The Last Of Us Part I [PC] İnceleme

Paylaş

Ah sen ne hatalı çıktın be. Biz PC oyuncuları seni senelerce bekledik, yolunu gözledik. Sen ise karşımıza bir ton sorunla çıkageldin. Oldu mu şimdi böyle? Bu kadar harika hikaye anlatımına, grafiğe ve mekaniklere sahip bir yapıma yakıştı mı hiç? Bence yakışmadı. The Last of Us Part I incelemesiyle karşınızdayım dostlar. Geç olsun güç olmasın demişler, güncelleme bekledik malum.

The Last of Us Part I inceleme
The Last of Us Part I inceleme

Hikayeden bi’ haber ben

Belki inanmazsınız ama daha önce The Last of Us oynamamış biri olarak yazıyorum bu incelemeyi. Bazı sahnelerini sosyal medyada ara sıra görüyordum fakat hikayesini öğrenmek hiç istemedim. Bir gün elbet oynarım umuduyla her zaman kaçtım ve görmek bile istemedim. PC tarafına portlanacağını ilk duyduğum zaman ise kendi kendime; “o gün bugün Atakan. Artık sende bu oyunu oynayabileceksin!” dedim. Aylarca bekledik, çeşitli haberler yaptık ve durmadan heyecanlandık. Sızıntıları hakkında konuştuk, Atarita özelinde The Last of Us haftası bile yaptık.

Heyecanımı kursağımda bırakan optimizasyon sorunları olmasaydı muhtemelen 90 üzeri bir puan verecektim oyuna. Hikayesini ve oyun özelinde mekaniklerini bir kenara bıraktığımız zaman gerçekten çok sorunlu bir çıkış dönemi geçirdik. Oyun bazen açılmıyor, açılırsa kapanıyordu. En düşük grafik seviyesiyle en yüksek grafik seviyesi arasında FPS farkı bile oynamıyordu. “Niye öyle oldu ya o iş?” derseniz buradaki yazımızda neden ‘böyle’ olduğunu güzelce açıkladık. Bu konulara değineceğim ancak biz daha fazla geç olmadan incelememize geçelim dilerseniz.

The Last Of Us Part I
The Last of Us Part I incelemesi

Joel ve Ellie Başlangıcı beni çok tatmin etti

Klasik Naughty Dog anlatımıyla başlayan hikayemiz, bizleri salgın öncesinde gayet düz hayatlar yaşayan Joel ve kızı Sarah’a gönderiyor. Yukarıda bahsettiğim gibi, daha önce hikayesi hakkında hiç fikir sahibi olmamıştım. Senelerdir spoiler yemekten kaçındığım gibi sizlere de spoiler vermeyeceğim. Bu yüzden gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

Joel, bildiğiniz üzere hikayenin ana karakterlerinden birisi. Kendisi pek babacan bir abi ancak çocuklarla arasının çok iyi olduğunu sanmam. Hikayenin başlangıcı ve gidişatı bana Uncharted havası vermeyi başardı. Nitekim Naughty Dog bu işi çok iyi yapıyor zaten. Tüm oyun boyunca ağzım açık izlediğim ara sahneleri, günümüz görselliği ile buluşunca ortaya gerçekten harika bir yapım çıkıyor. Tam bir başyapıt edasında ilerleyen hikayesi, sürükleyici ve merak uyandırıcı unsurlarıyla da sizi içerisine çekmeyi başarıyor. Joel ve Ellie ikilisinin ilk başlarda birbirinden nefret etmesi, zaman geçtikçe birbirlerine adeta baba-kız gibi bağlanması ile ilerliyor. Oyun boyunca hissedeceğiniz bu bağ kurma durumu da hikayeyi pek bi’ içselleştirmenizi sağlıyor.

Ama tabii her şey hikayeden ibaret değil elbette. Optimizasyonunu sayfalarca anlatsam okumaya mecaliniz kalmaz diye düşünüyorum. Zaten benim gibi oyunu ön siparişle satın almış olanların mutlaka yana yakıla çözüm aradığını düşünüyorum. İlk çıktığı gün internet üzerinde deliler gibi çözümler aramış ve uygulamıştım fakat bir işe yaramamıştı. Şimdi de gelin biraz onlara değinelim;

The Last of Us Part I optimizasyon sorunlarıyla üzücü bir yapım.
Optimizasyon sorunları üzdü…

