| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Crimson Desert PC inceleme kopyası, Pearl Abyss tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Kasım 2019’da yayınlanan duyuru fragmanından bu yana her ortaya çıktığında ses getiren Crimson Desert, yakın zamanda oyuncularla buluştu. Ben de bir süredir oyunu oynuyor, devasa dünyasında yapılacak ne çok şey olduğuna hayret ediyor ve bazı yönlerindeki özensizliklere kızıp duruyordum. Zaman zaman Dragon’s Dogma 2’nin kokusunu aldığım, bazen ise fena şekilde rahatsız olduğum fakat hayranlığımı gizleyemediğim bir deneyim oldu. Biliyorsunuz, oyun çıkalı birkaç hafta oldu ve üzerine çok şey yazıldı, çizildi. Ancak benim de söyleyeceklerim var. Bu nedenle dilerseniz gelin, Crimson Desert inceleme içeriğimize geçerek oyunu enine boyuna eleştirelim.
Crimson Desert İnceleme: “Hikâyeyi boş ver, devasa dünyama hoş geldin”
Pearl Abyss’i daha önce Black Desert Online ile yakından tanıma şansına sahip olmuştuk. MMO yayıncısı, Crimson Desert için de BDO’da övgüler topladıkları “yaşam sistemlerine” ağırlık verdikleri bir yapıyı benimsemişler. Güçlü yönlerine odaklanmış ve oyunun tasarımını da bunun üzerine inşa etmişler. Ancak güçlü yönlerine odaklanırken, zayıf yönlerini geliştirme konusunda hiç adım atmamışlar. “Ne anlatıyor bu adam?” diyenler için kısa özet; oyunun açık dünyasında aktivite yapmak, ana görevlerde ilerlemekten yaklaşık sekiz kat daha keyifli. Aynı zamanda bu oyun, oyuncunun zamanına hiç saygı duymuyor ve buna bayılıyoruz.

Bağlam olarak birbiriyle alakasız görevler silsilesi
Crimson Desert’ın ana görevlerinde Pearl Abyss’in MMORPG anlayışının etkilerini güçlü şekilde hissettim. Bağlam olarak birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan görev objektifleri arasında sürüklenirken, bir noktada okuduğum şeylere anlam yüklememem gerektiğini anladım. Örneğin ana görevlerin birinde, ilk objektif olarak Abis güçlerimi kullanıp bir bulmacayı çözdüm. Devamında orada olduğunu bile güç bela fark edebildiğim bir adam için “Bir şey söyleyecekmiş gibi olan adamla konuş” objektifini gördüm. Güçlü bir kahkahanın ardından gidip adamla konuştum ve yine mantığa hiç oturmayan şeyleri dinleyerek “Neyse, görev işte” diye devam etmeye karar verdim.
Görevlerde MMORPG etkisi çok net hissediliyor. Birbiri ardına gelen görev objektifleri çoğu zaman bir bağlantıya sahip olmuyor. Bu nedenle hikâyeyi oynarken aslında bir hikâye tecrübe ettiğimi değil, sırasıyla görev yapıp geçtiğimi hissettim. Bunun müsebbibi ise tamamen görevler. Yoksa Crimson Desert, aslında kulağa hiç fena gelmeyen, ilgi çekici olabilecek bir hikâyeyi anlatıyor. Fakat Pearl Abyss’in anlatıcılık tarafındaki hamlığı bütün hikâyeyi yerle yeksan etmeye yetmiş.

Bir şeyleri takip etmekten bıktım
Açık dünyalı oyunların bir numaralı karın ağrısı; NPC takip etmek. Crimson Desert, bu konuda elini hiç korkak alıştırmıyor. Abartısız her görevde illa ki bir NPC’yi takip etmemiz gerekiyor. Daha en kötüsünü duymadınız… Bazen takip ettiğiniz NPC, bir noktaya kadar gelip “Buradan sonrasını yalnız gideceksin” diyor. Tamam da… O zaman buraya kadar neden geldin? İşte bu sorunun cevabını Crimson Desert’ta bulmak mümkün değil. İlk birkaç yirmi görevde “Herhalde bundan sonra bu işi azaltırlar” diye düşündüm fakat azalmıyor. Her tekrarda daha da can sıkıcı olmaya başlıyor.
Eğer bir görevde bir NPC’yi takip etmiyorsanız, muhtemelen atınızın arkasına bindirip bir yere götürmeniz gerekiyordur. Bu da yine oyunun zayıf görev tasarımından kaynaklanan acılı bir problem.

