| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Styx: Blades of Greed’in PC inceleme kopyası, Nacon tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Gizlilik oyunlarını her ne kadar başaramasam bile Styx serisini hep sevmişimdir. Serinin ilk oyunları olan Master of Shadows ve Shards of Darkness, muhteşem oyunlar olmasa bile gizlilik temellerini iyi kotaran ve size özgürlüğü hissettiren yapımlardı. Styx: Blades of Greed’de geçmiş oyunların içeriklerini harmanlayıp daha üst seviyeye çıkartmayı başarıyor. İyi yanları da var, kötü yanları da. Bu incelemede hepsini konuşuyor olacağız sevgili Atarita okurları. Hızlıca yazımıza geçelim derim.
Styx: Blades of Greed, seriyi daha da karanlık bir noktaya taşıyor
Serinin önceki oyunlarının genel kapsamında bir işverenimiz oluyordu. Gizlice kalelere sızıyor, değerli eşyaları çalıyor ve bir goblin olarak insanların hüküm sürmeye çalıştığı topraklarda hayatta kalma pahasına yaşamaya çalışıyorduk. Yazıya girişimde de söylediğim gibi, serinin ilk iki oyunu muhteşem olmasa bile özgürlükçü bir yaklaşım benimseten gizlilik oyunlarıydı. Özellikle bu iki oyunu da yakın arkadaşımla birlikte oynamıştım ve keyif almıştım. Serinin kendine has bir girişimi olduğu bariz belli zaten ve evrenin getirdiği karanlık temayla birlikte birleşince işin ne kadar güzel olduğunu oynadıkça daha rahat anlayabiliyorsunuz. Blades of Greed’de de bu durum söz konusu arkadaşlar.

Styx: Blades of Greed’de artık kendimiz için çalışıyoruz. Bize emir veren, komut veren veya -artık adına ne derseniz deyin- onu veren birisi yok. Kendi ekibimiz ve kendi ideallerimiz söz konusu. Bu hikâyede Styx, “Quartz” denen ama bizim kuvars diyeceğimiz gizemli bir enerji kaynağının peşine düşüyor. Tabii bu süreçte Engizisiyon askerleri, mutasyon geçirmiş goblinler, zehirli böcekler ve esir altına alınmış orklarla bezeli bir savaşın ortasında olacağımızı da unutmamamız gerekiyor. Yani Blades of Greed, aslında Styx adlı karakterin birtakım hırsızlıklar yaptığı bir oyundan çok, birçok grubun güç fantezisini yerine getirmek için çarpıştığı bir savaş alanında kendi doğrusunu bulmaya çalışan bir hikâye anlatıyor bizlere.
Açıkçası oyunun hikâye şekli fena değil. Anlatım konusunda da çok zor bir yol seçilmemiş. Neyin ne olduğunu anlamak oldukça basit. Hele ki serinin ilk oyunlarını oynadıysanız zaten evrene aşinasınız demektir. Bu sebeple Blades of Greed’de anlatılan senaryonun evrene ne kadar uyumlu olduğunu da rahatlıkla görebiliyorsunuz. Ancak oyunun bariz bir sinematik anlatım eksikliği mevcut. Yani bu ilk oyunlarda da vardı ve muhtemelen bu durumun bilerek üzerinde durmuyorlar diye düşünüyorum. Yani bir karakter size olay örgüsünü güzel anlatıyor olabilir ancak ara sahnelerin getirdiği özensizlik çok gözünüze çarpıyor. Karakter seslendirmeleri, konuşmalar, diksiyonlar, tonlamalar, ses eksiklikleri ve mimikler gibi sorunlar söz konusu. Ancak bunun gibi bir oyun oynuyorsanız zaten böyle bir yapımın ara sahnelerden ve hikâye anlatımını ön planda tutmaya çalışmaktan çok mekanikleriyle ve sunduğu oyun anlayışıyla ön planda durmaya çalıştığını anlarsınız. O yüzden çok da kafama takmadan oynamaya devam ettim diyebilirim.

