DON’T NOD’un Yeni Anlatı Odaklı Oyunu Aphelion’u Denedik, İşte Yorumlarımız!

Atarita'da reklam ve sponsorlu içerikler açıkça belirtilmiştir. Bunun dışındaki hiçbir içerik ticari bir ortaklık sonucunda hazırlanmamıştır. Bkz: Editöryal Standartlar

Paylaş

Etkinlik daveti ve oyunun ön izleme sürümünün PC kopyası, DON’T NOD tarafından Atarita’ya sağlanmıştır.

Anlatı odaklı oyunlarıyla tanıdığımız DON’T NOD, oyun endüstrisinde kimliğini vurgulamayı sürdüren oyunlar geliştirmeye devam ediyor. Geçmişten günümüze Life is Strange oyunları, Banishers: Ghosts of New Eden ve Jusant gibi yapımlarıyla tanınan stüdyo şimdi de Aphelion adındaki yeni oyununu yayınlamaya hazırlanıyor. Ben de oyunun tadına erkenden bakma şansına sahip oldum ve deneyimlerimi sizlerle paylaşıyorum. Dilerseniz gelin, lafı hiç uzatmadan detaylara geçelim.

Aphelion gerçek anlamda bir DON’T NOD oyunu gibi hissettiriyor

DON’T NOD’un oyunlarının anlatı odaklı olmaları kadar ortak bir diğer noktaları varsa, o da hiçbir zaman oynanışlarının ön planda olmayışıdır. Bunu bir eleştiri olarak da ele alabilirsiniz, fakat bu stüdyo çığır açan oynanış mekanikleri yaratmayı hedeflemiyor. Bunun yerine oyuncunun kas hafızasına yabancı olmayan mekanikleri, hikâye anlatıcılıklarına devam edebilmek için kullanıyorlar. Bu kabuktan Banishers: Ghosts of New Eden ile sıyrılmayı deneseler de Aphelion’da gördüğüm kadarıyla kabuğun altında daha konforlu hissediyorlar.

Aphelion ön inceleme

Aphelion anlatı odaklı, sinematik bir macera oyunu. Kurgusu ise özellikle uzay ve öte gezegenlere ilgi duyan oyuncuları yakalayacak cinsten. Sürprizi bozmadan bahsetmek gerekirse bu oyunda; yaşam bulmak umuduyla Pershepone gezegenini keşif için görevlendirilen fakat gemileri düşen iki astronotun hikâyesini deneyimleyeceğiz. Talihsiz kazanın ardından ayrı düşen Ariana ve Thomas’ın birleşme çabasını konu alan hikâye ise kendi karmaşasını yaratarak oyuncularla buluşmayı bekliyor.

Sinematik aksiyon ön planda

Aphelion’un oynanışındaki en güçlü ve en çok vurgulanan elementi kuşkusuz ki parkur sistemi. Ekibin bize oyunu tanıttığı kısımda verdiği bilgilere göre, geliştirme sürecinde JUSANT‘tan da esinlenmeler olmuş. Tabii ki ikisi farklı oyunlar olduğundan, Aphelion’dan JUSANT gibi oyun mekaniğine fazlasıyla yoğunlaşmış bir deneyim beklememek gerekiyor. Zira bu oyunun bir diğer güçlü yanı ise sinematik aksiyonu olacak şekilde tasarlanmış.

İçerisinde 11 bölüm bulunduracak oyunun önden iki bölümünü oynama şansına eriştim. Bunlardan ilki QTE (Quick Time Event) içeren sinematik aksiyon sekanslarına yoğunlaşırken, bir diğeri de oyunun gizlilik ve parkur sistemlerini öne çıkarıyordu. Sinematik aksiyon sekanslarının kalitesini beğensem de özellikle parkur ve gizlilik oynanışında yaratıcılık eksikliği olduğunu hissettim. Yazının başında da belirttiğim gibi Aphelion’un oynanışından yana beklentileri fazla yükseltmemek gerekiyor. Zira bu oyunun odak noktası, elindeki hikâyeyi anlatmak ve bunu yaparken eğlenceli olabilmek için oynanış mekaniklerinden yararlanmak.

Parkur sistemi

Aphelion içerisinde bir parkur sistemi barındırıyor. Karakterimiz; kayaların çıkıntılarına, tutunmaya müsait objelere ve dünyadaki çeşitli nesnelere tutunarak salınabiliyor. Aynı zamanda bunların müsaade ettiği kadarıyla yatay veya dikey olarak hareket edebiliyor. Yani bir yerlere tırmanabiliyor ve haritada hem yatay, hem de dikey eksenlerde seyahat edebiliyoruz. Sistem fena çalışmasa da bir Assassin’s Creed akıcılığı veya hızı beklememek gerekiyor. Zira bu oyuna da haksızlık olurdu. Dediğim gibi, DON’T NOD oyunlarında oynanış bir yardımcı element gibi işleniyor.