Aksiyon sinematikleri… Muhteşemler
Crimson Desert’a dair en sevdiğim şeylerden biri, Kasım 2019’da yayınladıkları duyuru fragmanındaki tekniği oyunun genelinde uygulamış olmaları. O fragmanı hatırlarsınız, Kliff’in ve yoldaşlarının büyük bir savaş içinde kılıç ve kalkanlarla dövüşmesi gösteriliyordu. Kamera karakterler arasında hızlıca hareket ediyor, çarpışma anlarını yakalıyor ve harika açılarla bol aksiyonlu bir görsel şölen yaratıyordu. Pearl Abyss, bu tekniği oyunun tamamında kullanmış. Tüm boss savaşlarının öncesinde ağzımıza bal çalarcasına Kliff’in boss ile boğuşmasını izliyor, bazı ara sahnelerde büyük savaşların içine kameraman gibi dalıyoruz.
Bu sinematikler gerçekten çok güzel ve bir boss dövüşüne girmeden önce motivasyonumu büyük oranda artırdı. Bu nedenle bu anlamda çok tatmin olduğumu söyleyebilirim. Pearl Abyss musluğu anlatı tarafında açmayı beceremese de aksiyon ara sahnelerinde sonuna kadar açmış. Ayrıca ara sahnelerden oynanışa doğru yaşanan pürüzsüz geçişler de çok hoşuma gitti.

Hikâye ve anlatı bakımından özetleyecek olursak, Crimson Desert’ın hikâyesini anlamaya 20. saatten sonra başlıyorsunuz fakat anlamak da pek önemli değil. Çünkü oyun tarihinin en jenerik ve ruhsuz karakterlerinden birine sahibiz ve diğer NPC’ler konuştukça “Ne buluyorlar bu Kliff’te?” diye düşündürüyorlar. “Zaten hikâyeyi iyi anlatıp, karakterleri de iyi işlese…” denkleminde tarihin sayılı oyunları arasına girebilecek bir yapım, tam kuyudan çıkmak üzereyken kendi ayaklarını bu noktada çekmiş. Ben buna büyük bir olumsuzluktan ziyade, kaçmış bir potansiyelin yarattığı hayal kırıklığı olarak bakıyorum.
Crimson Desert dipsiz bir kuyu ve içine her türden taşı atmışlar
Crimson Desert incelemesinin başında içimde ur gibi kalan kısımları atıp döktüğüme göre, artık oyuna methiyeler dizeceğim bölüme de geçebiliriz. Başlangıçta hikâye ve anlatı tarzı nedeniyle ağzımda kekre bir tat bırakan oyunu, başından kalkamadığım bir deneyime dönüştüren şey mekanikleri ve dünyasıydı. Bundan sonra çıkacak bütün açık dünyalı ARPG veya aksiyon macera oyunlarına örnek olarak Crimson Desert’ın dünyasını gösterebiliriz.

Pearl Abyss bu devasa dünyayı MMORPG anlayışından kopmadan harika biçimde doldurmuş. Yani biri gelip bana “Crimson Desert internetsiz MMORPG gibi mi?” deseydi ona seve seve “Evet!” der ve bunun ne kadar güzel bir şey olduğunu da anlatırdım. Haritayı küçük bölgelere, bölgelerin sahipliğini ise fraksiyonlara ayıran geliştirici, her fraksiyon için eşsiz bir yan görev serisi tasarlamış ve her biri için de yine başka başka bir sürü görev eklemiş. Fraksiyon görevlerinin hikâyeleri, oyunun ana hikâyesinden çoğu zaman çok daha ilgi çekici ve yine çoğu zaman çok daha ödüllendirici. Bu yüzden yapmaktan hiç sıkılmıyor ve yenisi açıldığında da gidip başlamak için kendinizde yeterli motivasyonu buluyorsunuz.
Tabii yan görevler dışında Crimson Desert’ta o kadar çok mekanik ve aksiyon var ki… Örnek vermek adına aklıma gelenleri sayacağım; Balıkçılık, madencilik, avcılık, işçi ve kaynak yönetimi, tüccarlık, haydut kampı temizleme, zırh boyama ve çok daha fazlası mevcut. Yani yapacak şeyleriniz hiçbir zaman bitmiyor, kendinize bir meşgale bulup bu harika dünyanın içinde onunla uğraşabiliyorsunuz.