Daha özgür sunulan bir yapı
Serinin ilk oyunları, Blades of Greed’in yanında ciddi anlamda lineer hissettiriyor ben bunu anladım. Yani onlara dönüp şöyle bir baktığımda bir yere ulaşmak için birkaç farklı patikadan birini seçmemiz gerektiğini fakat Blades of Greed’de bu patikaları adeta kendimizin oluşturduğunu hissettim. Yani oyunun verdiği özgürlük hissiyatı ciddi anlamda artmış durumda ve bu durum, oyun anlayışınızı nasıl göstereceğinize bağlı olarak gelişiyor. Artık bir hedefe ulaşmak için ister yolları kullanırsınız, ister çatılardan süzülürsünüz, isterseniz de kanalizasyon gibi kimsenin aklına gelmeyecek dar patikaları tercih edersiniz. Evet, önceki oyunlarda da bunlar vardı ancak daha sınırlıydı ve bu oyunun yanında çok lineer hissettiriyor. Blades of Greed’de her an her şey olabiliyor ve bir hedefe ulaşmak için sayısız yolu tercih edebiliyorsunuz.
Kancanız ile isterseniz çatılara çıkıp hedefe daha hızlı ulaşabilirsiniz. Ancak iç mekanlara girerseniz kendinize yeni kaynaklar bulabilir, farklı yan görevleri de yapabilirsiniz. Kimseyi öldürmeden de ilerleyebilirsiniz, her şeyi kaosa da sürükleyebilirsiniz. Bu anlamda Blades of Greed’i sevdiğimi söyleyebilirim. Tabii önceki oyunlarda olduğu gibi yine “Amber” yetenekleriniz de var (kehribar yeteneği de diyebiliriz) ve bu yetenekler, Styx’i görünmez yapma veya klon çıkartma gibi özelliklerle besliyor.

Oyunun bir diğer evrildiği nokta ise adeta bir Metroidvania gibi ilerleme kaydettirmesi. Oyun ilerledikçe açtığınız yeni yetenekler ve araçlarla birlikte daha önce gidemediğiniz lokasyonları keşfedebiliyor, yeni olay akışlarına ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca oyun, bu lokasyonları keşfetmenizi ödüllendirme amacıyla size verilen yan görevlerden gelen hediyeler konusunda da oldukça bonkör davranıyor. Yani mesela planör özelliğini açtığınızda artık daha uzak yerlere süzülerek seyahat edebiliyorsunuz veya hava kanallarını kullanarak daha yüksek alanlara ulaşabiliyorsunuz gibi. Konusu açılmışken şu “alanlardan” da bahsetmek lazım çünkü Styx: Blades of Greed, dik bir haritaya sahip. Yani ister aşağıya inebildiğiniz, isterseniz de yukarı çıkabildiğiniz dikey ortamlar sunuyor ve haritalar, iç içe geçen kompleks bir yapıda. Bu sayede klasik gizlilik oyunlarından daha farklı ve yenilikçi bir yaklaşım sunuluyor diyebilirim.
Oyunda üç büyük geniş harita sistemi mevcut. The Wall, Turquoise Dawn ve Akenash Ruins. Her haritanın kendine has detayları ve fiziksel özellikleri mevcut. Örneğin The Wall, adeta kapalı kutu gibi içine doğru genişleyen bir kale yapısı sunarken, Turquoise Dawn ise daha yeşilliği bol, açık düzenekli ve saklanma alanların az ancak taktik yapmanın daha elzem olduğu alanlar sunuyor. Her haritanın dikey ve yatay olarak düzenlenmiş olması da buralarda oynamanın ne kadar çeşitlenebileceğini de gösteriyor aslında.

