| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Hacked: The Streamer’ın PC inceleme kopyası, GameDev.ist tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
FMV oyunlarını gerçekten seviyorum. Hikâye anlatımı odaklı, oyuncuyu karar anında uğrattığı gerginlik hissi ile sürekli doruk noktasında tutan ve farklı sonlarıyla içeriğe kritik yön verdiren FMV oyunlarını ise daha çok seviyorum. Bu incelememizde bizlere Hacked: The Streamer eşlik edecek. Button Interactive’in ilk oyunu, tam da bahsettiğim gibi FMV’nin nimetlerini en iyi şekilde (ve sevdiğim şekilde) kullanmaya çalışan, ufak tefek hataları olan ancak oyuncuya empati kurdurabilen bir yapım. Gelin birlikte inceleyelim:
PinkyPie’ın gerilim dolu yayını
Bir FMV oyununun olmazsa olmazı hikâyedir. Çünkü güzel bir senaryonuz olmadığı durumda ne çekimler sizi kurtarabilir ne de başka bir şey. Hacked: The Streamer ise senaryoyu güzel kurgulayan, ara sıra düşündüren, “Haydaaa…” dedirten ve karakterlere gıcık bile olabildiğiniz bir yapıyla karşımıza çıkıyor. PinkyPie mahlaslı bir yayıncının, herhangi bir akşammış gibi açtığı yayında başına gelen korkunç ve gerici olayı anlatıyor bizlere oyun. Yayıncının özel görüntülerini internete yaymakla tehdit eden şantajcı gizemli bir hacker, arkadaşları ve eski sevgilisi arasında dönen bir kurguya sahip. Korkunç diyorum çünkü anlatılan tüm senaryo, özellikle günümüz dijital çağında gerçek anlamda yaşanabilecek kadar derin ve “korkunç”, siber zorbalık. Özellikle bu gerçekçilik, sizi oyunda diri tutmaya ve empati yapmaya itiyor.

Hacked: The Streamer sizi aslında dedektif olma yoluna sokan bir yapıda. Çünkü şantaj yapan bu hacker’ı bulmak tamamen sizin elinizde. Yayını kapatmanızı istemiyor, tonla para talebi var ve kontrol tamamen onun elindeymiş gibi çaresiz hissediyorsunuz. İşte oyuncuyu diri tutma kısmı da tamamen burada başlıyor aslında. Yani hacker gerçek anlamda bir “tehdit” unsuru olduğunu iyi hissettiriyor. Bu durum da kurgunun aslında ne kadar mantıklı yapıldığını ortaya çıkarıyor. Bir yandan yayına devam etmeye çalışırken arkadaşlarınızla gündelik hayattan konuşuyor, izleyenlere durumu çaktırmamaya çalışıyorsunuz. Tabii yapacağınız seçimler bu döngüyü değiştirebilir. Oyunda beş farklı son bulunduğu için türlü türlü seçimler yapabilir ve gidişatı daha iyi anlamak için birden fazla kez oynayabilirsiniz. FMV’nin yine ne önemli unsurlarından biri; tekrar oynanabilir olması.
Bu paragrafta oyunun hikâyesine dair spoiler bulunmaktadır: Senaryosu beni yeterince tatmin etti. Yayıncı ve arkadaş çevresinin birbirine olan samimiyetinin bazı yolları açması ve hacker’ı bulma yolunda edindiğimiz ipuçları, oyundaki gerçek şantajcıyı ortaya çıkarma konusunda hedefi iyi şaşırtıyor. Mesela Deniz karakterinin bir bölümde bilgisayarınızın kontrolünü ele alıp size yardımcı olmak istemesi, onun aradığınız hacker olduğunu düşündürebiliyor. Yani oyuncuya sade bir senaryo dizaynı yerine şüphe uyandıran yollar sunulmuş ve bu kesinlikle olması gerektiği gibi işlenmiş. Bu tür ufak nüanslar, senaryonun derinliği açısından önemli.

Sinematografi iddialı
Oyun tek mekanda geçen bir kurguya sahip. Yani PinkyPie’ın yayın odasında kurgulanan, sadece birkaç farklı yerde sahne çeşitliliği gördüğümüz bir kurgu var. Birçok oyuncu bu durumu sıkıcı bulabilir belki ancak bence hiç değil. Çünkü o odada yaşanan tüm olaylar, o odadaymışsınız gibi hissettiriyor. Sanki siz de bu işin bir parçasıymışsınız ve PinkyPie’ın arkadaşlarından biriymişsiniz gibi. Ben şahsen, tek mekan kullanımının klostrofobik bir etki yaratarak karakterin yaşadığı çaresizlik hissini pekiştirmek amacıyla tercih edildiğini düşünüyorum. Kritik anlamda baktığımızda farklı sahneler ve planlar olsaydı muhtemelen bu “bizden biri” evresi gerçekleşmeyecekti. Oyuncular daha “sinematik” bir şema bekliyor olabilir, bunu anlayabilirim de ancak FMV özünde zaten benim için önemli olan şey senaryo. Bu senaryo kaliteli bir şekilde anlatılabiliyorsa, plan çeşitliliğinin ne sıklıkta değiştiğinin bir önemi yok.

