ederken kameranın konumu ve tırmanarak çıktığımız merdivenler gibi bazı seçimlerde de gözüme çarpan modelleme unsurları oldu.
Konuşurken dudakların oynayış şekli ve yüz ifadesine yansıması da pek kusursuz değildi. Kusursuzluk arayan kim? Bu yönden de bakılabilir, ancak bu tarz şeylere dikkat eden kişiler olduğunu bildiğim için bunlara değinmem gerekiyor. “Konsept gereği böyle tutulmuş olabilir” yaklaşımıyla işin içinden çıkılabilir mi? Bilemiyorum. Yükleme ekranına geçişlerde yaşanan birtakım aksaklıklar gibi durumlar, oyunun biraz daha üstünden geçilmesi gereken unsurlara sahip olduğunu gösteriyor. Bunlardan rahatsız olmadığınız takdirde oyunun mekaniklerine ve hikâyesine merceğinizi çevireceksinizdir.

Oyunun ilk kısımlarından itibaren kilit mekaniklerimizi şekillendirecek silahımız Osilatör, hikâyemize dahil oluyor. Osilatör sayesinde hareket hâlindeki bir cismin yol aldığı yönü doğrudan başka bir cisme kopyalayabiliyoruz. Dönen bir cismin kopyasıyla kapıyı açma, ilerleyen bir arabanın kopyasıyla binayı hareket ettirme gibi örneklerle çeşitlendirebiliriz. Yalnız bunlarla sınırlı olmuyor, yok etme gibi çok daha farklı bulmacalara aracılık sağlayacak özellikleri de bünyesinde barındırıyor. Yani potansiyeli oldukça yüksek ve bulmaca türü içerisinde harika bir seçenek olarak yıldız araç hâline geliyor.
Osilatör‘ün çalışma prensibi oldukça hoşuma gitti. Portal serisini oldukça seven birisi olarak eşyaları manipüle ederek komplike bulmacaları çözmeyi çok seviyorum. Bu sürecin ilgi çekici bir hikâye ve mizahla buluşturulması da oldukça aşina olduğum bir yaklaşım, tabii ki. Hâliyle Yerba Buena‘nın hedeflediği tüm tasarım seçimleri için doğru bir hedef kitle olduğumu düşünüyorum. Bunu göz önünde bulundurarak devamını okumanızı rica ediyorum.
Osilatörle eşyaların hareketini manipüle etmekle kalmıyoruz, adeta hikâyeye de şekil veriyoruz: Devran dönüyor, artık oyuncu olmayan karakterler de oyunun ana odağı hâlini alıyor!
Silahı ilk elde ettiğimizde kapalı bir alanda basit geometrik cisimler eşliğinde Portal vari bir bulmaca çözümü üzerine kurulu seviyeler arası ilerleme döngüsüne giriyoruz. Bu kısımlar anlayacağınız üzere benim hoşuma gitti. Ancak oyunun başı olması sebebiyle sistemi de gayet basit ve minimaldi. Zaten Yerba Buena‘nın bu tarz oyunlardan asıl ayrıldığı kısım da burada ortaya çıkıyor. Osilatör‘ün mucizeleri, açık alanda herhangi bir objeyle çözeceğimiz bulmacalarla şekilleniyor. Yani hedefimiz çoğunlukla kapalı alanlarda olmuyor.

Sıradan bir şehir caddesinde başlayan maceramız, ilerleyen zamanlarda uç tasarımlarla bambaşka mekânlara eviriliyor. Beraberinde bizi bekleyen objeler, sağladığı özellikler ve çözüm şekilleri de değişiklik gösteriyor. Estetik yönden oldukça zengin olan çevresel tasarım, bulmaca ögeleriyle de oyuncu inisiyatifine çoğunlukla önem veriyor. Hedefe giden yolda nasıl bir çözüm yoluna başvuracağınız size kalmış. Osilatör‘ü bol bol aktif kullanacağınız ve kimi zaman da reflekslerinizin önem taşıyacağı fakat tempo olarak sabit ilerleyen bir deneyim bizleri bekliyor. Yaklaşık 1 saat süren deneme sürümünde tecrübelerim bu şekildeydi.
Her ne kadar hedefimiz belli olsa da belli bir noktaya kadar alanı keşfedebilme özgürlüğümüz bulunuyor. Başka oyunlarda eksi sayabileceğiniz bariz görünmez duvarlar ve konu mankeni gibi duran ek karakter modellemeleri, konsept gereği bu oyunda geçerli not alıyor. Kafanızda soru işareti yaratan çoğu öge, kısa bir süre sonra niçin o şekilde olduğunun cevabını da bizlere veriyor. Etrafta bulabildiğimiz bu hayali kayıp oyunun geliştiricileri tarafından kaydedilen notlar oldukça açıklayıcı oluyor. Tabii, tek açıklayıcı olması gereken kısım bu değil. Hangi objelerle nasıl etkileşime girebileceğimiz de her zaman oldukça fark edilir olmayabiliyor. Bu durumlarda alanı sizin için tarayan bir özelliğimiz de bulunmakta.

