1923 İstanbul’unda Geçen Aksiyon Korku Oyunu Undead Chronicles Röportajımız

Atarita'da reklam ve sponsorlu içerikler açıkça belirtilmiştir. Bunun dışındaki hiçbir içerik ticari bir ortaklık sonucunda hazırlanmamıştır. Bkz: Editöryal Standartlar

Paylaş

Herkese selamlar sevgili Atarita okurları! Bugün sizlere yerli oyun Undead Chronicles ile geldik. 1923 İstanbul’unda geçen zombili aksiyon-korku oyunu Undead Chronicles, eski dönem klasikleşmiş korku/gerilim oyunlarını temel alan ve yavaş oynanışıyla derin atmosferik bir gerilim sunmayı hedefleyen son derece ilgi çekici bir oyun. Geliştiricisi Seyfettin Dinçtürk ile oyun hakkında harika bir röportaj yaptık;


Röportajımızda bizlere oyunun geliştiricisi Seyfettin Dinçtürk eşlik ediyor

S) Öncelikle merhabalar, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhabalar, ben Seyfettin Dinçtürk. Oyun işlerine küçük yaşta başladım. Babamın Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir internet kafesi vardı. Çocukken kendi başıma oyun yükleme, oyunlara mod ekleme, konsol versiyon kırma gibi işler yapardım. Üniversite sonrası Electronic Arts’ın Madrid ofisinde 4 yıl kadar video oyun tester’lık, Türkçe yerelleştirme, Türkiye pazarlama, komünikasyon onaylayıcılığı gibi işler yaptım. Sonrasında da 2K Games, PlayStation, Abstraction Games, Apple gibi şirketlerde QA Mühendisi, QA, Geliştirici QA gibi farklı pozisyonlarda çalıştım. Şu anda Blackmill Games’de QA olarak 1. Dünya Savaşı ve Osmanlı Cephelerini işlediğimiz Gallipoli oyununun geliştirmesine yardımcı oluyorum, aynı zamanda kendi oyun projem olan Undead Chronicles’ı geliştiriyorum. Yaklaşık 9 yıldır oyun sektörünün içindeyim.


Türkiye’de geçen bir zombi oyunu yapmanın hassas bir konu olduğunu düşünüyorum

S) Oyunda 1923 İstanbul’una gidiyoruz. Böyle bir dönemi seçmenizin arkasındaki düşünce neydi?

Böyle bir dönem seçmemin bir kaç nedeni var.

Birincisi, eski İstanbul’u çok seviyor olmam.

İkincisi, işgal dönemini ilginç bulmam. Bunu açıklamam gerekirse şöyle düşünün; 1. Dünya Savaşı patlıyor, beklenmedik bir şekilde dişinizi gösteriyorsunuz ve çoğu açıdan başarılı bir savaş çıkarıyorsunuz ama yenilgi sonucu İstanbul’u kaybediyorsunuz. İşgal dönemi tarihimizde görece daha az işlenmiş bir dönem. Biz genelde tarihi başarılara odaklanan bir milletiz fakat bu, dönemin ilginç olmadığı, işlenmemesi gerektiği anlamına gelmemeli.

Üçüncüsü, Türkiye’de geçen bir zombi oyunu yapmanın hassas bir konu olduğunu düşünüyorum. Bu zaman çizelgesini en yumuşatan dönemin işgal dönemi olduğunu düşünmekteyim. Mesela örnek vermek gerekirse, oyundaki dış mekanlardaki zombilerin çoğu işgalci askerler olacak. Bu bile benim gözümde oyunu yumuşatıyor. 1923’ten sonra böyle bir oyun yapmak bence pek yakışık almazdı, tabii bu kişisel fikrim.

Dördüncüsü, oyundaki askeri hareketliliği mantıken açıklayabileceğim tek zaman işgal zamanıydı. Bu set dressing için çok önemli çünkü.


“Zombi teması genelde tembel, komedileştirilmiş bir konsept. Ben biraz bu konsepti biraz, bizim perspektifimizden entelektüelleştirmek istiyorum”

S) Oyun dünyasında daha önce belki de hiç işlenmemiş bir alternatif tarih üzerinden yola çıkıyorsunuz. Hem dönemi hem de oyunun vizyonunu oluştururken sizi en çok zorlayan noktalar neler oldu?

