| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Saros’un PlayStation 5 inceleme kopyası, PlayStation tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Housemarque’ın bir önceki oyunu olan Returnal’ı oynamamış birisi olarak Saros, dışarıdan bana biraz korkutucu geliyordu. Tamam atmosferi ilgi çekici duruyordu ama, oyunun zorluğu ve gösterilen oynanış videolarından sonra biraz çekimserdim. Nitekim gelen inceleme kodu ile birlikte başına oturduğum Saros’u 27 saatin sonunda bitirdim ve acısıyla tatlısıyla bende birden fazla derin düşünceler uyandırdı bu yapım. İyi yanları var, kötü yanları var, yapmak istediği ama yapamadığı şeyler de var. Bu incelemede hepsini detaylıca masaya yatıracağız. O zaman, hoş geldiniz!
Saros’un hikâyesi bizlere ne anlatıyor?
Soltari adındaki bir mega şirket, Carcosa gezegeninin doğal kaynaklarını keşfettikten sonra buraya Echelon adını verdikleri üç devasa koloni gemisi gönderiyor. Ancak bu gezegen, sanıldığından daha tehlikeli ve daha ölümcül bir gezegen. Ne olduğunu az çok tahmin edebiliyorsunuzdur zaten. Mürettebatı kaybolan veya yardım sinyalleri gönderen Echelon ekibinin peşinde ise ana karakterimiz Arjun Devraj var. Ancak şirket, bir diğer yandan da burada keşfedilen maden yataklarını ve doğal zenginlikleri de korumak istiyor. Yani kaybolan mürettebattan çok gezegen ile ilgileniyor gibi görünen şirket, Arjun’un bir müddet sonra hem kendiyle çatışmasına hem de mantık dışı kararlar vermesine yol açıyor. Daha fazla spoiler vermemek adına burayı olabildiğince kısa tutmak istedim.

Ancak hikâye tarafı için belirtmem gereken bazı hususlar var. Öncelikle oyunun senaryosu, bana göre hiç ilgi çekici değil. Klasik bir bilimkurgu hikâyesini alıp, içerisine biraz da “kaybolan ve haber alınmayan ekip” tutamı serpiştirmiş, yanına da “şimdi ne yapacağız?” bilinmezliği eklenmiş gibi bir durum var karşımızda. Açıkçası hikâye anlatım biçimi, ara sahneler, oyunculuklar ve temel yapı konusunda ortalama bir iş olduğunu düşünüyorum. Zaten ana karakterimiz dışında oyunculuk performansı görebileceğimiz pek karakter de yok oyunda. Aslında Saros zaten senaryosuyla ön plana çıkmak isteyen bir oyun değil ama ben en azından üzerinde düşünülmüş bir hikâye görmeyi beklerdim. Oyunun sonu merak uyandırıcı ve ilgi çekici olabilir ancak bunu inşa ederken potansiyelini de harcamış olduğunu düşünüyorum.
Ana karakterimiz Arjun’u canlandıran Rahul Kohli ise yeri geldiği zaman duyguyu geçirme konusunda iyi bir iş çıkartıyor. Performansı, oyuncuya duygusal bir hikâye anlatıldığını verebiliyor. Her zaman değil ama gerektiği yerlerde bu duygu durumunu oyuncuya geçirebilme konusunda başarılı buldum ben. Kendi içerisinde yaşadığı çaresizliği, kaybı ve psikolojik yıkılma hissiyatını yüz ifadelerinde anlayabiliyorsunuz. Bu konuda tebrik etmek gerekiyor. Ama dediğim gibi, bu çok bireysel bir başarı. Oyuna genel açıdan baktığımızda tüm bu iyilikler, totalde maalesef arada kaynayıp gidebiliyor.

Konuşmamız gereken şeyler var
Evet, daha derin ve daha detaylı konuşmamız gereken şeyler var. Çünkü Saros, atmosferiyle oyuncuyu içine hapsedebilecek seviyede bir oyun. Ben her zaman ve her yerde söylerim; bir oyunun atmosferi beni yakalarsa, o oyunu genellikle severim. Saros’un atmosferi gerçekten harika. Gezegenin tasarımı, çok çok iyi. Housemarque zaten Returnal’da da iyi bir iş çıkarmıştı bu konuda. Oynamadım ama biliyorum elbette. Bölge tasarımları konusunda gerçekten iyiler ve Saros’ta da çıtayı biraz daha arşa çıkartmışlar. Gezegen üstünde gittiğimiz her biyom (veya bölge-siz nasıl demek isterseniz) kendine has bir aura sunmasıyla içine çekiyor. Yeri geldiğinde metalin soğukluğu yüzünüze çarparken, bazen ise çölün sarı sıcaklığı kucaklıyor sizi.
Görsel tarafta tatmin edici bir yapımla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Sanat tasarımı benzersiz olmasa bile kendine has detaylar barındıran ve bunu sunma konusunda başarılı bir oyun Saros. Tercih edilen renk paleti genellikle sarı ve gri filtre üzerine kurulu. Bu da aslında üzerinde bulunduğumuz gezegenin ne kadar tekinsiz ve güvenilir olmadığını kanıtlar nitelikte. Ama işin en güzel tarafı tabii ki aksiyon anlarında ortaya çıkıyor. Kaotik, derinlikli ve üzerinize sürekli bir şeylerin fırlatıldığı bir ortam düşünün. Birazdan buralara detaylı değineceğim zaten. Sadece ilgi çekici olduğunu ve yapılması beklenen şeyin pek iyi yapıldığını söylemem gerekiyor.