Styx’in kabiliyetleri çok farklı değil ama daha akrobatik
Yukarıda bu konuya minik bir giriş yaptım ancak ayrı bir başlık açmak, Styx’in artık daha ne kadar akrobatik olabileceğini anlamanıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Blades of Greed, özgürlük sunan yapısının ve uçan kaçan bir Styx’in yanı sıra karaktere farklı mekanikler eklemesiyle de ön plana çıkıyor. Klon yaratma ve görünmezlik gibi özellikler serinin önceki oyunlarında da vardı. Ancak zaman yavaşlatma gibi bazı farklı detaylar da mevcut bu yapımda. Yetenekleri keşfettikçe, onları geliştirdikçe ve kullanırken izlediğiniz yol değiştikçe daha farklı bir oyun anlayışı benimseyebiliyorsunuz.
Şimdi oyuncuları ikiye bölebilecek bir durum söz konusu. Bu da, başlıkta belirttiğim üzere Styx’in daha akrobatik görünmesi. Açıkçası bu benim hoşuma gitse bile klasik gizlilik oyunlarının ağırlığını hissetmeyi sevenler için biraz olumsuz bir durum olacaktır. Nitekim Styx, artık daha çevik ve daha hızlı hareketler sergileyebiliyor. Bu da karakterin ağırlığını hissetmenizi biraz engelliyor aslında. Ama bu benim için bir sorun değil ve tam tersine, ben daha çok sevdim. Karakterimizin önceki oyunlara nazaran gerçek bir goblin gibi çevik, küçük ama ölümcül bir yapıda sunulması hoşuma gitti. Tırmanma hareketleri, planör kullanma ve diğer çeşitli mekanikler ile artık daha sabırlı olmaktan çok, daha çevik ve uyanık olmanızı istiyor aslında oyun. Önceki oyunlarda bir hedefe ulaşmayı sabırla planlamanız gerekirken –ki bu benim pek becerebildiğim bir şey değil- şimdi ise iş tamamen çabukluğa bakıyor diyebilirim.

Bahsetmem gereken bir konu da oyunun “yetenek” kullanmadan da gayet bitirilebileceği yönünde. Yani tabii ki bazı elzem özellikleri kullanmanız gerekiyor yeri geldiğinde. Mesela görünmez olma özelliği küçük anlarda gerçekten hayat kurtarıyor. Keza kanca mekaniği de zaten oyunun olmazsa olmazlarından bir tanesi. Ama mesela klon yaratmayı ben 1 yada 2 kere anca kullanmışımdır o da merakımdan. Yada zamanı yavaşlatma mekaniği mesela. Olmasa da oluyor. Tabii bunlar “Oyunu bitirmek için mi oynuyorsun yoksa zevk almak için mi?” sorunu çıkartıyor karşımıza. Tabii ki ben ikisinden de bir tutam istiyorum elbette ama burada değinmek istediğim konu, oyunda her yeteneğin ve özelliğin elzem olmadığı ve onlara muhtaç bir oyun deneyiminizin olmayacağı yönünde. Kullanırsanız daha rahatlarsınız elbette ama bu yeteneklerin istediği gereksinimleri karşılamak için sürekli bir yerleri keşfetmek ve görev akışından kopmanız gerektiğini de unutmamanız gerekiyor. Günün sonunda bu durum, tamamen oyuncunun keyfine göre ilerleyen bir konu.
Görevler konusunda ise maalesef sınıfta kaldı
Blades of Greed’in güzel yanlarından bahsettik. Çözümünü kendinizin üreteceği, farklı yollardan ilerleyerek hedefinize ulaşabileceğiniz, mekanik açıdan daha gelişmiş ve daha kapsamlı bir gizlilik oyunu olduğunu söyledim. Ancak görev dizaynı konusunda maalesef bana göre sınıfta kalan bir yapım oldu. Bu kadar kendini tekrar eden, asla bir yenilik sunmayan ve bir yerden sonra baydıran görevlerin “gizlilik” temasına harmanlanması çok yanlış bana göre. Oyundaki temel amaç kuvars peşinde koşmak olduğu için 3 farklı lokasyona gidip, çeşitli yerlere sızıp hedeflere ulaşmaya ve kuvarsa yakınlaşıp gücü emmeye çalışıyorsunuz ancak bunu yapış stiliniz maalesef hep aynı.

