| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Pale Incense’in PC ön inceleme kopyası, Joygame Select tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Selam! Bugün sizlerle gotik temalı bir parfüm dükkânı işletme simülasyonuna yolculuk ediyoruz. Bu tarz dükkân işletme oyunlarında hikâye odaklı ve aksiyon içerikli bir tane arıyorsanız, incelemenin devamı ilginizi çekebilir. Potansiyel oyunculardan birisi olarak deneme sürümünü sizler için önceden oynadım. Dilerseniz siz de deneme sürümüne bizzat göz gezdirebilir ve kendi deneyiminize sahip olabilirsiniz. Yine de öncesinde ön bir okuma olması açısından sizi incelemenin devamına davet ediyorum. Bakalım, bu oyun tam olarak bize neler vadediyor?
Sevdiğiniz kişi uğruna ne kadar ileriye gidebilirsiniz? Ölümlü eşinizi ölümsüz hâle getirmek doğru bir hareket mi, yoksa bencilce mi?
Kahramanımız Edmund, eşi Johanna‘ya oldukça bağlı birisidir. Öyle ki ölüm döşeğinde olan karısını iyileştirebilmek için her şeyi göze alıyor. Oyun, vampir kavramını klasikleşen bazı yaklaşımlardan farklı olarak ele alıyor. Yüksek binalı şehrin ıssız sokaklarında insan gibi davranarak gezmemize gerek olmuyor. Açık alanda, hatta güneşin altında bile gezebiliyoruz. Görünürde insandan hiçbir farkımız yok. Fakat kana susamışlığımız… İşte, bizi insandan öte yaratığa çeviren asıl şey o oluyor. Gündüzleri yaptığımız farklı kalitelerdeki karışımlarla elde ettiğimiz parfümleri satıyor, akşamlarıysa ava çıkıyoruz.

Gotik temalı içerikleri seven birisi olarak hikâyesi kesinlikle ilgimi çekti. Karanlık fantastik aşk hikâyelerini seviyorsanız sizin de ilginizi çekecektir. Doğru hikâye sunumu, seslendirme ve görsel ambiyansla oldukça dramatik bir anlatım sunma potansiyeli taşıyor. Tabii ki de oyunun gidişatta tam olarak kendini nerede konumlandırdığı da önemli. Johanna‘nın durumu doğrudan oynanışı etkileyecek mi, yoksa oyun için motivasyondan mı ibaret kalacak?
Oyunun oynanış kısmına dönelim. Bulunduğumuz ev, bodrum katı ve zemin katından oluşuyor. Bodrum katını geniş bir alan ve Johanna‘nın bulunduğu yatak odası olarak özetlersem yanlış olmayacaktır. Geniş alanda bizim uyuduğumuz yatak ve karakterimizi geliştirme yerlerimiz bulunuyor. Vampir özelliklerimizi özel bir para birimiyle açıyoruz. Sanırım bunları yalnızca vampirik kalıntıları o para birimine çevirerek elde edebiliyoruz. Anlatım ve yönlendirme kısmı fazla adım adım olduğu için rahatsız edebilir. Etkileşime girilecek eşyanın farklı bir renkle aydınlatılması yeterli olacaktır. Tema gereği kullanılan koyu tonlar kolay okunabilirliği azaltabilir, doğru, fakat çözümü de modellemeyle halledilebilir.

Üst kata çıktığımızda küçük bir koridorda birden fazla kapı bulunuyor. Birisi laboratuvarımıza, birisi dükkânımıza ve birisi de dışarıya bağlanıyor. Gündüz vakti eşya almak için çıktığımız yer bu kapı sayesinde gerçekleşiyor. Fakat gece çıkmak isterseniz o zaman dükkân kapısının önündeki askılığa basmanız gerekiyor. Bunların çizgisel olarak şart koşulmasını pek hoş bulmadım. Oyun içi saat sistemini takip edebildiğimiz takdirde istediğimiz saat dışarıya çıkabilsek, dükkânı açabilsek ve kapatabilsek yeterli olurdu. Oyunun öne çıkan oynanışlarından birisi aksiyon olsa da dükkân işletme de ana odaklarından bir tanesi. Fakat talimatlar ve gelişim hissi bu konuda zayıf kalıyor.