Oyun sinematografi açısından bence iddialı. Işıklandırma, çekim planları, kadraj oranları ve kurgu bence olması gerektiği gibi. Ben sinema planlamasından çok detaylı anlayan birisi değilim ama üniversite yıllarımdan kalma birkaç bilgim hala diri. Bu sebeple görsel dilin üzerinde çalışıldığı her halinden belli oluyor. Bu süreçte tek eleştirim oyunculuklara gelecektir. Onu da bir noktaya kadar anlayabilirim. Ancak sesli uygulama Discord üzerinden yanınızda olan ve senaryoda efektif anlamda bulunan arkadaşlarınızın, sizi bazen yanlış kararlar vermeye iten oyunculuklara sahip olduğunu düşünüyorum. Tabii bu oyuncuların birkaçını tanımıyorum, yani “oyunculuk” eğitimleri var mı yok mu bunu bilmiyorum ancak bir sonraki oyunda (eğer FMV olursa şayet) buna dikkat edilmesi gerekildiğini düşünüyorum. Özellikle duygu bütünlüğünün korunması gereken sahnelerin bazılarında o hissiyatı maalesef geçiremiyor.
Bir diğer yanda da seslendirme mevzusu var. Oyun İngilizce olarak kurgulanmış ve seslendirilmiş, Türkçe seslendirme ise dublaj olarak üstüne yapılmış. Tabii bu durum biraz oyunu pazarladığın kitleye göre değişebilir ve benim için bir sorun teşkil etmiyor ama en azından İngilizce-Türkçe seslendirme iki farklı şekilde alınabilirdi. Dublaj kötü değil bu arada ancak seslendirme İngilizce olduğu için dudak kayması ve metin çakışması gibi durumlar yaşanabiliyor. Durum böyle olunca az önce bahsettiğim gibi bazı noktalarda duygu bütünlüğünü yakalamada sorunlar yaşanıyor. İngilizce seslendirme ve Türkçe altyazı şekilde oynandığında ise hikâye gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. Eleştirim, tercih edilen seslendirmeye değil. Eleştirim, tercih edilen seslendirmenin üstüne yapılan dublajın duygu kaybettirmesine.

Güncelleme alması gerektiğini düşünüyorum
Ufak tefek hatalar olması normal. Bunlar oyun kırıcı olmadığı sürece güncellemeler ile düzeltilebilir. Mesela yayıncının oyun oynadığı sahnelerde ekranın sağ-sol, alt ve orta kısımlarına hızlıca tıklamamız isteniyor. Sağ ve alt çok normal çalışırken, sol ve orta kısımlar nedense aynı hotspot’u alamıyor gibi hissettim. Bazen olmuyor bazen oluyor, sonuç olarak başarılı veya başarısız kavramlarında farklı sekanslar görmek ve diyaloglar duymak gidişat açısından zaten diri tutan şeyler. Ancak bu ve bunun gibi konuların üzerinde durulması gerekiliyor. Mesela birkaç kez seçeneklerin de takılı kaldığını gördüm. Mesela iki seçenek arasından birini seçmeniz gerekiyor, ben sağdakini seçiyorum ama oyun bug’a girerek soldaki şıkkı alıyor. Bunu da oyunu bitirdikten ve birkaç kez oynadıktan sonra gördüm.
Muhtemelen güncelleme ile çözülemeyecek bir durum ise, bazı seçimlerin sonuca yeterli etkiyi verememesi. Storyboard her ne kadar güzel kurgulanmış olsa bile bazı yan karakterlerin “yokmuş” gibi hissettirmesi ve önemli gibi duran seçimlerin aslında anlam veremediğim bazı noktalara evirilmesi gibi durumlar söz konusu. Genel tabloya baktığımızda evet, olay örgüsü tıkırında işliyor ancak yan kurgular bu olay örgüsüne bazen pek etki edemediği için neden orada olduğuna dair mantıklı bir argüman sunamıyor gibi hissettiriyor.

Son sözlerim
Hacked: The Streamer, FMV türünü sevenler için “gerici” bir oyun. Bir yayıncının, kimliği gizli hacker tarafından tehdit edilip şantaja uğramasını konu alan, yaptığınız seçimler ile bu hacker’ı bulmaya çalıştığınız güzel kurguya sahip bir oyun. Özellikle hikâye odaklı anlatıları ve yaptığınız seçimlerin sonucunun oyuna etki etmesini seven bir yapınız varsa, doğru oyun olacaktır. Gerilim ve gizem detaylarında başarılı. Sinematografi açısından bakıldığında kaliteli bir iş olduğunu söylemek yalan olmaz. Oyunculuklar biraz düşündürebilir, ayrıca derin bir deneyim açısından da çoğu oyuncuyu pek tatmin etmeyebilir. Ancak günün sonunda atmosferi ve senaryosuyla merak uyandıran bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.



