Suicide Squad: Kill The Justice League İnceleme

Paylaş

Selam, yeni incelememize hoş geldiniz! Bugün sizler için Batman: Arkham serisiyle oyuncuların gözüne giren Rocksteady Studious’un elinden çıkan ve birçoğumuzun merakla beklediği Suicide Squad: Kill The Justice League’i inceliyoruz. Gerek çizgi romanlardan gerekse sinema uyarlamasından bildiğimiz kadarıyla; bizi kimi zaman komikliklerle dolu bir yolculuğun beklediğinin farkındayız. Peki, yıllarımızı süslemiş süper kahramanları öldürmek zorunda olmak; bu unsuru koruyabilir mi? Gelin, birlikte bu zorlu bir göreve çıkalım.

Öncelikle, hikâyenin nereden başladığına bakalım: “Batman: Arkham Knight” oyunundan tam beş yıl sonrasında geçen bu oyunda, evrendeki her şeye sahip olmak isteyen Braniac isimli bir kötü adamla karşı karşıyayız. DC evrenine az buçuk hâkimseniz, kendisinin ismini mutlaka duymuşsunuzdur. Kendisi, Adalet Birliği’nin en büyük düşmanlarından birisidir. Bütün yaşam formlarını kölesi hâline getiriyor, öyle ki bizim süper kahramanlarımızı da ele geçirmesi sebebiyle işler İntihar Timi’ne kalıyor.

Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme

Nedir bu İntihar Timi?

Özetle, devlet için gerekli görevleri yapmak üzere “zorla” göreve atanan kötü adamların oluşturduğu bir ekip diyebiliriz. Kafalarına yerleştirilen bomba sebebiyle, ölüm ya da görev seçeneği içerisinden hangisini seçtikleri aşikâr olan bu ekip; Harley Quinn, King Shark, Deadshot ve Captain Boomerang’ten oluşuyor. Savaş alanı diye adlandırabileceğimiz Metropolis’te, yalnızca bu dörtlü cirit atarken ardımızda kalan ekibin de hikâyedeki yerlerini göz ardı etmemek gerek.

Bu bir peri masalı hikâyesi değil; isminden anlaşıldığı üzere, son kaçınılmaz olacak. Yani; peşlerinde olduğumuz kahramanların başlarına gelecek şeyin ne olduğunu az buçuk tahmin edebiliyoruz. Şunu sorabilirsiniz: “Oyun içerisinde aşina olduğumuz isimler bunlardan mı ibaret?” Tabii ki de değil. “Ardımızda kalan ekip” diye adlandırdığım; bizim araç gereçlerimizin gelişiminden tutun, karakterlerimizin yetenek ağaçlarına katkılarının olmasına kadar birçok desteği bu kişiler sağlamakta. Ben incelemeleri pek spoiler vererek yazmayı sevmediğim için hangi karakter, nasıl bulunuyor, buna yer vermemeyi tercih ediyorum. Ama karşılaşacağınız kişiler, görünüşleri ve hikâyede tercih edilen şekilleri sizi şaşırtabilir. Bence bunları çok standart tutmayarak tatlı bir değişikliğe gitmişler. Nihayetinde çizgi romanlarda farklı evrenlerle birlikte karakterleri farklı varyasyonlarda görmeye alıştık, oyunlarda da bu çeşitliliğin olması hoş bir şey.

Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme

Oyun, sezon içerikleriyle birlikte tamamlanacak

Spoiler vermeden konuşmak gerekirse; bu oyunun tek içerikle sınırlı kalmayacağını, ekibin vadedilenler şemasından takiben biliyoruz. Yani; bize sunulan hikâye, yalnızca bütünün belli bir kısmını içeriyor. Gelişim açısından her bir sezonda yeni karakterler, mekânlar, bölüm sonu canavarı savaşları ve varyasyonları, silahlar, aktiviteler ve daha niceleri bizi bekliyor. Mart ayında, birinci sezonla birlikte, yeni oynanabilir karakter olarak Joker de aramıza katılacak. Şöyle demekte haklısınız: Arkham serisindeki Joker ölmüştü, bu Joker nereden geliyor? Biraz da bundan konuşalım.