Bir lokasyona gir, oradaki 3 kuvars taşını hedefle ve güce sahip olmaya git. Sonra gemiye geri dön, bir sonraki lokasyona git ve aynı şeyleri yap. Tamam, yapı anlamında özgür bırakıyorsun ve oyuncuya “kim nasıl isterse o yoldan gitsin” teması sunuyorsun ancak bu durumu görev yapısıyla birleştirme konusunda çok altta kalıyorsun be Blades of Greed. Daha sistematik, özenle tasarlanmış ve en azından merak içerisinde bırakan görev dizaynları beklerdim açıkçası. Kuvarsa ulaştığımızda ya birilerini takip edip bilgiler alıyor, ya sandık açan bir anahtar buluyor ya da kapının kilidini açmak için çeşitli tohumlar topluyoruz. Yani yıl olmuş 2026, artık şu tür kendini tekrar eden görev dizaynlarından vazgeçin be kardeşim.
Hal böyle olunca yukarıda bahsettiğim o “lineer” durumu da arıyor bazen insan. Önceki oyunlarda kendini bu kadar tekrara sürükleyen görevler bulunmuyordu. En azından olayların birbirini sürüklediği yapılar mevcuttu. Yani kaba tabirle “görev-görev” ilerlediğimiz daha lineer bir akışta sunulan tasarımlar vardı. Blades of Greed ise daha çok son dönem Ubisoft oyunlarını anımsattı bana.
Elbette herkese hitap etmeyecek ama ciddili bir gizlilik oyunu
Özellikle bu tarz stealth oyunları son dönemlerde pek çıkmıyor. Styx: Blades of Greed’de bu türü en manalı şekilde taçlandırmayı başarıyor ancak maalesef potansiyelini çok da iyi kullanamıyor. Yani serinin geçmişinden kopmadan kendini yenilemeye çalışan, cesur ama kusursuz olmayan bir devam oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Önceki oyunların özgürlüğünü bir çıta daha yukarı taşımış, daha geniş alanlar sunarak oyuncuya farklı gizlilik temelleri sunmayı başarmış. Harita tasarımlarının yeri geldiğinde sadeliğin getirdiği planlamayı öne çıkarması, yeri geldiğinde ise iç içe geçen kompleks yapılardaki “çaresizlik” hissiyatını sunmasıyla bu konuda gönlümü kazanmayı başarmış durumda. Oyuncuya “kendi oyun stilinizi yaratın” kafasını sunması da takdire şayan.

Ancak bu özgürlüğün kusursuz bir deneyim sunmadığını da açıkça görebiliyorum. Görev tasarımlarındaki tekrar hissiyatı, bir süre sonra oyunun sunduğu bu geniş gizlilik temellerini baltalıyor. En azından benim için böyle. Oyuna sadece “gizlice bir yerlere sızayım” şeklinde bakanlar için bunun pek bir önemi olmayacaktır muhtemelen. Ama övdüğüm bu özelliklerin yanında fena olmayan bir görev dizaynı da beklerdim şahsen. Mekanikler güçlü, hareket alanı geniş ve karakter eskisine göre çok daha çevik olsa da, bu sistemleri destekleyecek görev kriterleri mevcut değil.
Sonuç olarak Blades of Greed, seriyi sevenler için göz ardı edilmemesi gereken bir deneyim sunuyor diyebiliriz. Styx’in o kendine has karanlık mizahı güzel yansıtılıyor. Ara sahneler ilk başta da bahsettiğim üzere pek yeterli seviyede değil. Önceki oyunlarda da bu böyleydi ve bu konuda bir gelişme de göremedim, ama pek dert değil benim için. Beklentinizi doğru yönlendirmeyle alakalı da olabilir bu durum. Devrim niteliğinde yeniliklerden ziyade eski formülün daha yenilenmiş ve cilalanmış bir versiyonunu bulacağınızı bilmelisiniz.