Osilatör kullanımı için bazı kurallar bulunuyor. Belli bir uzaklıktan objelerle etkileşime giremiyoruz. Ya da bir objenin hareket şemasını kopyaladığımızda ana kaynaktan yalnızca belli bir menzilde uzaklaşabiliyoruz. Bu da çevresel diğer etkenleri araştırmaya ve etkileşim odaklı hareket etmeye itiyor. Sınırlandırmayı mantıklı buldum ancak alanı taradığımızda objeleri çevreleyen farklı renkteki çerçevelerin daha net ve uzun süre var olmasını tercih ederdim. Abartılı durması oyunun estetiğinden o kadar ödün vermez, ayrıca oyuncuya avantaj sağlar.
Bazı durumlarda binanın hangi bölmesinin tam olarak hareket edeceğini öngöremeyebiliyorsunuz. Bu tarz durumlar, ister istemez öngörülemeyen oyuncu hatalarına sebebiyet veriyor. Engeli aşmak için binanın öne doğru hareket etmesini hedefliyoruz ama binanın o kısmı ayaklarımızın altından kayıp gidiyor. Üstelik bunu oldukça hızlı bir şekilde yaptığı için momentuma adapte de olamıyorsun, oluveriyor. Eylem aktif olduğu için Osilatör‘den kopyalanan özellik kaybolmuş oluyor. Sonra binayı eski hâline getir, o hareketi yine gidip kopyalayacağın yerden al ve geri dön derken… Gereksiz uğraşa sebep olabiliyor. Açık alanda bu tarz komplike bir bulmaca şematiği sunulabilir, bunda bir sakınca yok. Ancak bahsettiğim örnekteki gibi durumlar oyuncuyu oyundan rahatlıkla koparabilir.

Oyunun hikâyesi oldukça ilgi çekici olsa da temposu genel olarak monoton gidiyor. Hâliyle bu tarz durumlar bazı oyuncular için bardağı taşıran son damla olmaya çok açık. Ancak büyük bir problem olduğunu düşünmüyorum. Küçük cilalamalarla gayet çözülebilir. Seslendirme kalitesini fena bulmadım. Bazı sekanslarda ses çabuk kesildiği için yapay duruyor. Bunu bilinçli mi yapmışlar, emin değilim, o kısımda bir düzenleme beklenebilir. Yine de kulağa çok çarptığını söyleyemem.
Oyunun tekrar tekrar başa sarmaması için hikâyemizde oyuncu sıfatıyla bulunan kişinin ölmesini engellemeye çalışmamız, hoş bir konsept. Oyuncu olmayan karakter olarak oynama konsepti de genel olarak ilgimi çekiyor, hâliyle bu fikre kolaylıkla kapıldım. Siz de benim gibiyseniz ilginizi çekecektir. Tasarım seçimleri hoş, özgün ve oldukça göze hitap ediyor. Tam sürümünde giderilmesini beklediğim küçük dokunuşlarla oldukça keyifli bir oyun çıkabilir. Peşinde olduğumuz grup, amaçları ve Barb‘ın bu kişilerle bağlantısını çözmek isterim.
Benim tecrübem bu şekildeydi. Oyunun isim seçimini de ilginç buldum. Çoğunluğu nane ailesine ait olan aromatik bitkilerin genel isimlendirmesiymiş. “İyi ot” anlamına geliyormuş. Dönemsel bir espri mi acaba? Aktivistler tarafından çevreci bir yaklaşımla Yerba Buena Parkı’nda gerçekleşen eylemlere ve sebebine oyunun ilk kısımlarından itibaren tanıklık ediyoruz. Hatalara sebep olan radyo sinyalleri iddiaları da soru işaretlerinden olmayı sürdürüyor. Tüm bunların yanıtını hikâyede alacak mıyız, birlikte göreceğiz.
Yerba Buena, 26 Mayıs‘ta tam sürümüyle bizlere sunulacak. Vakti geldiğinde hep birlikte cevabını alacağız gibi duruyor. Bu tarz bulmaca oyunlarını özlemişim doğrusu. Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda görüşlerinizi bekliyorum. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki oyuna kadar görüşmek üzere! İyi oyunlar, sağlıcakla kalın.