Bu Joker’ımız, farklı bir evrenden gelmekte. Geldiği yerin İntihar Timi üyesi olduğundan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki kendisi bizim Joker’ımızdan kesinlikle daha iş birlikçi bir yapıya sahip. Fakat tabii ki de bu Joker’ın da kendisine has, farklı çılgınlıkları olacak. Anlayacağınız üzere, karşımıza çıkacak yeni bölüm sonu canavarları ve varyasyonları da aslında bu olaya bağlı: İntihar Timi olarak, hikâyenin temel kısmını bitirdikten sonra farklı boyutlardaki sorunları çözmeye çalışacağız. Bunun için de ekibin gelişmesi şart. Neticede eklenen her bir yenilik, karşımıza çıkacak daha farklı zorluklar demek. İsterseniz, asıl ilginizi çektiğini düşündüğüm kısma geçelim.

Oyuncunun çok zorlanmadan keyif alabilmesi hedeflenmiş

Öncelikle, bu oyun sizin oldukça elinizi tutan bir yapıda: Oyuncu dostu diyebileceğimiz basit bir sisteme sahip, bu sebeple de kafanızı karıştıracak komplike içeriklere yer verilmemiş. Gerek görevlerden gelen gerekse kendiniz oluşturduğunuz araç gereçlerinize yapabildiğiniz değişikliklerden tutun; karakterinizin yetenek ağacında her an yapabileceğiniz değişimler ve oynama stilinize uygun yönlendirme amacıyla koyulmuş etiketlere kadar, size her türlü kolaylığı sağlamakta. Şu anlık konumuz elbette ki henüz bize sunulan kısmı kapsayacak, bu sebepten sezon kısmına değinmeyeceğim. Bahsedeceğimiz kısım bile yirmi saatten uzun bir süre olduğu için oyunun asıl can alıcı saatlerini kapsadığını düşünüyorum. Oynadığınız takdirde keyif alacak mısınız, yoksa sıkılacak mısınız; kabataslak bir çıkarım yapabilmeniz için devam edelim.

Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme

Görev çeşitliliği az olmakla birlikte, gelişim için çok önem arz ediyor

Oyunumuzda ana görev olduğu gibi tabii ki de yan görevler de bulunmakta. Bu yan görevleri opsiyonel tutmaktansa biraz daha zorunlu kılmaya önem vermişler. Haritamız belli, çok büyük değil. Zaten hikâye gereği aşağıda düşmanlar gezdiği için genellikle binalar üzerinden ilerliyoruz. Her karakterin bir yerden bir yere hızlıca ilerlemesini sağlayan özellikleri mevcut, bu sebepten görevden göreve giderken hızlı seyahat özelliği olmaması pek bir sorun yaratmıyor. Oyunun ilerisinde, hikâyeye uygun yedirilmiş, görev üssüne hızlı seyahat özelliği geliyor fakat ben pek kullanma gereği duymadım. Sezonlarla birlikte belki daha önem arz edebilir. Niçin görevlerden bahsederken haritaya yer verdiğimi açıklayayım:

Görev çeşidi olarak birkaç sembolümüz bulunmakta. Bunların her biri farklı bir geliştirmeye hizmet ederken aynı zamanda da size farklı düşman türlerini ve özelliklerini öğretiyor. Oyun; kapışmalar esnasında canınızın sıkılmaması için bizlere kimisi yalnızca bombayla ölen kimisi de özel hareketlerden hasar alan… gibi düşman varyasyonlarıyla karşılaştırıyor. Başta merak ettirici ve devamlı yenilik sunan bir yapıya sahip gibi gelse de birkaç saatin ardından büyüsü kaçınca daha monoton bir hâl alıyor. Görevleri yaparken aldığınız zevk, kesinlikle bireyselde ve grup içerisinde farklılık gösteriyor. Bu oyun, yapısı gereği sizi arkadaşınızla ya da başkalarıyla oynamaya teşvik ettiği için belli bir süre sonra tek başınıza oynarken sıkılmanız çok olası. Ancak DC evrenini seviyorsanız biraz daha keyif almanız mümkün. Bu kısma sonra daha detaylı gireceğim, o yüzden size önce bir grup yapısından bahsedeyim.

Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme

Grup sistemi nasıl işliyor?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, grup dört kişiden oluşmakta. Bu dördünün de farklı özelliği, araç gereci ve oynanışı mevcut. Oyun bizi her görevde farklı bir karakteri öne sürerek daha fazla XP almamız için yönlendirme yaparken şöyle bir problem söz konusu ki görev esnasında karakter değişimi yapamıyoruz. Yani; ya oynadığınız karakterden sabit giderek ilerlemeniz gerek ya da hepsini bir bir oynamanız gerek. Ne yazık ki silah stoğu ortak olsa da yetenek puanı açısından aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Her bir karakter için seviyeyi tekrardan kasmanız gerekiyor. O nedenle bölüm sonu canavarıyla savaş gibi anlarda yapay zekâyla oynarken pek de faydalarının olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Burada karşınıza üç şekilde oynanış şekli çıkıyor: Çevrimdışı, arkadaşlarla ve çevrimiçi. Oyun içerisinde sıralama, liderlik gibi daha çok oynamaya teşvik eden unsurlar bulunmakta. Bu sebepten; keyfinizi baltalamayacak, adil ve düzenli bir tecrübe için hile yapılmasını önleyecek yazılım bulunduruyor. Muhtemelen bundan ötürü çevrimdışı oynarken bile internete bağlı olmamız gerekiyor ki tüm bu sistem sorunsuz bir şekilde çalışsın. Çevrimiçi oyunlarda, özellikle de rekabet söz konusuysa, hile yapılmasının ne kadar can sıkıcı olabileceğini hepimiz biliyoruz. Sıralama yapılmaması gibi bir seçenek olsaydı ve işaretleyip ondan muaf tutularak internetsiz oynayabilseydik hoş olabilirdi, böyle düşünüyor olabilirsiniz. Fakat oyunun sistemi gereği içinde bulunduğunuz bölümden doğrudan çevrimiçi oynanışa geçiş yapabilmeniz sebebiyle pek de mümkün olduğunu sanmıyorum. Ya da ona göre başka bir sistem getirmeleri gerekirdi, bunun için örneklerine göz gezdirebiliriz.

Sonuç olarak: Başkalarıyla oynamaya döndüğünüzde çok rahat ve keyifli hâle gelen oynanış, tek başınıza oynamanızdaki en büyük fark olarak karşımıza çıkıyor. Elbette ki sabit bir karakterle oynamanız sebebiyle tek başınıza deneyimlerken- görev hariç- keyfinizce değişime gidebildiğiniz karakterler, bu sefer ancak üsse giderek değiştirilebilir bir hâl alıyor.

Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme

Oyuncu dostu yapısı, optimizasyon ve sunucu sorunlarıyla baltalanıyor

Uzaktan baktığınızda grafikleri muazzam, dövüş sekansları da hareket açısından keyifli gibi gözüküyor. Öyle de aslında. Yapısı gereği klavye ve fareden ziyade oyun koluyla oynamaya çok daha elverişli olduğunu, hareketler kolaylaşırken beraberinde vuruşlarda kolun titremesi gibi özelliklerle dövüşün oyuncuya çok daha zevkli geçtiğini söyleyebiliriz. Oyuncunun elinden tuttuğu bir diğer kısım da ekrandaki paneller, otomatik nişan gibi oyuncu dostu sayabileceğimiz unsurlar. Keza, renk körlüğü için de modu bulunduğunu es geçmemek gerek. Bunları elbette ki ayarlardan açıp kapatabiliyorsunuz ama oyunun illa sizi zorlamaması ve istediğinizce elinizden tutması bence güzel bir şey. Arkadaşlarınızla grupça düşmanlarla dövüşüp kombo üstüne kombo yaparken savaş keyfinizi bozabilecek bir unsur karşınıza çıkıyor: Sunucu problemi.