Aphelion - DON'T NOD

Stüdyonun hikâye anlatıcılığı bana bu sefer geçmedi

DON’T NOD’un oyunlarında duygusal hikâyeleri sunma biçimini her zaman sevmişimdir. Hatta son yıllarda anlatısını en çok beğendiğim oyunlardan biri de Banishers: Ghosts of New Eden olmuştu. Her oyununda hikâyesinin ihtiyaçlarına göre onu anlatmak için farklı bir yol bulmayı başaran stüdyo, Aphelion’da da bunu hedefliyor. Fakat bu sefer, oynadığım iki bölüm özelinde anlatının bana geçmediğini üzülerek belirtmeliyim.

Oynadığım bölümlerde Pershepone’de an itibarıyla yalnız olan ancak bunu reddetmeye çalışan Ariana’nın -ana karakterimiz- çok konuşması beni rahatsız etti. Etraftan duyduğu her sese, yaşadığı her şeye sözlü şekilde yorum yapıyordu. Mesela; buzdan ve devasa bir mağaranın içinde seyahat ederken etraftan gelen çatırtı ve garip sesleri duyduğunda “Yalnız değilim” demesine gerek yoktu. Yahut bunu sesler gelmeye devam ettikçe yinelemesine de gerek yoktu. Zaten sesleri duyduğumda yalnız olmadığımı anlamış, gerginliği hissetmeye başlamıştım. Fakat Ariana konuşmaya devam ettikçe, odağımın hikâyeden çok onun söylediklerine kaymaya başladığını hissettim.

Hikâyeden etkilenmeyişimin tek sebebi ana karakterin fazla yorum yapıyor oluşu da değil. Çünkü bu sefer işleri çok zor. Pershepone adındaki bir gezegende, muhtemelen oyunun ciddi bir kısmını yalnız geçirecek bir karakter ile hikâye anlatmaya çalışıyorlar. Ekrana görüntüsü veya en azından sesiyle iki karakter yerleştirdiğinizde bir hikâyeyi anlatmak her zaman daha da kolaylaşır. Ancak Aphelion, doğası gereği bir süre yalnızlık içinde bu hikâyeyi anlatmaya çalışacak. Oynadığım iki bölümde gördüğüm kadarıyla şimdilik bu pek iyi çalışmıyor. Tabii ki daha genel bir yorum yapmak için oyunun diğer bölümlerini de görmek gerekecek.

Aphelion

Peki Aphelion kaç saat sürecek?

DON’T NOD’un bizlerle paylaştığı bilgilere göre oyunda toplam 11 bölüm yer alacak ve bu bölümlerin her biri yaklaşık bir saatlik deneyimler olacaklar. Bu bağlamda oyunun aşağı yukarı 11-12 saat süreceğini söyleyebiliriz. Tabii ki bu süre, oyuncunun ritmine göre artabilir veya azalabilir. Zira stüdyonun paylaştığı bilgilere göre bölümlerde ilerledikçe Ariana, hem Thomas’ı bulmaya çalışacak hem de Pershepone’ye dair daha fazla şey öğrenecek. Bu da keşfedilebilir bölgelerin oyunun ileri aşamalarında artabileceğini işaret ediyor.

Uzun lafın kısası

Velhasıl kelam oynadığım kadarıyla Aphelion, şimdilik soru işaretlerine sahip olduğum bir yapım oldu. Hikâyeleri anlatma biçimine güvendiğim DON’T NOD’un bu sefer beni yakalayamayan anlatısının oyunun geri kalanında da böyle devam edip etmeyeceğini merak ediyorum. Yükleme ekranlarında birkaç cümle ile anlatılmaya çalışılan şeylerin diğer bölümlerde daha çarpıcı şekilde sunulması gerekiyor. Zira, odağı hikâye anlatmak ve sinematik bir aksiyon sunmak olan bir oyundan daha fazlasını bekliyorum.

Elbette bu yazıda okuduklarınız, iki bölümünü yaklaşık bir buçuk saatte oynadığım bir sürümden geliyor. Dolayısıyla bunlara son eleştiriler gibi yaklaşmamanızı öneriyorum. Oyun hakkında sizlerin merak ettiği şeyleri ben de merakla bekliyorum. Ayrıca sanıyorum ki bunun için çok beklememize de gerek kalmayacak. Şu anda bir çıkış tarihi bulunmasa da Aphelion‘un pek gecikeceğini sanmıyorum.

Benim yazıda paylaşabileceklerim şimdilik bu kadardı. Eğer kafanızdaki soru işaretlerini gideremediysem, lütfen yorumlarda sorularınızı paylaşın. Elimden geldiğince yanıtlayarak yardımcı olmaya çalışırım. Hepiniz sevgi ve oyun ile kalın.

Alparslan Gürlek
Alparslan Gürlek
Oyunların yeni yeni yaygınlaştığı dönemlerde bir çocuk olarak video oyunlarıyla ilk bakışta aşk yaşadım. Age of Empires II ile başlayan yolculuk, kendi oyunumu yapmaya kadar ilerledi. Hala oyun sektöründeyim ve hala o ilk kez Age of Empires II oynayan çocuğun tutkusunu taşıyorum.

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Reklamspot_img

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi: