| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Forevor Ago’nun PC inceleme kopyası, Annapurna Interactive tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Selam! Bugün sizlerle rahatlatıcı ve hikâye odaklı bir macera oyununu radarımıza alıyoruz. Hikâye odaklı oyunları seviyorsanız ya da arkanıza yaslanıp günün yorgunluğunu atacağınız bir yer arıyorsanız, bu doğru adres olabilir. Nostalji dendiğinde aklınıza ne gelir? Geçmişi anmak iyi midir, kötü müdür? Onları bizimle birlikte günümüze getirmek ve geleceğe taşımak ne kadar doğrudur? Alfred ile çıkacağımız bu yolculukta, tüm bunların cevabını alacağız. Gelin, sizlerle detaylarına yol alalım.
Huysuz ve yaşlı bir adamın karavan seyahati ne kadar içinize dokunabilir? Gelin, birlikte bakalım
Bir video oyunundan ne beklediğin, deneyimini doğrudan etkiliyor. Oynattığınız karakterin macerasına eşlik ederken odağınız hikâyeye katkıda mı bulunmak, yoksa yalnızca onun bir parçası mı olmak? Bu tarz hikâye odaklı oyunlar, kimi zaman bu iki bakış açısını da buluşturarak bizlere sunar. Forever Ago‘nun yalnızca hikâyesiyle bile birçok farklı yaştan kişide çok farklı duygular yaratabileceğini düşünüyorum. Bir yerden bir yere ilerleme ve etkileşim odaklı yapısı, kameramızla çektiğimiz fotoğraflar eşliğinde bize özel bir yolculuk oluşturuyor.

Sanat tasarımı oldukça minimalist fakat karakterize yansıtılmış. Karakterlerin mimikleri ve animasyonda vermek istedikleri hareketler gayet oyuncuya geçebiliyor. Grafiklerde gerçekçi görünümden ziyade stilize yaklaşımı her zaman tercih ederim. Hatta bunun gerçekçi olanlarda bile belli şartlarda korunması gerektiğini düşünüyorum. Minimalist yaklaşımda mimikleri başarıyla vermek de tebrik edilmesi gereken bir iştir. Karakterimizin kontrolü bizdeyken bile ona baktığımızda konuşurken ağız hareketlerini görebiliyoruz. Bu tarz detaylar küçük gelebilir fakat işini severek ve özenle yaptıklarını gösteriyor. Benim gibi tasarım seçimlerine önem veren birisiyseniz dikkatinizi çekecektir.
Oyun hedeflediği duyguları size aktarmada oldukça başarılı. Başta da dediğim gibi nostalji hissinin yüreğinizde nerede konumlandığına bakıyor. Huysuz yaşlı bir adam olarak tek başımıza karavanla çıktığımız yol, bizi geçmişten ve günümüzden izlerle karşılıyor. Oyun çoğunlukla deneyim odaklı. Bu nedenle çevreyle ve insanlarla etkileşimlerimiz belli bir alan ve senaryoyla sınırlı. Buna rağmen çizgisel gidişatın kısıtlayıcılığı içerisinde gayet keşfedilecek alan sunuluyor. Diyaloglar doğal, gerçekçi ve çok bizden hissettiriyor. Yolculuğumuz boyunca yeni insanlar kadar Alfred‘in kendisini de tanıyoruz.

Özellikle belirtmek isterim: Oyun size bir hedef verdiyse, mümkün olduğunca onu en son yapmaya çalışın. Hedefi gerçekleştirdiğiniz takdirde oyuncuya ek bir etkileşim için fırsat vermeden sahne geçebiliyor. Yani doya doya keşfetmek istiyorsanız hedef daima son durağınız olsun. Her alan, oyun içerisinde bölümlere ayrılıyor. Alfred‘in seyahat defterinde her biri için özel sayfamız bulunuyor. Bölüm başına 12 fotoğraf saklama hakkınız var. Bunlar; güzel manzara fotoğrafları, tanıştığınız insanlar ya da herhangi bir şey olabilir. Sadece 4 tanesini bölüm sonunda seyahat defterinize yapıştırabiliyorsunuz. Dikkat edin derim!
Yaklaşık 4 saatlik oynanış, duygusal anlatımına kapılmanız ve oyunun dünyasını keşfetmeniz için yetiyor. Yine de fotoğraf özelliği sağ olsun, tekrar oynanabilirliğe de oldukça müsait. Hikâye değişmeyecek belki ama tekrar deneyimlemek isteyeceğiniz bir hikâye mi? Bana kalırsa evet. Sürprizi bozmamak için olabildiğince içeriğini açmamaya çalışıyorum. Bu konuda objektif olmak neredeyse imkansız. Duygusal bir dönemimde olmadığımı düşünürken oyunun çoğu yerinde salya sümük ağlayarak gezindim. Siz böyle olmayabilirsiniz ve bu çok doğal. Yine de uyarayım: Oldukça duygusal bir oyunun incelemesini okuyorsunuz.
Hayat su gibi akıyor… Bu oyun da öyle. Yaklaşık 4 saatlik oynanış, hikâye odaklı duygusal bir oyun arayanların varış noktası olabilir
1974‘ten günümüze uzanan bu hikâye, her anıyla adeta görsel şölen sunuyor. Bölümler çok uzun değil. Kendinizi kaptırıp gittiğiniz takdirde bu güzel manzaraların karesini almayı unutabilirsiniz. Fakat aynı zamanda manzaralara da kapılma şansınız oldukça yüksek. Işıklandırmayı ve estetiksel renk paletini çok hoş buldum. Kaplamalar göze çarpmıyor. Tek olumsuz konuşabileceğim taş kaplamaları olabilir. O da bir nebze göze çarpıyor. Ayrıca oyunda genel olarak modelleme sorunu neredeyse hiç yaşamadım. İki kez modellemelerin birbirinin içerisine girdiği küçük görsel hatalar yaşadım. İki kıyafetin birbirinin içine girmesi ya da karakterin kolunun sandığın içinden girmesi olarak bunları örneklendirebilirim.