Öl, geri doğ ve tekrar dene!
Saros, oyuncuyu sürekli hareket halinde olmaya zorlayan bir tasarıma sahip. Zaten daha önce Returnal oynadıysanız, ne demek istediğimi çok rahat anlayacaksınız. Carcosa gezegeni üzerinde ilerleme kaydederken karşımıza çıkan her düşman, sizin için oldukça ölümcül bir tehdit unsuru. Alacağınız en ufak hasar, ilerlemeniz açısından büyük bir yara demek olabiliyor. Bu yüzden Saros, oyuncunun sürekli hareket halinde olması gerektiği ve aslında “kardeşim senin asla hasar almaman gerekiyor, yoksa işin biter!” mantığında barındığınız bir yapıyla karşımıza çıkıyor.
İlk başta da dediğim gibi ben daha önce Returnal oynamadım ama tabii ki Saros’un yüksek tempolu geçeceğini de biliyordum. Oyun adeta bir mermi cehennemi gibi üzerinize tonla mermi yağdıran düşmanlara ev sahipliği yapıyor. Refleks çok önemli, aynı zamanda kaçınma-savunma-saldırma kombosunu da sürekli tutturmanız gerektiği bir denge var. Eğer hızlı tempolu oyunları sevmiyorsanız, daha hikâye odaklı bir deneyim ve keşif elementleri ilginizi çekiyorsa, muhtemelen Saros size göre bir oyun olmayacaktır. Ama ben oyuna gireyim, parmaklarım yorulana kadar oynayayım diyorsanız işte tam size göre bir oyun olacaktır.

Ana karakterimiz Arjun, dirildiği lokasyondan çıkarak haritada ilerlemeye çalışan bir yabancı aslında. Karşınıza çıkan düşmanları kesip ilerleme alacağınız, yeni silahlar ve yetenekler ile run içerisinde güçleneceğiniz bir yapıya sahip bu oyun. Ancak öldüğünüz zaman her şeye baştan başlamanız gerektiğini de unutmayın lütfen. Rogue-lite türünde olduğu için elbette tüm ilerlemeniz sıfırlanmıyor. Meta-ilerleme sayesinde tekrar tekrar deneyeceğiniz bölümlere her seferinde daha güçlü gireceğiniz bir döngü söz konusu. Ve böylelikle öl-diril-tekrar et mantığı da bir müddet sonra alışkanlığınız haline geliyor. Çünkü Saros, bu işi iyi kotarıyor. Sadece bölümlerin fazla uzun olduğunu düşünüyorum. Ama bu tamamen kişisel bir sabırsızlık. Muhtemelen siz değerli okuyucularımıza olması gerektiği gibi gelecektir.
En can alıcı nokta: Aksiyon
Şimdi, geldik Saros’un en can alıcı noktalarından birine. O da aksiyon kısmı. Zaten dediğim gibi, Saros aslında oynanışıyla ön plana çıkmak isteyen bir oyun. Ayrıca bunu çok da güzel kotarabiliyor. Hızlı ve temposu yüksek aksiyon sekanslarının yanı sıra çarpıcı görsel şölen ve yerinde boss dizaynları ile bir an olsun sıkılmadan devam edebiliyorsunuz. Eksiklikleri elbette var ama genel yapıda bakacak olursak oyunun aksiyon kısmı ve çeşitliliği, bence olması gerektiği gibi ideal ve nokta atışı. O “vuruş hissiyatı” var ya o, işte onu son zamanlarda bu kadar iyi kotarabilen çok az oyun oynadım. Özellikle oyunun DualSense kullanımı muhteşem düzeyde. Hatta Astro Bot sonrası en iyi kontrolcü kullanımı ve titreşimi Saros’ta diyebilirim.