Çok tartışılan kontrol şeması üzerine…
Crimson Desert’ın en çok konuşulduğu yönlerinden biri kontrol şeması olmuştu. Bunun da yine oyunda sayısız mekanik bulunmasıyla ilişkilendirildiğini gördüm. Fakat benim burada fikrim daha farklı. Kontrolcü şemasının sebebi mekanik yoğunluğu değil, anlayış eksikliği. Çünkü mekanik yoğunluğu nedeniyle karmaşık bir şema ortaya çıkmış olsaydı, bu ana menüde dahi karşımıza çıkacak kadar göze batmazdı. Larian’dan Michael Douse (Very AFK olarak da bilinir) sosyal medyada oyunu kaydetmek isterken yanlışlıkla yükleyip bir saatlik ilerlemesini kaybettiğini paylaşmıştı. Aynı durumu ben de yaşadım. Bunun arayüze dikkat etmekle ilgisi yok, bu tamamen oyuncu alışkanlıklarına ihanet eden bir tasarım tercihinin sonucu.
Pearl Abyss burada oyuncu kitlesinin kas hafızası haline gelen bazı arayüz tasarım tercihlerini es geçmiş. Klavye & fare ile oynuyorsanız kaydetmek için R tuşuna basmanız gerekiyor. Acaba… “Record” tuşunun kısaltması olarak mı düşündüler? Çünkü ben hiçbir oyunda R tuşuna basılı tutarak oyun kaydettiğimi hatırlamıyorum. Kontrolcüyle oynuyorsanız da durum pek farklı değil. Yani kontrol karmaşıklığı daha ana menüden başlıyor ve bu tamamen anlayışla ilgili. Zira mekanik çorbası ile ilgili olsaydı, mekanikleri kötü etkilerdi.

Oyun içinde savaşırken veya açık dünyada seyahat ederken bu kombinasyonları kullanması keyifli. Yani burada devasa bir karmaşıklık bulunmuyor. Sadece bir süre alışmak ve yeni öğrenilen mekanikleri savaşlarda daha fazla kullanarak kas hafızasına dahil etmek gerekiyor. Crimson Desert’ın tek oyunculu bir oyun olmasına karşın beceri çatısının bu kadar yüksek olması da ayrıca olumlu bir durum. Yani sizden çok daha iyi birinin oynayışını seyrederken farklı bir oyun oynuyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Yahut tam tersi de olabilir.
Crimson Desert’ta mekanikleri kazana atıp karıştırmışlar ve bundan memnunum
Crimson Desert’ta açık dünyada seyahat etmek, bulmacaları çözmek, savaşlarda kullanmak gibi amaçlar için sayısız oyun içi mekanik yer alıyor. Bunlar beceri geliştirdikçe dallanıp budaklanıyor, birbirleriyle iç içe geçiyor ve oyun hepsini kullandırmayı da çok iyi başarıyor. Uçmak, uçmadan önce irtifa kazanmak için güç vuruşlarını kullanmak, bir çeşit “grappling hook” ile kendinizi ağaçlardan gerdirerek fırlatmak gibi çok çeşitli savaş dışı mekanik mevcut. Tüm bunlar oyunun devasa dünyasında seyahat etmeyi de fazlasıyla keyifli kılıyor.