Açıkçası pek zorlandığım bir konu olmadı. Projenin ilk fikri, Salt Galata (Eski Osmanlı Bankası binası) ziyaretimden sonra ortaya çıkmıştı. Osmanlı Bankası ile ilgili bir sergi vardı. Bankanın lore’u beni çok etkilemişti. Mesela bankanın müdürü 1915 yılında apar topar sınır dışı ediliyor. Daha sonra işgal döneminde tekrardan müdür olarak atanıyor. Savaş tüccarlarıyla ve 1. Dünya Savaşı ile bağlantılar da çok dikkatimi çekmişti. Basil Zaharoff ile olan bağlantılar, sarayla ve İngiltere ile bağlar. Zaten Basil Zaharoff tek başına bir lore, üzerine 10 oyun, 10 film çıkar. Bu lore’un üstüne bir de zombi salgını eklendiği zaman gerçekten ilginç bir konsept ortaya çıkıyor. Zombi teması genelde tembel, komedileştirilmiş bir konsept. Ben biraz bu konsepti biraz, bizim perspektifimizden entelektüelleştirmek istiyorum.


Bütçe, zaman ve mental, oyunun geliştirme sürecini etkilemiş.

S) Osmanlı Bankası, Yerebatan Sarnıcı gibi gerçek mekanları oyuna aktarırken ne kadar tarihsel bir doğruluk hedeflediniz?

Projeye başladığımda obsesif bir şekilde her şeyin birebir olmasını istiyordum. Fakat bütçe, zaman ve mental olarak bunun çok mümkün olmayacağını bir süre sonra fark ettim. Genelde mekanlardan esinlenilecek. Mesela Yerebatan Sarnıcı olacak, o sarnıç Bizans tüneline bağlanacak, o tünel Sirkeci’ye bağlanacak vb.


Oyunun çizgisel bir dünyası olacak.

S) Oyundaki mekanlar sadece görsel bir arka plan mı yoksa hikayeyi aktif olarak anlatan unsurlar mı olacak?

Bazı mekanlarda anahtar bulma, ışık açıp kapatma (tercihsel karanlık), sigorta tamir etme gibi mekanikler planlıyorum ama onun haricinde çizgisel bir dünyası olacak.


Undead Chronicles, oyuncuya biraz kabus hissi verecek.

S) Oyuncular İstanbul’u tanıdık bir yer olarak mı hissedecek yoksa tamamen yabancı ve ürkütücü bir yer olarak mı?

Kesinlikle tanıdık bir his olacak. Biraz kabus hissi verecek.


“Ben artık sarı kutu görmekten, kırmızı gözlü zombi görmekten sıkıldım”

S) Oyunda HUD, minimap ve aim assist benzeri göstergelerin olmaması oldukça radikal bir karar. Hem karar sürecinden hem de oyuna olan etkisinden biraz bahseder misiniz?

Genel olarak oyunların gün geçtikçe oyuncunun daha çok elinden tuttuğunu düşünüyorum. Bunun sebebi de büyük şirketlerin data odaklı çalışması. ”Şu ikisinden hangisini tercih edersiniz?” tarzı sorular üzerine geliştirme yapmaları. Bu da genelde oyunların belirli bir çoğunluğa göre yapılmasına sebep oluyor. Şirketler artık risk almıyor. Bu da her şeyin sıkıcılaşmasına, aynı tonda olmasına sebep oluyor. Çizgisel ve atmosferik bir oyunda harita olması, sarı loot kutusu olması, sağlık barı olması bence tamamen oyuncuya ”Sen anlamazsın, kafanı kullanmana hiç gerek yok, ben sana yardım edeceğim.” demek. Bu da ekonomik olarak en mantıklısı aslında. Ama indie geliştiriciler bu tarz riskler alabilirler. Bence almalılar da. Ben artık sarı kutu görmekten, kırmızı gözlü zombi görmekten sıkıldım. Bir kere de sarı kutu görmeden loot yapmak istiyorum.


“Undead Chronicles, açıkçası sevdiğim çoğu oyundan bir şeyler alıyor”

S) Resident Evil tarzı klasik survival horror’dan ilham aldığınızı biliyoruz. Peki modern korku oyunlarından bilinçli olarak uzak durduğunuz noktalar oldu mu?

Resident Evil’ı çok severim. Çoğu oyununu defalarca oynadım. Fakat bu, Resident Evil lore’unun iyi olduğunu düşündüğüm anlamına gelmiyor. ABD başkanının kızının İspanya’nın köyüne kaçırıldığı bir lore sonuçta. Ton olarak The Last of Us 1 bana çok daha fazla hitap ediyor. Undead Chronicles, açıkçası sevdiğim çoğu oyundan bir şeyler alıyor.

Modern korku oyunlarında sevmediğim çok şey var. Mesela zorunlu, patern ile ilerleyip öldüremediğin düşmanları hiç sevmiyorum. Onun haricinde sürekli düşmandan kaçtığınız oyunları çok sevmiyorum. ”Bırak savaşayım” diyesim geliyor genelde, bu konuda da yalnız olmadığımı düşünüyorum. Bu tarz mekanikler büyük şirketler tarafından oyunu uzatıp, tam fiyatın hakkını vermek için eklendi. Oyunların uzadıkça kalitesizleştiğini düşünüyorum. Daha kompakt oyunların yapılmasın gerektiğini, sakız gibi uzamaması gerektiğini düşünüyorum.

Atarita için özel olarak paylaşılan oynanış videosu;

“Oyuncu ışık açmadan, çok zorlu bir vizyonla da ilerleyebilecek fakat oyun çok daha zor olacak”

S) Oyuncuyu stres altında tutan bir deneyim sunmak istediğinizi gözlemliyoruz. Bu sadece atmosfer ile mi olacak yoksa kaynak yönetimi de mi işin içine girecek? Konu hakkında biraz detay alabilir miyiz?

Daha önce bahsettiğim ”tercihsel karanlık” oyunun ilk bölümü için en önemli mekaniklerden biri. Tercihsel karanlığı açıklamam gerekirse de Undead Chronicles’da bazı mekanlarda ışık açma mekaniği olacak. Oyuncu ışık açmadan, çok zorlu bir vizyonla da ilerleyebilecek fakat oyun çok daha zor olacak, karanlıktan ötürü. Bazı ışıklar da eski tip sigortaya bağlı olacak ve bu sigortaları çalıştırmak için sigorta porselenlerine ihtiyacınız olacak (yaşı 30 üstü olanlar sigorta porseleninin ne olduğunu belki hatırlar). Onun haricinde mermi bulma, çekmece, dolap açma mekanikleri de olacak. Fakat bu hayatta kalma odaklı olmayacak, daha çok ilerleme odaklı olacak.


Türkçe dil desteği ile ilgili merakımızı gidermek istedik

S) Oyunda Türkçe dil desteğinin olacağını biliyoruz fakat merak ettiğimiz bir diğer şey; oyunda Türkçe seslendirme yer alacak mı?

Oyunda aslında belirli bir seslendirme dili olmayacak. Aklımdaki konseptte biraz da işgal sürecinin çok uluslu yönünü göstermek. Ana karakter Britanyalı, İstanbul’a sürülüyor. Mesela oyunda Türkçe radyo anonsu geçecek, ana karakter ne olduğunu anlayamayacak. Oyunda NPC gördüm, konuşayım gibi bir sistem de olmayacak. Aklımdaki konseptte kapı arkasında (Bloodborne, Yharnam’da olduğu gibi) bazı diyaloglar olacak fakat bu diyaloglarda da ana konsept dil anlaşmazlığı üzerine olacak. Konsept olarak 1899 dizisindeki dilde anlaşamamazlık konseptine yakın olacak. Böyle bir konsepte ”Türkçe dublaj yapalım” demek bence konsepti tamamen çöpe atar. Ana karakterin Britanyalı olması da hikayenin devamı için çok önemli. Tabii eğer bu oyunu çıkarıp devam oyunu yapmak kısmet olursa. 


S) Son olarak, sizin eklemek istediğiniz son bir şey varsa duymak isteriz.

Herkese destekleri için çok teşekkür ederim. Bağımsız geliştiricilerin risk alabilmesi çok kıymetli. Biz de kendi vizyonumuzu koruyarak bu oyunu tamamlamak istiyoruz. Türk oyun dünyasının ve ekonomisinin ileriki yıllarda gelişeceğini düşünüyor, devletin şu anki tutumunun biraz değişmesi gerektiğini, bürokratik engel yerine destek olması gerektiğini düşünüyorum.


Undead Chronicles ile ilgili merak ettiğimiz sorulara yanıt verdiği ve bizimle kıymetli bilgiler paylaştığı için Seyfettin Dinçtürk’e teşekkürlerimizi iletiyor, bir sonraki röportajımızda görüşmek üzere diyoruz.

Atakan Gümrükçüoğlu
Atakan Gümrükçüoğlu
Babadan gelme video oyun tutkunluğumun önüne geçemiyor, yazdıkça yazıyor ve en sonunda tekrar oyun oynuyorum. Fighting Force ile başlayan maceram günümüz popülaritesine kadar uzanıyor...

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Reklamspot_img

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi: