| Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her oyun incelemesine saatlerce emek harcıyor ve bilmeniz gereken tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı merak ediyorsanız inceleme politikamıza göz atabilirsiniz. |
Vampires: Bloodlord Rising’in erken erişim PC inceleme kopyası, Toplitz Productions tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
Vampir oyunlarını genel anlamda seviyorum. Her ne kadar bu temada oyunlarla pek karşılaşmasak bile türün getirdiği kaotik ve gotik merkezi unsurlar çok hoşuma gidiyor. Tabii öte yandan işin “hayatta kalma” teması da söz konusu. Bir vampir güneş yüzü görmemeli, karanlıklarda gezmeli ve ihtiyacı olduğunda kan içmeli gibi. İşte bu olayları birbirine bağlayan Vampires: Bloodlord Rising ile karşınızdayım. Henüz erken erişim aşamasında olan bu oyun, vampirlik ve üs inşa etme katmanlarını iç içe geçirerek ortaya çok yeni olmayan bir iş çıkartıyor, ama kendine has özellikleri de var tabii.
Vampir lordu tekrar ayaklanıyor
Köyü yerle bir edilirken arkadaşıyla bir vampir tarafından kurtarılan Dragos karakterine hayat veriyoruz. Dragos, bu vampir kurtarıcımız ile birlikte onun hüküm sürdüğü topraklarda çalışmaya başlayarak “vampirlik” edebiyatının çeşmesinden bir yudum içmeye yemin ediyor. Ancak Engizisyon birliklerinin vampirleri tek tek avlamasıyla birlikte Dragos ve diğer çoğu vampir ya kaçıyor yada toprağın bin kat altına gömülüyor. Yıllar yıllar sonra ise gaipten gelen fısıltılar ile yattığı yerden tekrar kalkan Dragos, hüküm sürülen bu toprakların Engizisyon tarafından ele geçirildiğini öğreniyor ve hem toprakları geri almaya hem de lider olabileceğini kanıtlama gibi gayet klişe bir senaryoyla bizlere merhaba diyor.

Açıkçası oyunun senaryosundan zaten bir beklentim yoktu. Erken erişim boyunca yer alan tüm hikayeyi bitirdim ve özetle söylemem gerekir ki içinde entrikaların olduğu, vampir temellerinin çok “fazlaca” barındığı ve gerçekten ana karakterin lider olabilme ile kan arzusunu dindirme arasında çatıştığını görebiliyoruz. Dragos, tüm toprakları geri almak isterken hüküm süreceği köylülerin hayatını bağışlama veya onlara birer şeytan gibi görünme arasında ikilem yaşıyor ve oyun, bizi bu konuda gayet özgür bırakıyor aslında. Yani ister gerçek bir hükümdar gibi davranın (kan açlığınızı hayvanlar ile giderin), isterseniz de önünüze gelen tüm yerleşim yerlerinden kova kova kan temin edin, tamamen size kalmış.
Senaryo içerisinde size yardımcı olabilecek karakterler de mevcut. Mesela yakın arkadaşınız Razvan. Oyunun en başından beri size yardımcı oluyor ama bir yandan da o kadar umursamaz. Bu toprakları tekrar ele geçirince hiçbir şey kazanmayız tarzı mottolar ile sizi duygusal olarak dibe çekince, bir süre sonra onun tarafından ihanete uğrayacakmışız hissiyatına kapılmanız çok olası. Yani klişe bir senaryonun yanı sıra karakterlerin diyalogları sayesinde öngörülebilir bir hikaye gidişatına da ulaşmanız çok mümkün.
Koskoca vampir kaynak toplar mı?
Oyunun ana temasını anlıyorum ancak bu bana çok saçma geliyor. Koskoca vampiriz, ister kanatlanıp uçabiliyor istersek dilediğimizi uşağımız yapabiliyoruz, ele geçirmemiz gereken topraklar var, savaşmamız gereken düşmanlarımız var ama biz oyunda odun, demir, kömür peşinde koşuyoruz. Yani bu bana biraz saçma geliyor. Vampir temasıyla birleşince “saçma” geliyor demek istiyorum bu arada yanlış anlaşılmasın. Ancak şunu da anlayabiliyorum; bu toprakları geri alırken bir şeyleri başlatmamız gerekiyor ve en temeli de bizim toplayacağımız kaynaklar. Belirli bir süre sonra köylerdeki sakinleri ısırarak vampir yapabiliyor ve bizim için çalışmalarını sağlayabiliyoruz ancak bu hiçbir zaman yeterli olmuyor. Maalesef oyun şu an erken erişim aşamasında bir “kaynak toplatma” sorunuyla karşı karşıya gibi. Isırarak adeta bir “köle” yaptığınız takipçilerinizi (ben bundan sonra takipçi diyeceğim izninizle), kaynak toplatma veya inşa ettirme gibi çeşitli işlere verebiliyor ve onlardan faydalanabiliyorsunuz. Tabii bu süreçte kurduğunuz bu görkemli imparatorluktaki kan çekirdeğini besleyerek onları kana doyurmanız da gerekiyor ama konumuz bu değil.