Savaşlarda ise yine MMORPG anlayışıyla paralel ilerleyen, ancak pek can sıkmayan bazı detaylar var. Örneğin, Kliff’in düz saldırılarının ikinci ve üçüncü kombolarını yine beceri puanı vererek açmanız gerekiyor. Ağır saldırılar ve yumruk saldırıları için de aynı şey geçerli. Fakat bu karakter, görkemli Gri Yeleliler fraksiyonunun öne çıkan savaşçılarından biri değil miydi? Pearl Abyss bunun sebebini oyunun henüz en başında -KCD2’nin de yaptığı gibi- açıklamış olsa da bir şeyleri anlatmayı beceremeyişi bu soruyu sordurabiliyor. Fakat düz vuruşları beceri puanıyla açmak her oyuncunun aynı düzeyde keyif alacağı bir içerik olmayacaktır.
Bunun dışında savaşın akıcılığı ve küçük düşman sürüleriyle ne kadar iyi çalışıyorsa, boss savaşlarında da aynı keyfi vermesi takdire şayan. Zaten Black Desert Online’ın da diğer MMORPG’lerden yaşam sistemleri dışında sıyrıldığı bir diğer nokta buydu. Pearl Abyss akıcı ve tatminkar bir dövüş oynayışı geliştirme konusundaki becerisini Crimson Desert’ta artırarak sergilemiş. Oyunun aksiyonundan, özellikle de boss savaşlarından çok memnunum. Zira boss savaşları hem düşmanı korkutucu göstererek atmosferi yakalayabiliyor hem de akıcı dövüşlerle Kliff’in yanıt verme becerisini kullanmanıza izin veriyor.

Düşmanından öğren
Crimson Desert’ın özel soslarından biri de özellikle boss dövüşleri veya ilk kez karşılaşılan bir düşman ile girilen savaşlar sırasında beceri öğrenebiliyor oluşumuz. Eğer bir düşman, bize karşı bir beceriyi ilk kez kullanıyorsa, Kliff hemen kafasına kopyalayabiliyor. Bu da yeni düşmanlarla karşılaşma isteğini körüklerken, oyunun 60-70. saatte bile hala mekanik açıyor olmasıyla garip bir hayranlık uyandırıyor.
Bulmacalarda asla elinizden tutmuyor ve bu iyi bir şey
Günümüz oyunlarının ana akım olma kaygısıyla çok kolay oluşu bir noktada rahatsızlık vermeye başlamıştı. Crimson Desert’ın karşılaşmaları yaptığınız yan görev sayısıyla paralel şekilde zorlayıcı veya kolay olabiliyor. Fakat bulmacaları, üzerine düşünüp bölgede vakit geçirmenizi istiyor. Mantık yürütmeniz, etrafınızı anlayabilmeniz ve gördüklerinizi zihninizde iyi işleyebilmeniz lazım. Zira oyun, bu konuda oyuncunun elinden tutmuyor. Bu da bulmacaları zorlaştırsa da tamamlamanın yarattığı tatmin duygusuna katkıda bulunuyor.

Ben bulmacaları, mekaniklerin iyi yedirilmesini ve oyuncunun bulmaca alanında yalnız bırakılmasını beğendim. Çözemediklerime daha sonra göz atmak üzere o anlık ara verip, dönüp tekrar çözdüm. Zira dediğim gibi, oyunda her zaman yapacak bir şey var. Bir bulmacayı çözemiyosranız, başka şeylerle meşgul olup daha taze bir kafayla tekrar deneyebilirsiniz. Ben böyle yaptım ve sonuçtan memnunum.
Tik, tak, teknik…
Crimson Desert teknik olarak da çok garip bir oyun. Burada aynı zamanda bazı olumsuzluklara da dikkat çekeceğim. Her şeyden önce, oyunu 1080p çözünürlükte oynuyorsanız, ne yaparsanız yapın o kadar iyi görünmüyor. Yeşillikler durağan sahnelerde fena olmasa da hareketli sahnelerde kumlanmış bir görüntüye bürünüyor. Aynı zamanda oyun, sanki çözünürlük ölçeğini %50’ye düşürdükten sonra %300 keskinlik açmışsınız gibi bir efekte bürünüyor. Buna da ayarlar menüsü üzerinden müdahale etmek mümkün değil. Bu sorun, 1440p veya üzeri çözünürlüklerde yaşanmıyor. Ben 1080p monitörümde oyunu oynarken, çözümü AMD’nin VSR özelliğini açıp oyunu 2160p’de çalıştırmakta buldum. Böylelikle arazi dokularının bile düzeldiğini söyleyebilirim.

