| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Darwin’s Paradox’un PlayStation 5 inceleme kopyası, Konami tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Darwin’s Paradox incelememize hoş geldiniz sevgili okurlar! Bugün sizlerle Konami’nin yıllardan beri süregelen sessizliğini nihayet bozduğu dönemde yayıncılığını yapacağı ve sanırım ilk remaster veya remake olmayan oyununu konuşacağız. Bunun platform ve bulmaca çözme tabanlı bir macera oyunu olması da köklere dönüş anlamında beni heyecanlandırsa da günün sonunda galip hep eFootball (eski adıyla PES) oluyor. Ama bu da başka bir günün konusu. Biz iyisi mi incelememize geçelim!
Gurbet hasreti çeken ahtapot
Uzun zaman sonra ilk defa bir oyunda “geçmiş” kısmını pas geçiyorum. Yeni IP çıkışının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün unutuyoruz. Ana hikâyemiz ahtapot Darwin ve arkadaşının eğlenip gezdiği denizden kaçırılması ile başlıyor. Bu noktada Darwin, başına gelen envaiçeşit olaydan sağ çıkabilmek adına, arkadaşıyla yaşadığı maceraları hatırlayıp; ahtapot yeteneklerinin onu bir hayatta kalma uzmanına çevirmesine ihtiyaç duymaktadır.

Evrenin geçtiği atmosfer biraz post apokaliptik, biraz da modern çağ ile harmanlanmış durumda. Bana özellikle bazı kısımlar WALL-E esintileri verdi ki bu çok hoşuma gitti. Hafifte gergin bir hava mevcut çünkü insanlar olsa da belli bir noktadan sonra robotlar ve hatta uzaylılar ile haşır neşir oluyorsunuz. Üstüne üstlük ortam çeşitliliği de fazla olunca içinde bulunduğum evreni gerçekten merak ettiğim bir yapım oldu.
Ahtapotlar harbi zeki canlılar
Darwin’s Paradox oyununda birkaç tane hayatta kalma özelliğimiz var. Bunları oyun spesifik anlarda size tekrar öğretse genel itibariyle prolog kısmında da gösteriyor. Bu durumu pek sevemedim çünkü sinematik ağırlıklı bir oyunda spesifik anlarda Darwin, ona öğretilen her bir hareketi hatırladığı an, geçmişe dönüp o anı oynayıp sonra günümüze gelmek daha doğru olurdu. Sen ne anlarsın sinemadan elin bilgisayar mühendisi laflarınızı duyaraktan devam ediyorum.

Bu hayatta kalma yeteneklerinden ilki çevredekilerin sizi fark etmemesini sağlayan bir kamuflaj tabii ki. Bu evrende Darwin teknik olarak bir yemek olarak görünüyor ve çevredeki robotlar hatta uzaylılar onu gördüğü zaman ya eziyorlar ya da çok daha kötüsünü yapıyorlar. Bu bağlamda düşmanlarımız yanımızda iken o anki ortam koşullarına uygun şekilde kamufle olabiliyoruz. Birkaç düşman aynı an da sizi gördüğünde kamufle olmanız ise pek bir şey değiştirmiyor. Buradaki gizlilik kısımları çok hoşuma gitti. Görüldüğünüzde Metal Gear Solid’teki “Alert” sesi falan çalıyor.
Bir diğer yetenek ise yine gizlilik ve aygıtları manipüle etmek üzerine kurulu olan mürekkep fırlatma işi. Bak burası garip çünkü oyunun pazarlama tarafında her yere “Octopus” yani ahtapot yazmışlar ama “Squid” yani mürekkep balığı değil mi abi o zaman Darwin? İşte tüm paradox bundan ibaretmiş değil mi… Neyse cıvıtmıyorum. Mürekkep fırlatarak platform ve bulmaca sekanslarındaki makineleri istediğiniz yöne hareket ettirebilirken, su içindeyken de bu özelliği bir görünmezlik pelerini olarak kullanabiliyorsunuz.
Geldik platform kısımlarına
Darwin’s Paradox aslında büyük oranda bir platform oyunu. Bunu son kısma saklama sebebim ise doğru düzgün bağlayabilmek içindi. Çünkü su içerisinde yaptığınız platform kısımları ile karadakiler biraz farklı. Öncelikle Darwin ıslak olduğu sürece her türlü yüzeye yapışabiliyor ve bu da onun tavanda, duvarda, her yerde rahatça gezmesini sağlıyor. Bunu kimi zaman düşmanlardan uzak dururken kullanıyoruz kimi zaman da doğru zaman da doğru açıyla sıradaki platforma atlamak için.