Oyundaki kaynak toplatma veya daha genel olarak söyleyebileceğim “iş verme” olayında bariz bir sorun var. Örneğin bir takipçinize odun toplattırmak istiyorsunuz, toplamıyor. Bir diğerine duvar inşa ettirmek istiyorsunuz, etmiyor. Yani böyle genel bir sorunu var oyunun şu an için. Duvar inşa et dediğim takipçim bana sürekli duvar için malzeme bulunamadı diyor (halbuki sandıklarda ve hatta kendi üstündeki envanterde de mevcut). Kaynak toplayanlar ise daha komik. Adama odun topla diyorum toplamıyor, kil topla diyorum gidip de almıyor. Öyle boş boş geziniyorlar etrafta. Hal böyle olunca senaryo gidişatı için gerekli olan inşa kaynaklarının birçoğunu kendim toplamak zorunda kaldım ve bu süreçte kendimi vampir gibi hissedemedim. Daha çok o vampirin bir takipçisiymiş gibi hissettim.
Neyse ya bu konuları geçelim, en nihayetinde bir şeyler inşa etmek mantıklı mı? Hayır. Eğer bu tarz oyunlarda “Şöyle evim olsun, böyle bir de oda yapayım.” diyorsanız mantıklı olabilir. Ancak hikayenin gidişatına dair herhangi bir inşa döngüsü söz konusu bile değil. Oyunun en başında 1-2 tabut inşa edip, 1-2 tane de başımızı sokacak yer yaptıktan sonra çalışma tezgahı, toplama tezgahı vs. yaparak tüm erken erişim hikayesini bitirmeniz mümkün. Nereden mi biliyorum? Ben öyle yaptım çünkü. 50 saat etraftan kil, odun, taş-toprak toplamak istemedim açıkçası. Benim için toplayan biri de yok yani anlamsız şekilde. O yüzden dümdüz senaryodan yardırmak istedim ne yalan söyleyeyim.

İyi vampir mi kötü vampir mi?
Açıkçası oyunun bu özgür bırakışını sevdim. Geceleri köylerde gezebiliyor, köy halkından etraftaki söylentileri öğrenebiliyor (ki bu nasıl oynadığınıza göre oldukça yararlı bir sistem), istersek onları ısırabiliyor ve takipçimiz yapabiliyoruz. Eğer vahşi ve kötücül oynamak istiyorsanız önünüze gelenin kanını içebilirsiniz. Ama bu süreçte köy refahları düşecek, size olan saygı azalacak, etrafta daha çok Engizisyon birlikleri gezmeye başlayacaktır. Tabii bu da oyunu daha zor bir hale getiriyor ancak dediğim gibi, nasıl oynamak istediğinize bağlı bu durum.
Eğer iyi bir vampir (iyi vampir derken?) olmak isterseniz köy refahını iyi tutmanız lazım. Ulu orta kan emmeyecek, kendinizi vampir olarak göstermeyeceksiniz. Hal böyle olunca daha farklı söylentiler öğrenebiliyor, size olan sadakat artıyor ve her gece toplayabileceğiniz vergilerde artışlar yaşanıyor. Söylenti sistemi ise şu şekilde işliyor; yoldan geçen herhangi bir köylüye neler olup bittiğini soruyorsunuz ve o da size son zamanlarda duyduklarını aktarıyor. Mesela bir köylünün son dönemlerde tavşanlardan hoşlanmadığını, bir diğer köylünün insanlarla arasının iyi olmadığını veya bir başkasının ise “akrabasının cenazesi varken bile zanaat işlerine ara vermediği” bilgisi geliyor. Bu bilgiler ise oyunu nasıl oynadığınıza göre değişecek türden.