Yürek yakan çıkış macerası

The Last of Us Part I, resmen hevesimizi kursağımızda bırakan bir çıkış süreci yaşadı. Mart ayı başında çıkması planlanan yapım 25 gün süreyle ertelenerek ay sonuna alındı. Bu durum çoğu oyuncuyu endişelendirirken beni ise sevindirmişti. Demek ki düzeltilmesi gereken bazı problemler vardı ve onları hallediyorlardı. Keşke bende üzülseymişim diyorum şimdi kendi kendime. Yahu şu oyunu yayınlamadan bir kişi bile açıp oynamadı mı ekipten? Kimse demedi mi; “arkadaşlar bu oyun oynanmıyor maalesef” diye. İnanın aklım almıyor bu işi. Tarihler 28 Mart’ı gösterdiğinde herkes gibi bende ön yüklememi tamamlamış ve oyuna girmek için bir heves dakikaları sayıyordum. Bilmiyordum ki çok kötü bir optimizasyon ile karşılaşacağımı. Oyuna girdiğim ilk an içimden “kesinlikle bir güncelleme alması gerekiyor” diye söylendim. Ve dediğim gibiydi, oyun oynanamaz bir haldeydi.

Dakika başı çökmeler, mavi ekran hataları, Mouse ve klavye takılma sorunları, menüler arasındaki kasmalar derken grafik ayarları sekmesine 1 saat sonucunda ulaşabildim. Sistemimin oyunu orta-yüksek ayarlarda rahat bir şekilde çalıştırabilmesi gerekiyorken ben en düşük görsel seviyede bile 30 FPS üzerine çıkamıyordum. Üstüne üstlük “Shader” yani gölgelendirici önbelleği de dolmak bilmiyordu ve CPU kullanımı %100’e dayanmıştı. Bilgisayarım karşımda feryat figan ağlıyor; “yalvarırım sal beni” diye can çekişiyordu adeta. En iyisi güncelleme beklemek dedim ve bu süreç içerisinde gerek sosyal medyadan gerekse Steam tartışma forumlarından oyun hakkındaki kötü yorumları okumayı ihmal etmedim.

PC'ye gelen en sorunlu PlayStation oyunu ünvanını almayı başardı.
PC’ye gelen en sorunlu PlayStation oyunu ünvanını almayı başardı.

Nasıl oluyor da bu kadar muhteşem bir geçmişe sahip oyunu bu kadar başarısız port ettiler çözemiyorum. İki gün arayla gelen 36 MB boyutundaki güncellemelerden sonra değişen bir şey olmadı maalesef. Oyunu iade etmeye kadar süren bir çelişki yaşadım kendimle. Ben sanıyordum ki, maksimum 2 veya 3 günde oyunu yalayıp yutar, siz değerli okuyuculara harika bir inceleme çıkartırım. Ama işler beklediğim gibi değildi maalesef.

15 GB güncelleme sonrası oyun kendine gelmeyi başardı

15 GB boyutundaki v1.0.2.0 güncellemesinden sonra oyun kendine gelmeye başladı. En azından gölgelendirme yüklemesi hızlı bir şekilde ilerliyordu. Grafik ayarlarımı tamamladıktan sonra oturdum macerama. Şunu en baştan yaparak oyunu piyasaya sürmeleri gerekirken Cyberpunk 2077 yolunu tercih etmek pek anlamlı gelmiyor bana.

Bu optimizasyon sorunlarından puan kıracağım gibi sizlere karşılaştırma da yapamayacağım maalesef. Yani The Last of Us Part I konsol sürümleriyle PC versiyonunu karşılaştırmak benim haddime düşmüyor, çünkü konsol sürümünü oynamadım. Ancak şunu söyleyebilirim ki, PlayStation özelindeki bir oyunu milyonlarca kullanıcısı olan PC tarafına getirmek istiyorsanız biraz dikkatli olmanız gerekiyor. Aksi takdirde 1 seneden önce bu kadar olumsuz yorumu toparlamak imkansıza eşdeğer olacaktır.

The Last Of Us Part I
Nihayet ilk güncelleme ile biraz toparlandı fakat daha en iyi sürümünde değil.

Gelelim oynanışa ve mekaniklere

Oyunun kendine has ve çok ayrı bir havası var. Naughty Dog, hikaye odaklı oyunlara gerçekten çok fazla emek veriyor. Ve bu emeğinin karşılığını ziyadesiyle aldığını düşünüyorum. Oyun içerisinde bazen Joel, bazen Ellie olarak oynama fırsatımız bulunuyor. Sinematikler ile bezenmiş bir hikaye sayesinde film tadında, başından kalkmadan dakikalarınızı buraya gömebilirsiniz. Hala oynanamayan sistemler elbette vardır ama önümüzdeki güncellemeler ile bu sıkıntıların giderileceğini düşünüyorum.

Dediğim gibi, karşılaştırma yapma gibi bir lüksüm yok bu yüzden sizlere oyunu ilk defa oynayan birisi olarak sesleniyorum. The Last of Us Part I, çok güzel mekaniklere ev sahipliği yapıyor. Karakter animasyonları bir yana, verilen tepkiler ve mekan tasarımları da dudak uçuklatacak seviyede. Oyunun 2013’teki halinden epey farklı bir çizgi çekiliyor, görsel anlamda. İlk versiyona sadık kalınsa bile atmosfer daha fazla ön plana çıkarılmış denebilir. Tabii bu durum kişiden kişiye göre değişecektir ancak oyuna bir kere atıldınız mı başından kalkmak istemiyorsunuz, ama sisteminiz el verirse :’)

Ağır bir temposu bulunan oyun, karşınıza birçok düşman çıkarmayı da ihmal etmiyor. Zaten kıyameti yaşamış bir dünyada, yetmezmiş gibi birde haydutlar ve gözü dönmüş insanlar ile karşı karşıya gelmeniz gerekiyor. Oyun bölüm bölüm ilerliyor da denebilir. Yani güzel bir sinematik sonrası oyun sizi bir bölüme bırakıyor ve sonuna ulaşana kadar çeşitli şeyler yapıyorsunuz. Bölüm sonuna ulaştığınız zaman araya bir sinematik giriyor ve o zaman anlıyorsunuz ki artık başka bir tarafa yönelecek yapım. Bence bu çok güzel çünkü günümüzde çizgisel oyunlar pek kalmadı denebilir. 4 kişiyle oynanan veya rekabetçi oyunların hüküm sürdüğü şu dönemlerde The Last of Us Part I gibi oyunlar çok güzel hissettiriyor.

The Last of Us PC
Sinematik yönü her zaman çok güçlüydü, hala da öyle.

Silah geri tepmeleri, geliştirmeleri, fizik yasalarına uygun hareketleri ve tepkimeleriyle de oldukça başarılı bir portre çiziyor. Karaktere silah kullandırtırken aldığınız geri tepkime çok hoş ve gerçekten bir aksiyonda olduğunuz varsayabiliyorsunuz. Açıkçası ben silah fiziklerinin yanı sıra karakter animasyonlarını da oldukça beğendim. Koşmalar, yaralanmalar ve siper almalar gibi fiziki durumlarda karakter tepkimeleri çok gerçekçi duruyor. İşte bu yüzden ağır tempolu denebiliyor ancak gerçekçiliği yakalama konusunda harika bir iş çıkartılmış diyebilirim.

Eksiklerden bahsetmezsek olmaz tabii

The Last of Us Part I’in eksikleri yok mu? Var. Can sıkıyor mu? Hayır. En büyük eksikliği ben yapay zekada görüyorum. Siper aldığınız bir aksiyon sekansında düşmanlar etrafınızdan dolanıyor, arkadaşına bizi oylaması hakkında bazı söylemlerde bulunuyor ve sizinle bire bir dövüşe girmekten çekinmiyor evet ama, neden sağır bu adamlar? Çömelerek dibinden geçiyorum duymuyor, yanında adam indiriyorum fark etmiyor. Bu durum biraz gözüme battı diyebilirim ancak oynanışı baltalamadığı kesin. Birde yanımızdaki karakterlerin saçmalıkları söz konusu. Yine siper alma sekanslarında saçma yerlere gidip saklanıyorlar. Hatta bazen düşmanın önünde saklanıyor ancak oyunun focus kısmı bende olduğu için düşman yapay zekası benim arkadaşımı görmüyor, görse saldırmıyor. Çünkü bana odaklı. Neden?

Şimdi bana diyebilirsiniz; “bu kadarı her oyunda var, ne olacak sanki” diye. Bence olmamalı. Hikaye anlatımına düşkün ve ağır tempolu bu tarz oyunlarda böyle sorunlar olmamalı. Benim arkadaşım yakalanmalı ve bana daha farklı aksiyon sahneleri sağlamalıydı. Bir diğer yandan size şunu itiraf etmem gerek, ben gizlilik oyunlarını pek sevmiyorum. Yada beceremiyorum. Oyunun %70’i gizlenerek yola devam etmek olduğunu varsayarsak bu durum bende biraz sıkıcılık yarattı. Paldır küldür düşmana dalmakta imkansız gibi bir şey çünkü cephane ve sağlık sorunları yaşanıyor. İşte böyle bir ikilemde kaldığım için sanırım kendi açımdan eksi yazabilirim.

Gizlilik bir seçenek değil, zorunluluk olmuş.
Gizlilik bir seçenek değil, zorunluluk olmuş.

Ve son olarak oyunda en sıkıcı bulduğum şey, kendini tekrar eden bazı dövüş animasyonları ve bulmacalar. Özellikle gizlice bir düşman indirmek hep aynı animasyonu görmeye sebep oluyor. Arkasından dolan, yakala ve etkisiz hale getir. Hep aynı sahneyi izlemek biraz sıkıcı geldi. Düşman etkisiz hale gelirken yapay zekanın tüm animasyonları aynı. Parmak hareketleri bile aynı, öyle diyeyim. Birde oyun içerisinde yer alan bulmacamsı mekanikler. Ellie’yi yukarı kaldır, merdiveni al oradan oraya götür gibi aktiviteler bir süre sonra sizce de çok sıkıcı bir hal almıyor mu?

Kendimce oyunun artı ve eksi yönleri

The Last of Us Part I İncelemesini sonlandırmadan önce kendimce bir artı eksi tablosu oluşturmak istiyorum. Aynı Hogwarts Legacy incelemesinde olduğu gibi. Aynen şöyle;

  • Hikayesi oldukça başarılı. Başından kalkamadan saatlerce bir film izlediğinizi düşünün ama filmin başrolü sizin kontrolünüz altında.
  • Karakter alt metinleri ve geçmişlerinde yaşadıkları ilgi uyandırıcı.
  • Karakterlerin aralarında konuşmaları ve birbirleri ile olan bağ konuları harika işleniyor.
  • Ağır bir tempoya sahip olduğunu düşünüyorum ve bu benim için güzel bir artı konumunda.
  • Mekanik ve oynanış bakımından birkaç sıkıcı durum dışında çok ama çok iyi bir işleyişe sahip olduğunu söylemem gerekli.
  • Atmosferik anlamda da oldukça başarılı. Terkedilmiş bir dünya ve bu dünyada hayatta kalmaya çalışan insanlar.
The Last Of Us Part I'in artı ve eksileri
  • The Last of Us Part I Optimizasyon açısından tam bir felaket. Güncelleme ile oynanabilir bir hale gelse bile bu tarz kötü bir performans ile karşılaşılmaması gerekiyordu. Bu durum benim açımdan büyük bir puan kırıklığı demek.
  • Yapay zeka bakımından sevindiğim noktalar olsa bile bazen hayal kırıklığına uğradığım durumlar oldu.

Son demler

Şu an The Last of Us Part I bu durumdayken o fiyatlar verilmez diye düşünüyorum. Oyunun toparlanabilmesi için çok rahat 3-4 aya ihtiyacı var. 15 GB güncelleme gelmiş olsa bile %100 CPU kullanımı sorunları devam ediyor. Bilgisayarı aşırı ısındıran bu durum karşısında eğer yetersiz soğutmaya sahipseniz bir müddet daha uzak durmanızı öneririm. Eğer sistemim yeter diye düşünüyorsanız o zaman göz atılabilir elbette. Son gelen güncellemeler ile birlikte en azından daha oynanabilir bir seviyede olduğunu kabul etmek gerek.

Kısa bir parantez de oyunun DLC’si olan “Left Behind” hakkında açayım. Ellie karakterinin geçmişini anlatan bu 2 saatlik süreç içerisinde aksiyondan ziyade daha çok karakter tanıtma ve hikaye alt metinleri yer alıyor. En azından Ellie’nin başına neler gelmiş ve ne durumdaymış bunu görme şansına erişiyoruz.

The Last of Us Part I inceleme
Oyunun bizce artı ve eksileri
Atakan Gümrükçüoğlu
Atakan Gümrükçüoğlu
Babadan gelme video oyun tutkunluğumun önüne geçemiyor, yazdıkça yazıyor ve en sonunda tekrar oyun oynuyorum. Fighting Force ile başlayan maceram günümüz popülaritesine kadar uzanıyor...
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi:

Ah sen ne hatalı çıktın be. Biz PC oyuncuları seni senelerce bekledik, yolunu gözledik. Sen ise karşımıza bir ton sorunla çıkageldin. Oldu mu şimdi böyle? Bu kadar harika hikaye anlatımına, grafiğe ve mekaniklere sahip bir yapıma yakıştı mı hiç? Bence yakışmadı. The Last of...The Last Of Us Part I [PC] İnceleme