Bu tarz oyunlarda örnek alınabilecek çok güzel yaklaşımlar var. Oyuncuyu gelişime odaklayarak nice motivasyon sağlanabilir. Farklı kalitelerde parfümlerin elde edilmesi için bir reçete tutulabilir. Bunlar, oyuncu yaptıkça aktif olup defterde gerçek zamanlı olarak izlenebilir. Böylece oyuncu aynı malzemeleri hangi şartlarda en kaliteli şekilde sunabilir, bunu öğrenebilir. Ayrıca karışım için gereken malzemeleri laboratuvarda depo edebilmemiz daha mantıklı olacaktır. Başıma gelen bir örnekten bahsedeyim: Oyunun başında bize eşya bırakma mekaniği öğretilmek isteniyor. Bunun için karışımları almamızı sağlayan şişeleri yere bıraktım. Fakat bıraktığımda yok oldular. Bu oyunun istediği bir şey mi, hata mı, bilmiyorum. Sonuç olarak ertesi gün dükkânı açamadan eşya alıp geçmekle bitti.
Gündüzleri sıradan bir insan gibi çalışın, geceleri avlanın. Peki bu döngü ne kadar başarılı şekilde bizlere sunuluyor?
Eğer bu başlangıç şekli korunacaksa dengelemenin şart olduğunu düşünüyorum. Küçük deneme şişeleri gibi sunumlarla başlanabilir. Böylece gün boyu birkaç tane müşteriyle ilgilenebilmiş oluruz. Böyle bir, bilemedim iki tanesiyle ancak ilgileniyoruz. Müşteri geldiğinde ona sunduğumuz parfüm kalitesine göre ortalama bir fiyat skalası sunuluyor. Diyelim ki 75-120 arası olsun. O fiyat skalasında 75 fiyatından başka bir fiyata henüz satış yapabildiğim olmadı. Şans mıdır, olabilir. Fakat yine benzer oyunlarda olduğu gibi yaptığımız karışım aynıysa tercih edilen optimal fiyat bir şekilde bizlere sunulabilir. Bu tarz küçük nüanslar aslında oyunu eğlenceli kılan asıl şeyler oluyor.

Bodrum katında kısıtlı da olsa kişiselleştirme yapmamız mümkün. Bunun dükkânda da olmasını beklerdim. Bana kalırsa, tekrarlayacağım ama laboratuvar ve dükkân kısmında biraz daha detaylandırma şart. Karışım yapacağımız malzemeleri, makineyle etkileşime geçtiğimizde doğrudan kullanabiliyoruz. Bir köşede olsalardı oradan takiplerini yapmak da mümkün olabilirdi. Tabii, bu biraz daha kendi görüşüme kaçıyor artık. Yine de teslimat için bir çocuğu ya da hipnoz ettiğimiz birisini kullanmadığımız takdirde alışveriş ve dükkân açılışı daha mantıklı bir oyun döngüsüne sığdırılabilir.
Ve günümüz nihayet bitti! Geçelim gece saatine. Geceleri sokaklar yalnızca insanlar için değil, bizim için de oldukça tehlikeli bir hâl alıyor. Sisler yükseliyor ve vampirlerle birlikte vampir avcıları da ortaya çıkıyor. Vampir avcılarının her şartta nasıl bizim vampir olduğumuzu anladığını tam olarak çözemedim. Bizi iş üstünde yakalasalar ya da belli bir yetenek kullandıktan sonra bizi görseler anlarım. Gizlilik odaklı ve gerilim dolu bir aksiyon sekansı sağlanabilir. Oyunun avlanma yaklaşımı hoşuma gitti. Fakat gece için fazlasıyla insan dışarıda gezmiyor mu? Üç tane kutucuğumuz bulunuyor. Birisi aktif ettiğimiz yeteneğimizi kullanmamızı sağlayan gücümüz, canımız ve açlığımız oluyor. Açlığımız doldukça canımızın da yenilenmesini beklerdim fakat böyle bir şey olmuyor. En azından ben böyle gördüm. Etraftan can iksiri bulmalı ya da hayatta kalmaya çalışmalısınız! Çünkü canınız uyuduğunuzda da yenilenmiyor.

Oyunun aksiyon animasyonları pek pürüzsüz değil. Genel anlamda da yapısı eski oyunları anımsatıyor. Vampir avcılarıyla doğrudan savaşmanız tam olarak beklenmiyor. Yine de yaparsanız dayanıklılığınız doldukça vurabiliyorsunuz. Tavsiyem, olabildiğince onlara bulaşmamanız. Vampir yeteneğinizle nerelerde olduklarını gözlemleyebilirsiniz. Bana kalırsa bu kadar insan gece vakti geziyorsa ilk yetenek olarak oyunun insanları değil, vampir avcılarını görebildiğimiz özelliği açtırması olacaktır. Tabii, belki de zamanla gece gezen insanlar azalabilir. Sonuçta namımız duyulacaktır! İşte o zaman insanları görmemizi sağlayan yetenek önem kazanabilir. Oyunun biraz daha etkileşime bağlı canlı hissettiren yapıda olmasını bekliyorum. Hikâye her türlü çizgisel, bunda şüphe yok, fakat oynanış zaten belli başlı şeylere bağlı. Bu konuda verdiğim örnek gibi yaklaşımlar yapılabilir. Hoş olacaktır.
Gece vakitleri belli bir süre dolmadan evinize geri dönemiyorsunuz. Sandıklardan özel bir kristal bulmalı ve o kristali yeni öldürdüğünüz kurbanın kanıyla büyülemelisiniz. Yaptığınız bu karışım, eve geri döndüğünüzde sevgili eşinizi iyi etmek için kullanacağınız iksirin ana kaynağı olacak. Geceyi neden belli bir vakitten önce bitiremediğimizi anlayamadım. Geniş bir alanda geçen sekansımız, çok daha tehlikeli bölgelere de kapısını aralayarak bizleri bekliyor. Eğer ara sokaklara girecek olursanız, ki uyarılıyorsunuz, çok daha tehlikeli düşmanlar bizleri bekliyor: Kurt adamlar. Oyunun dediğine göre bolca bulunan sandıklarla birlikte ara sokaklar çok daha ödüllendiriciymiş. Fakat oynadığım kadarıyla riske atmaya değer mi? Bilemedim. Oynanış çok çabuk tekrara düştüğü için tercih edilebilir olarak görüyorum.
Öldürdüğümüz insan sayısı sadece açlığa değil, oyunun gelişiminde de özelliklere bağlanabilir. Gece oynanıştaki aksiyon kısmı daha motive edici olabilir. Müşteriler ya da çevrede edindiğimiz haberlerle bunların dönütlerini görebiliriz. Şu anki hâliyle oyunun bitmediği oldukça belli oluyor. Her ne kadar karakterimizin seslendirmesini sevmiş olsam da oyunun genel olarak seslendirmede sorunu olduğunu düşünüyorum. Gündüz vakti dışarıya çıktığınızda kalabalık gerçekten baş ağrıtıyor. Geceleri de tam tersi, tüm seslerden arınmış hâlde oluyor. Atmosferik bir sese mutlaka ihtiyacı var. Ki seçilen gotik teması bu tarz işlere çok müsaittir.
Oyunun görsel açıdan kesinlikle elden geçmesi şart. Birinci şahıs bakış açısıyla oynuyoruz fakat özellikle gün ışığında karakterimizin el kaplaması hiç iyi durmuyor. Oyun henüz geliştirilme aşamasında olduğu için sinematik anlatım, illüstrasyon ve küçük simgeler yapay zekâ aracılığıyla hazırlanmış. Denilene göre tam sürümüne geçmeden önce bu konuyla ilgileneceklermiş. Gotik tasarım için illa gerçekçi görünümün şart olduğunu düşünmüyorum. Aynı anlatım gayet stilize görsellerle de yansıtılabilir. Bahsettiğim oyun içi kaplama gibi unsurlar çok daha önemli. Nasıl bir yol izleyeceklerini tabii ki ben de ancak sizin kadar bilebiliyorum. Tam olarak çıkış tarihi verilmediği için bu konuda da net bir şey söylemem mümkün değil. Fakat potansiyele sahip bir oyun olduğunu düşünüyorum. Sadece daha çok yolu var.
Düşüncelerim bu şekildeydi. Sizlerin de görüşünü merak ediyorum. Deneme sürümünü oynadıysanız düşüncelerinizi duymak isterim. Sorularınız varsa aynı şekilde yorumlarda bekliyorum. Soru işaretlerinizin cevabını bende olduğunca vermek için buradayım. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler! Bir sonraki oyuna kadar görüşmek üzere. İyi oyunlar ve sağlıcakla kalın.