Mesela ben tavşanlardan hoşlanmayan arkadaşı ısırarak takipçim yaptım, daha sonra onu kan çekirdeğini beslemesi için görevlendirdim ve biraz takip ettikten sonra etrafta hiç hayvan olmadığını gördüm. Daha farklı birisine verdiğimde ise yavaş çalıştığını fark ettim. Veya siz cenaze yerine zanaatı seçen köylüyü alıp onu üretim tezgahında harıl harıl çalıştırabilirsiniz mesela. Bu söylentileri öğrendikçe oyun stilinizde de değişimler söz konusu olacaktır.
Bunlar iyi hoş ama, genel yapı ne alemde?
Açıkçası oyunun dünyası çok da dolu sayılmaz. 3 farklı büyük lokasyon var ve her lokasyon içerisinde bir adet köy, 2-3 farklı anıt mezar (şayet ölürseniz buralarda doğabiliyorsunuz), 2-3 farklı Engizisyon kampı ve yeteneklerinizi geliştirmeniz için bulabileceğiniz birkaç farklı “yetenek puanı” bulunuyor. Bunun dışında harita üzerinde çok farklı keşfedebileceğiniz lokasyonlar mevcut değil. Oyun genel yapısı itibarıyla daha çok görevden ilerle, kendi şatonu inşa-dekore et ve açık dünyada biraz Engizisyon askeri avla mantığında ilerliyor diyebilirim.
Bu arada oyunun mekanik açısından oyuncuyu birkaç farklı temelde selamladığını da ileteyim size. Vampir görünümündeyken insanüstü bir hızınız ve zıplama yeteneğiniz oluyor. Aksiyona bu görünümdeyken girebiliyorsunuz. Bir diğer görünüm ise “soylu”. Kendinizi bir insan gibi gösterdiğiniz, köylerde rahatlıkla dolaşabildiğiniz bir görünüm bu. Hatta bu soylu görünümündeyken bir köylü ile konuşmak isterseniz bazen size “Lordum iyi misiniz? Betiniz benziniz atmış!” diye latife edebiliyor. Ancak soylu, yani insan görünümündeyken Engizisyon askerleri sizin vampir olduğunuzu şıp diye anlayıveriyor. Bu olay bana biraz saçma geldi açıkçası. Eğer onlar anlıyorsa, normal köylülerin de anlaması gerekiyordu. Madem köylüler anlayamıyor, e Engizisyon askerli de insan değil mi? Onlar nasıl anlıyor, bilemedim.

Yetenek puanlarınızı kullandıkça yarasa olma ve uçma özelliği de kazanıyorsunuz bu arada ve bu özellik gerçekten muhteşem. Yani bu oyun özelinde muhteşem dersem daha doğru olur. Haritanın bir ucundan diğer ucuna hızlıca gitmek için kullanabiliyorsunuz. Veya sağ çıkamayacağınızı anlayacağınız bir savaştan hızlıca kaçmak için de kullanabilirsiniz. Genelde bu özellik açıldıktan sonra sürekli yarasa olarak gezdim etrafta ve bu baya keyifli hissettirdi. Ancak yarasa özelliğini kullanırken kan ihtiyacınızın çok daha arttığını da söylemeliyim. Öyle sonsuza kadar uçamıyorsunuz yani, bir yerlere inip kan ihtiyacınızı karşılamanız gerekecek.
Optimizasyon ve kapanış
Oyunun erken erişimde bulunduğunu bir kere daha hatırlatarak optimizasyonunun maalesef kötü olduğunu söylemem gerekiyor. Oyunu orta düzeyde çalıştırabilecek bir sistemde deneyimlesem bile gerçekten çok fazla stuttering yaşadım. Microstutter sorunlarını da katabiliriz bunun içine ancak bahsedersem yazı çok uzayıp gidecek o yüzden ben kısaca stuttering yaşadım ve oyun zevkim fazlasıyla baltalandı desem yeterli olur gibi. Bu arada oyunun her açılışta farklı bir performans gösterdiğini de söylemem lazım. Çok ilginç ama bu doğru. Bir açışımda LOD problemleri ile karşılaşırken, diğer açışımda oyunu hiçbir sorun olmadan oynayabiliyordum. Gerçekten garip ve anlam veremedim bu duruma.
Açıkçası Vampires: Bloodlord Rising gelişmesi gereken, içine yeni mekanikler katması gereken bir oyun şu an için. Erken erişimin sürekli destekleneceği söyleniyor ve uzun bir süre de tam sürüme çıkmasını beklemiyorum (gelişmesi açısından) şahsen. Öncelikle optimizasyon sorunlarından başlayarak oyundaki inşa mekaniklerine birer amaç eklemeleri, yeni mekanikler getirmeleri, combat fiziğine eklemeler yapmaları ve dünyayı biraz daha doldurmaları gerekiyor diye düşünüyorum.