Oyun birçok platformda satışta olduğu için kendi tecrübemin bilgisayarla sınırlı olduğunu size belirtmem gerek. Oyunun ilk iki gün erken erişimi esnasında sunucudan ötürü hiçbir problem yaşamadım. Yalnız; birazcık optimizasyon problemi söz konusu, o da oynanmaz kılacak kadar değil. O nedenle tüm platformlarda büyük bir sorun olarak gördüğüm kısımdan ilerlemek istiyorum: Sunucular, oyun çıktığından beri problem yaşatıyor. Tek başınıza oynamak isteseniz bile internete ihtiyacınızın olduğunun altını çizmem gerek. Çoğu zaman oyuna direkt bağlanamamamdan ötürü, doğru dürüst bir oyun zevki yaşamamı engellemesinden tutun; birileriyle oynamak istediğimde, oynayacak kimseyle beni eşleştirmemesine kadar birçok problem yaşattı. Kaldı ki çevrimiçi oynamak istediğinizde ekip toplamayı tüm platformları kapsayarak yapıyor. Zaten bir elimin parmağını geçmeyecek kadar az aktif görev oluyor, bunlarda da iki defa hata sebebiyle görevi bitiremedim. Elbette ki görevi yapamadığınızda size caydırıcı bir ceza vermiyor, o nedenle büyütülecek bir olay değil diye de bakabilirsiniz. Ne kadarı sunucudan kaynaklıdır bilmiyorum ama bilgisayarım ve internetim kötü değil, o nedenle aşırı uzun süren yükleme ekranlarını ve oynanış süresince yüklenmek bilmeyen görselleri oyuna bağlıyorum. Bu, zamanla hâlledilebileceğini düşündüğüm sorunların başını çekiyor. Ben normalde hataları belli bir boyuta kadar göz ardı edebiliyorum fakat burada bazı insanların canını sıkabileceğini bildiğim için tecrübelerimi anlatmak durumundayım.

Açık dünyası, içerik açısından çok boş kalmış

Bir diğer durum da şu: Bir oyun yapılırken asıl önemli olan; türü içerisinde, oyuncuyu oyun içerisinde tutabilmektir. Yani, türün sınırları içerisinde oyuncuların beklentisini karşılaması ve eğlenceli olması önceliktir. Misal, görsel roman bir oyundan beklentinizle hack and slash bir oyundan beklentiniz bir değildir. Fakat belli bir tür içerisinde bir şey çıkartmaya çalışırken hikâye anlatımı esnasında oynanış zevkini de unutmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Bu oyunda benim en çok gözüme çarpan şey bu oldu: Ben kolay kolay sıkılan bir insan değilim. Oyunun haritası zaten çok büyük değil. Daha dolu dolu olması için ana görev ve yan göreve ek olarak Riddler’ın bulmacası şeklinde kozmetik açısından bize olumlu dönütü olacak uğraşlar ve her şeyin sarpa sardığı andan hemen öncesinden kesitleri işitebileceğimiz konumlar yerleştirmişler. Fakat onun harici harita çok boş hissettiriyor, keşif isteği şahsen bende oluşturmadı. Açık dünya türü altında geçmesindense çizgisel bir hikâye ilerleyişine sahip olsa bence çok daha keyifli ve başarılı bir iş çıkarırlarmış.

Oyun içi alımlarında yalnızca kozmetik eşyalara yer verdikleri için sezonlarla bize sunulacak içerikleri kenara koyduğumuzda; bize bu kadar sade bir açık dünya sunmaları, oyunu pek de yetiştirememiş oldukları hissiyatını uyandırıyor. Çevrimiçi bir şekilde oynamanın eğlenceli olmasını oyunun merkezi hâline getirdiğinizde; tek başınıza oynadığınız vakit göze çarpabilecek unsurların varlığını unutmak ne kadar doğrudur, bilemem. Şahsen, oyunun zenginlik olarak da bize sunduklarını çok çeşitli ve çekici bulamadım. Bence bir konu seçerken onu işleyiş şekli de çok önem arz ediyor. Fakat umarım ki bu düşüncem, sezonla birlikte değişebilir. Nihayetinde, bir oyuncu olarak isteğimiz, oyunu oynarken keyif almaktır. Benim dediklerimi dikkate alarak çizgisel bir oyun gibi düşünürseniz ve fazla beklentiye girmezseniz şayet, sizi pek hayal kırıklığına uğratacağını düşünmüyorum. Keza; hikâye işlenişindeki hafif komedi unsurları, birazcık da karanlığın varlığı, bence yerinde bir hikâye anlatımı sunmuş. Elbette ki bu konuda da beklenti seviyeniz, değerlendirmenizi etkiler. Ben çok mükemmel bir anlatım beklemiyordum, benim için yetti. Hikâyenin anlatım şeklini Arkham serisiyle kıyaslayacak olursanız, orasını da size bırakayım. Bunu biraz daha farklı bir yere koymanız daha iyi olur gibi geliyor.

Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme

Hikâye, çok beklentiye kapılmazsanız tatmin edebilir

Hikâyede önemli bir son noktaya değinmem gerekirse, DC hayranlarına hitaben konuşmak istiyorum: Oyunun hikâyesi daha absürt bir distopyada geçtiği için karakter yapılarının yansıtılışı konusunda çok beklentiye girmemenizi tavsiye ediyorum. Yukarıda, Arkham serisinden ayrı tutulmasından kastım buydu: Olayların biraz daha ortasında giriş yapıp her şeyi İntihar Timi’nin gözünden tecrübelediğimiz için bu sefer karşımıza kötü adam olarak gelen süper kahramanlarımızın kalitesi ve kişilikleri bildiğimizden çok farklı yansıtılıyor. Çok derin bir hikâye arayışında da olmamak lazım. Ben bu oyunu daha ziyade “arkadaşlarla keyifli bir DC serüveni” diye özetleyebileceğimizi düşünüyorum.

Görsel ve işitsel kısımda başarılı bir iş çıkarmışlar

Hikâyeden bahsettik, biz oyunculara nasıl yansıtıldığından bahsetmezsek de olmaz: Sinematikler; sunucu veyahut oyun içerisindeki hatalar sebebiyle kimi ses uyumsuzluğuyla karşımıza çıkma gibi küçük, kimi zamansa bozuk modelleme gibi büyük sorunlarla önümüze gelebiliyor. Bu sinematik yöntemi genel olarak günümüzdeki oyunlarda kullanılan bir yöntem, biliyorsunuzdur: Oyun içerisindeki alana kamerayı yerleştiriyorlar, modellemeler de o esnada harekete geçiyor. Yani, bir video oynamasındansa; sinematik, oyun içerisindeki bir sahne hâline geliyor. O nedenle bazen modellemelerin geçişinde hatalar da oluşabiliyor. Ben aşırı belli olan ve rahatsız edebilecek bir hata yalnızca bir kere yaşadım. Çok da mühim bir anda değildi, o nedenle pek sinir ettiğini söyleyemem. Sinir etmekten ziyade komik gelmişti. Komik bulabileceğiniz diğer bir şeyse; sinematik başlamadan önce ekranın boşaltılması için karakterleri otomatik kenara almaya ve hareket hâlindelerse de buna son vermeye programlamışlar.

Bu sebepten, görev bitiminde birkaç kere Harley olarak sallanırken ekran dışına fırladığım oldu. Gülmeden edememiştim, anlık çok saçma bir görüntü olarak karşımıza çıkıyor. Fakat ortam kalitesi açısından tutturulan grafiklerin modellemeler için de geçerli olduğunu belirtmek gerek. Kesinlikle görsel kısmında harika bir iş çıkarmışlar. Bahsettiğim sinematik şeklinden ötürü oynanış esnasında geçen diyaloglarda da karakterimizin mimiklerinin hareketlerini takip edebiliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda; karaktere yaşam enerjisi vermeye çalışılırken oldurulamayan mimikler sebebiyle dalga konusu olan oyunları düşününce, bu kısmı es geçmemek gerek diye düşündüm. Keza, diğer bir can alıcı kısımsa karakterin sesi olarak önümüze çıkıyor: Oyun dünyasında Harley Quinn’e yıllardır can veren Tara Strong gibi aşina olduğumuz ses sanatçılarının, hikâyeye ve oyuna ayrı bir hava kattığı aşikâr. Eksi olarak saydığım onca sebebe rağmen, oyunun atmosferine katkısı olan görsellik; müzikler ve karakterlerin yansıtılışı, oyunu tek başınıza dahi olduğu kadar oynanır kılıyor. Neden mi olduğu kadar? Hemen ona da bir göz atalım.

Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League İnceleme

Grupla oynamaya teşvik eden sistemi, tek deneyimlerken zorluyor

Tam bir grupla oynayacak olursanız belli bir karakteriniz olacak. Hâliyle, sizin için ben de tek başıma oynarken bir karakterle oynamaya daha çok özen gösterdim. Yapay zekâ kısmen iş yapıyor olsa da bir oyuncunun yerine geçecek kadar mantıklı ve atik hareket edebildiği pek söylenemez. Misal, bombayla hasar alan düşmanlarla karşılaştığımız vakitlerde bütün düşmanlar benim bombalarımla işlerini bitirmeme bakıyor. Fakat bomba sayısı ne yazık ki sınırlı ve çıkartmak da birazcık uğraştırıyor. Tek başıma oynarken kimi zaman başkasıyla oynasam bu kadar vaktimi almayacağını hissettiğim görevlerle karşılaştım.

Görev esnasında karakter değiştirmemize izin vermediği için farklı alternatifleri ancak açık dünyada bulunduğumuz vakitlerde deneyimleme şansını bulabiliyoruz. Tek başımıza oynarken diğer karakterlere an an geçebileceğimiz bir yapısı olsaydı şayet daha verimli ve eğlenceli bir oynanış da sunabilirdi gibi geliyor. Fakat bununla birlikte hızlı ve atraksiyonlu bir dövüş sekansına sahip olduğu için kafa da karıştırabilirdi. Bu kafa karışıklığını şu an bile bölüm sonu canavarlarıyla tek başınıza kapıştığınızda yaşamanız mümkün. Aslında oyun zor değil; dediğim gibi, elinizden de oldukça tutuyor ama başkalarıyla oynamanız gerektiğini de çok sık belli ediyor. Tek başınıza oynamayı seven birisiyseniz bu birazcık moral bozucu bir unsur olabilir. Şöyle bir bakınca tam oyun fiyatını hak ediyor mu, tartışılır. Görev sonunda sinematik olarak karşımıza çıkan havalı karakter ekranı, karakterinizi şekilden şekle sokabileceğiniz hareketler yaptırabilme kabiliyeti gibi içerikler hoş olsa da “Bir şeyler eksik” düşüncesinin kafamdan silinmesi için maalesef ki yeterli olmadı.

Son Söz

Henüz sunucuları sebebiyle çok stabilize olmayan fakat ileride arkadaşlarınızla oynamaktan keyif alabileceğiniz; sizi içine çekecek hareketli dövüş sekanslarına sahip olmakla birlikte çok da derin bir hikâye aranmaması gereken bir oyun. Potansiyelini muhtemelen sezonlar içerisinde ancak tam olarak yakalayacağını düşünmem sebebiyle, özellikle DC hayranlarının, oyunun gelişimini takip ederken indirimleri kovalamanızı tavsiye ederim.

Suicide Squad Kill The Justice League inceleme
Suicide Squad: Kill the Justice League – İnceleme
İdil Barbaros
İdil Barbaros
Kendimi bildim bileli oyunlar içerisinde büyümüş birisi olarak bu sevdamı hâlâ ilk günkü gibi korumaktayım. Öyle ki gelecekte kendi oyunumu yapma hevesiyle adım adım ilerlediğim bu yolda, her daldan oyunları tecrübelemeye ve başkalarına biraz dahi olsa katkım olması için çalışıyorum.
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi:

Selam, yeni incelememize hoş geldiniz! Bugün sizler için Batman: Arkham serisiyle oyuncuların gözüne giren Rocksteady Studious’un elinden çıkan ve birçoğumuzun merakla beklediği Suicide Squad: Kill The Justice League’i inceliyoruz. Gerek çizgi romanlardan gerekse sinema uyarlamasından bildiğimiz kadarıyla; bizi kimi zaman komikliklerle dolu bir yolculuğun...Suicide Squad: Kill The Justice League İnceleme