İlerleme esnasında bölge bölge karşınıza çıkan düşmanların yarattığı kaos halini de sevdim ben. Çünkü hem oyuncuyu diri tutuyor hem de gerçekten bir savaşın içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Yığınla doluşan düşmanlar, sürekli bir yerlerden üstünüze doğru gelen mermiler, kaçınma ve ateş etme çabalarınız, ortama ayak uyduran müzikler ve görsel efektler ile birlikte aksiyon kısmında Saros’un oyuncuya vermek istediği şeyi çok doğru verebildiğini söyleyebilirim. Bazen bu durum çok sinir bozucu da olabiliyor ama. Mesela bazı bölgelerde gereğinden fazla düşman sayısı olduğunu düşünüyorum. Özellikle daha dar alanlardaki düşman sayısı, geniş alanlara göre fazla gelebiliyor. Bunu bir challange olarak görebilirsiniz belki ama maalesef gameplay dengesizliklerini de hesaba katmak gerekebiliyor.
Ayrıca çok saçma olduğunu düşündüğüm bir mevzu daha var. O da oyunun gerçekten ezici olmak adına can yenilemesini çok az sunması. Özellikle kalabalık düşman gruplarından sağ çıktıktan sonra veya zorlu boss savaşları sırasında verilebilecek ufak bir can, aslında oyuncuyu daha da şevklendirebilirdi. Şöyle bir örnek vereyim size; bir boss savaşında sadece 4 darbe yediğiniz zaman ölebileceğiniz bir build yaptığınızı düşünün. Yani 4 hasar aldığınız anda tüm o run boşa gidecek. Çok dikkatli olmalısınız evet ama, 2 hasarı yediniz diyelim. Geri kalan 2 hasar için sizi canlandıran bir şey yok ortada. Nasıl olsa 2 hasara öleceğim diyerek tüm moralinizi bozulabiliyor. Ama ufak bir can verse oyun size, en azından şevklenecek ve belki biraz sonra bir can daha düşer diyerek o savaşa daha da odaklanmanız sağlanacaktı. Bence bu fırsatı kaçırmışlar.

Silah çeşitliliği konusuna da ufak bir değinmek gerekiyor. Oyunda birden fazla silah var elbette ve hepsinin de kendine has bir kullanım şeması var. Saros, her silaha 2 farklı bir fonksiyon eklemiş. Normal olarak ateş etme dışında yan bir özelliği daha olan bu silahlar, oyunun dengesini istediğiniz yöne çekmenizi sağlayabiliyor. Buradaki tek eleştirim, oyunun iki farklı silah taşımamıza izin vermemesi olacak. Bir pompalı ile havadaki düşmanlara hasar veremeyeceğim gibi, tabanca ile de yüksek hasarlar çıkartamayacağım. Run içerisinde de silahlar rastgele çıktığı için ve değiştirme şansı da çok fazla olmadığı için, iki farklı silah taşıyabiliyor olsaydık iş daha eğlenceli bir hale gelebilirdi diye düşünüyorum.
Oyunun yetenek sistemi bu arada çok yüzeysel bana göre. Her run başlangıcında kazandığınız Lucanite’ler ile kalıcı yetenekler alabiliyorsunuz ancak bunların hepsi pasif yetenekler. +5 zırh, +5 hız tarzı düşünebilirsiniz kısaca. Halbuki bu yetenek ağacının içerisinde biraz da aktif yetenekler olsaydı daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. En azından ben, yetenek ağacında bir seviyeye geldikten sonra artık çok detaylara takılmadan kafama göre açıp geçtim. Çünkü bana somut bir getirisi yokmuş gibi hissettirmeye başlamıştı oyun. Ancak her run’ın farklı bir hale büründüğünü ve bu sebeple aslında daha dikkatli bir yetenek sistemi dizmenin önemli olduğunu ve sizin de böyle yapmanız gerektiğini düşünüyorum.

Genel anlamda Saros
Tabloya şöyle genel bir perspektif üzerinden bakacak olursak Saros, oynaması oldukça keyifli, gerçekten harika aksiyon sahneleri barındıran, dozun sürekli yukarıya taşındığı, bolca kaosun yer aldığı ve ses tasarımı-DualSense kullanımını arşa çıkartmayı başarabilen bir yapım. Ancak anlatım yoksunluğu çeken hikâyesi, ortalamanın üstüne çıkamayan oyunculuk performansları ve çok somut olmayan yetenek sistemleriyle hafızama kazınmış bir yapım oldu.
Önerir miyim, elbette. Ancak önereceğim kişinin böyle bir oyuna hazırlıklı olmasını da isterim. Yani güncel oyun oynamak isteyen casual bir oyuncunun Saros’a girip sevmemesi çok normal olabilir gibi geliyor bana. Yine de bir şans verin elbette.