Herhangi bir optimizasyon sorunu yaşamadım. Çökme gibi bir durum olmadı. Yalnız oyunun küçük bir alanını kaplayan durumla ilgili olumsuz düşüncem var. İki kayalık arasındaki dar bir yerden geçme ya da suda ilerleme gibi sekanslarda karakterin temposu genelden çok daha düşük oluyor. Bu tabii ki de büyük bir sorun değil. Fakat bazı anlarda sanki zaman bir türlü geçmiyor gibi hissettirebiliyor. Bunun dışında oyunun her anından oldukça keyif aldım. Alfred ile yaptığımız yolculuk çok keyifliydi. Seslendirmeler oldukça başarılıydı. Sektörden tanınmış isimlerle çalışmışlar. Anlatımda ses kalitesinin etkisi kesinlikle hissediliyor.
Gittiğimiz yerlerin önceki hâlini ve günümüzdeki hâlini görmek hem onun hikâyesine tanıklık ettirdi hem de günümüzde alıştığımız gerçekleri yüzümüze vurdu. Bunu örneklendirmemde sakınca yoktur: Bir restorana gidiyor. Ve spesifik olarak cam kenarını istiyor. Fakat günümüzde o koltuk için restoran zincirinin uygulamasına üye olmalıymışsınız. Bu tarz günümüzde normalleşen ama aslında sorgulanması gereken durumlara da yer veriyor. Ve bana kalırsa moralinizin bozuk olduğu bir zaman oynarsanız da size çok güzel anlam sağlayacaktır. Hangi açıdan kısmını yine açamıyorum, sürprizi bozmayayım.

Hayat su gibi akıp gidiyor. Hep bir telaş içerisindeyiz. Bazen sanki yarınımız kesinmiş gibi bir şeyleri erteliyor veya radikal kararlar alıyoruz. Değer verdiğimiz insanlar ne zamana kadar hayatımızda biliyor muyuz? Ölüm kaçınılmaz. Olduğu zamanı, nasıl olduğunu ve öncesinde olanları değiştiremeyiz. Ama en azından şu an yaptıklarımızı değiştirebiliriz. Kendinize ve sevdiklerinize verdiğiniz değeri gösterin. Kendinize ve onlara zaman ayırın. Gün geldiğinde en küçük anılar bile çok kıymetli olacak. Her an o kadar kıymetli ki… Anılarda yaşamak kötüdür fakat yolunuza devam ederken onları birer parçanız olarak getirmenizde sorun yoktur. O da hayatınızın bir parçası.
Bu tarz hikâyeler o nedenle beni hep çok etkiler. Evet, henüz gencim ama ne zamana kadar? Hayatı tamamen planlı da yaşayamazsınız. Ne zaman ne olacağı belli değil. En azından elindekilerle akışta keyiflice yüzmeye bakın. Kıymet bilmek çok önemli. Bunalım döneminden geçiyorsanız özellikle geçmişteki güzel anılara bakmak, o anlara dönmek istemek çok normal. Fakat onlar birer anı. Dönüp baktığında belki yüzyıllar öncesinden gibi gelebilir. Yine de onlar her zaman senin bir parçan olacak. Yeni güzel günlere de biraz yer ayırmak gerekmez mi?
Benim düşüncelerim bu şekilde. Keşke hikâyesinden bahsedebilsem ama bütün zevkini elinizden alırım. O nedenle yapmayacağım. Çok hoşuma gittiğini tekrarlamak istiyorum. Lütfen yanınızda mutlaka peçetenizle oyunun başına oturun! Sıcacık bir yolculuk sizleri bekliyor. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. Bir sonraki yazıya kadar görüşmek üzere! İyi oyunlar ve sağlıcakla kalın.