Oyun bölüm çeşitliliği konusunda bir hayli bonkör. Gerçekten ilk kısımlardan son kısımlara kadar hep farklı olaylarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bir lağımda farelerden kaçarken, bir noktada el arabası sürükleyerek uzaylılardan kaçıyorsunuz. Su altı mayınlarından kaçarken, pişmekten son an da kurtulduğunuz başka bir kısma geçebiliyorsunuz. Bölüm tasarımları da hoş olmasına hoş ama kayıt noktaları bazen fazla acımasız. Darwin’in hızı alışılagelmişin biraz altında olduğu için bazen hesap edemeyip sıkça yeniliyorsunuz. Zaten tek yediğiniz için anlık Super Meat Boy gibi hızlı bir yükleme beklentisine giriyorsunuz. Ama sürpriz! Oyun tüm o yolu bir daha gitmenizi istiyor. Aralıklar ve oynanış keyfi daha iyi olabilirdi.
Görseller ve teknik kısımlar
Darwin’s Paradox bence epeyi güzel bir oyun. Bunun atmosferi ve çevre detaylarıyla kendini anlatan bir oyun olduğunu düşünürsek bu bayağı önemli. Hatta tam olarak bu yüzden oyunu Nintendo Switch 2’de deneyim etmeyi reddettim. Çünkü ilk Switch port’unu kullanıyor gibi bir şeyler okudum ve demo’da da cidden kötü görünüyordu. Ufak bir kıyas yaptım ve galip tabii ki PS5 oldu. Performans ve Kalite modları var tabii ama bu oyunda ben 60 kare hızının çok önemli olduğunu düşünmediğim için kalitede oynadım.

Teknik açıdan epeyi başarılıydı zaten, oyun kıran hatalarla veya daha kötüsüyle karşılaşmadım. Bazı yerlerde etraf patlıyor çatlıyor, yansımalar, yağmur damlaları, su fizikleri… Hepsi olması gerektiği gibi hatta belki de bir platform oyununa göre çok iyi çalışıyor. Bu noktada ekibi gerçekten tebrik etmek gerek harika iş çıkarmışlar. Ses efektleri ve müzikler ise yerinde diyebilirim ama öyle aklımı başımdan alan bir beste duyamadım. Bakmayın yine de bu yorumu dinleyeceğiniz kişi ben değilim, müzisyen olunca çok zor beğeniyorsunuz…
Son sözler ve kapanış
Darwin’s Paradox özellikle şu dönemde tam benim aradığım bir oyundu. Bilmiyorum dışarıdaki işlerim o kadar yoğun ki oyun oynamaya ekstra bir mesai harcamak bana külfet geliyor. Gerçekten tekerleği yeniden icat etmekten ziyade (lafım sana Crimson Desert) dümdüz yürüdüğüm ve beynimi çok kullanmayacağım bir oyun oynamak istiyordum. Keşke başka bir şey dileseymişim, bu oyun tam bunun için tasarlanmış!

Zaten pek uzun bir oyun da değil hatta basitliği bir noktada “çocuk oyunu gibi” gelecektir de bundan da eminim. Bazı yerleri ne kadar zorlasa da genele baktığımızda çok uğraşmanızı isteyen bir oyun değil. Başına oturduğunuz üçüncü seferde bitirirsiniz ama yüzde yüzlemek isterseniz etrafı iyice gezip gazete parçaları toplamanız gerek ona göre. Ayrıca bölümler bittikçe kostüm de geliyor Darwin için, ben tabii Snake’i kullandım. Ortalama üstü, vakit değerlendirmelik güzel bir fastfood diyebiliriz. Okuduğunuz için teşekkürler hoşça kalın!