Tabii ki oyunun 1080p’de görsel olarak o tatmin seviyesine ulaşamaması büyük bir problem. Çünkü VSR ile 2160p’ye geçtiğinizde, bu sefer de performansınızdan ödün vermiş oluyorsunuz. Bunu toparlamak için ise FSR ve Frame Generation teknolojilerine bel bağlamam gerekti. Bu sefer daha da garip bir sorun ortaya çıktı; oyun kenar yumuşatma için Frame Generation kullanıyor. Elbette asıl amacı bu değil fakat yerel çözünürlükte oynarken gördüğüm tırtıklı yeşillik yüzeyleri, ancak FSR Frame Gen açıkken kayboldu. Ayrıca kenarlar daha pürüzsüz, daha doğru şekilde görünmeye başladı. Bir de Ray Reconstruction var, fakat AMD kartlarda an itibarıyla kullanılabilir durumda değil. Radeon RX 9060XT ile her çalıştırdığıma oyunu 15-20 FPS bandına düşürüp, dehşet bir giriş gecikmesine sebep oldu.
Bu saydıklarım dışında Crimson Desert’ı oynarken sık sık “kesin bilmediğimiz daha büyük bir sorun var” diye düşündüm. Çünkü ışın izlemeyi etkinleştirmek veya devre dışı bırakmak arasında alıştığımız kadar büyük bir fark yok. Yani bir noktada “Ayarlar menüsü mü çalışmıyor acaba?” diye düşünmeye bile başladım.

Optimizasyon
Crimson Desert özelinde optimizasyon ikircikli bir konu. Oyun LOD (Level of Detail) sistemini çok agresif şekilde kullanıyor. Bu sistem normal koşullarda, nesnelerin ekrandaki boyutlarına göre detay seviyelerini değiştirmeye yarıyor. Pearl Abyss o kadar agresif şekilde kullanmış ki haritada ilerlerken nesnelerin yoktan var olması gibi görsel hatalar ortaya çıkıyor. Bu da geliştirici ekibin performansı görsel tutarlılığın biraz daha önüne koyduğunu gösteriyor.
Tabii bu anlayış, özellikle ana hikâye görevlerinin sürüklediği büyük savaşlarda etrafa dökülüyor. Çünkü buralarda, çevredeki NPC ve görsel efekt yoğunluğu nedeniyle FPS değeri 20-30’lara kadar düşebiliyor. Oynanışı kombolara dayanan bir oyun için 25 FPS’in getirdiği giriş gecikmesi ise çoğu zaman yeterli olmuyor. Bu sorun, özellikle bu tür görevlerde (ki 3-4 tane olduğunu söyleyebilirim) tat kaçırıyor.
Öte yandan oyunun açık dünyada veya şehirlerde ciddi performans sorunları olduğunu söyleyemem. Hatta çizim mesafesi konusunda neredeyse sınır tanımayan bir oyuna göre hayli iyi çalışıyor.
Tabii bunu söyledikten sonra merak edebilecekler için sistem özelliklerimi de eklemem gerekiyor.
| CPU | AMD Ryzen 5 5600X |
| GPU | AMD Radeon RX 9060XT – 16 GB VRAM |
| RAM | 32 GB – 16×2 DDR4 3200MHz |
| Çözünürlük | VSR 2160p – FSR Kalite – Frame Gen açık |
| Ortalama FPS | 55-70 |

Uzun lafın kısası
Velhasıl kelam benim Crimson Desert’a dair sevdiğim ve sevmediğim şeyler bu şekildeydi. Bütün kusurlarına rağmen başına oturduğumda saatlerimi harcadığım, zamanıma saygı duymamasından dahi büyük keyif aldığım bir deneyim oldu. Muhtemelen siz bu incelemeyi okurken ben hâlâ oralarda bir yerlerde yan görev yapıyor olacağım. Ancak her platforma göre başka bir bölgede olan ülkemiz için 70 dolarlık fiyatının adil olduğunu söyleyemem. Nicelik olarak fiyatını karşılıyor, fakat nitelik olarak henüz o seviyede değil. Bu nedenle bütçeniz yoksa bekleyin ve ilk indirimde kaçırmayın diyebileceğim oyunlardan biri. Her şeye rağmen harika bir deneyim ve tadına bakmanızı tavsiye ederim.
Benim incelemede sizlere aktaracaklarım şimdilik bu kadardı. Fakat aklınıza takılan soruları veya eleştirilerinizi yorumlarda benimle paylaşabilirsiniz. Sevgi ve oyun ile kalın.


