Valor Mortis İnceleme

Atarita'da reklam ve sponsorlu içerikler açıkça belirtilmiştir. Bunun dışındaki hiçbir içerik ticari bir ortaklık sonucunda hazırlanmamıştır. Bkz: Editöryal Standartlar

Paylaş

Valor Mortis’in PC inceleme kopyası, One More Level tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.

Soulslike formülünü FPS bakış açısı, Metroidvania tarzı keşif ve platform mekanikleriyle birleştiren Valor Mortis, teknik problemleri ve çeşitlilik konusundaki eksiklerine rağmen kendine has bir deneyim ortaya koymayı başarıyor. Soulslike türü artık yalnızca Dark Souls tarafından popüler hale getirilen formülü takip eden yapımlardan oluşmuyor. Son yıllarda geliştiricilerin bu formülü farklı türlerle harmanladığını ve ortaya oldukça ilginç oyunların çıktığını görüyoruz. Valor Mortis de bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri.

Kızıl Veba’nın gölgesinde

Napolyon döneminde geçen yapım; FPS oynanışını Soulslike mekanikleriyle bir araya getirirken bunun üzerine Metroidvania tarzı harita tasarımı, platform bölümleri, ateşli silahlar, büyüler ve karakter geliştirme mekanikleri ekliyor. Oyunun dünyasında “Kızıl Veba” adı verilen gizemli bir hastalık yayılıyor. Ancak macera ilerledikçe anlatının yalnızca bu salgının etrafında şekillenmediğini görüyoruz. Karakterimiz yolculuğu sırasında savaşın gerçek yüzüyle karşılaşıyor. Napolyon ve ordusunun gerçekleştirdiği katliamlara, masum insanların yaşadığı acılara ve savaşın geride bıraktığı yıkıma tanık oluyor.

Bu açıdan Valor Mortis, Napolyon dönemini yalnızca ilgi çekici bir görsel arka plan olarak kullanmakla yetinmiyor. Dönemin karanlık tarafını ve savaşın sıradan insanların hayatında bıraktığı hasarı da anlatısının önemli bir parçası haline getiriyor.

Valor Mortis’in en başarılı olduğu noktalardan biri kesinlikle atmosferi. Napolyon döneminin mimarisi, savaşın izleri ve Kızıl Veba’nın yarattığı karanlık dünya başarılı bir şekilde bir araya getirilmiş. Özellikle çevre tasarımları ve zaman zaman karşımıza çıkan manzaralar oldukça etkileyici. Oyunun atmosferini başarılı kılan unsur yalnızca görsel tasarımı da değil. Hikâye ilerledikçe savaşın gerçek yüzünün daha fazla ortaya çıkması çevre tasarımıyla birleşiyor ve dünyanın daha inandırıcı hissettirmesini sağlıyor.

Valor Mortis hiçbir zaman tamamen bir korku oyunu olmaya çalışmıyor. Buna rağmen bazı bölümlerde atmosferin beni hafif de olsa germeyi başardığını söyleyebilirim. Bu gerilim yalnızca karşımıza çıkabilecek düşmanlardan kaynaklanmıyor. Çevrede gördüğümüz yıkım, hikâyede karşılaştığımız olaylar ve Kızıl Veba’nın oluşturduğu belirsizlik de bu hissi destekliyor. Hikâyenin oyuncu üzerindeki etkisinin ise biraz beklentiye bağlı olduğunu düşünüyorum. Ben oyuna çok büyük beklentilerle başlamadım ve bunun deneyimden aldığım keyfi artırdığını söyleyebilirim. Özellikle ilerleyen bölümlerde savaşın gerçek yüzünün daha fazla gösterilmesi, başlangıçta yalnızca karanlık bir macera gibi görünen hikâyeye farklı bir anlam kazandırıyor.

Soulslike, parkur ve Metroidvania bir arada

Valor Mortis’in öne çıkan taraflarından biri Soulslike yapısını Metroidvania mekanikleriyle ve parkur ile harmanlaması. Oyunda farklı bölgelere geçiş yaptığımız merkezi bir hub alanı bulunuyor. Bu merkez, işlevi ve yarattığı hissiyat açısından bana Dark Souls serisindeki Majula gibi merkez bölgeleri hatırlattı. Maceramız ilerledikçe buradan farklı haritalara geçiş yapıyoruz.

Bölümlerin kendi içerisindeki tasarımı ise tamamen doğrusal değil. İlerledikçe yeni yollar açabiliyor, çeşitli kısayollar oluşturabiliyor ve daha önce ulaşamadığımız noktalara erişebiliyoruz. Bu nedenle keşif, oyunun önemli parçalarından biri haline geliyor. Üstelik bulunduğumuz bölgelerde karşımıza çıkan küçük yan görevler de haritaları araştırmak için ekstra bir neden sunuyor. Bu görevler ana maceranın önüne geçecek büyüklükte olmasalar da özellikle silah geliştirmeleri ve mühimmat açısından tatmin edici sayılabilecek ödüller verebiliyor. Dolayısıyla çevrede karşılaştığınız yan görevleri tamamlamak yalnızca ekstra içerik görmekten ibaret değil. Karakterinizin ve kullandığınız ekipmanların gelişimine de doğrudan katkı sağlayabiliyor.

Haritalarda yaptığımız keşif yalnızca yeni yollar veya yan görevler bulmakla da sınırlı değil. Karakterimizi ve ekipmanlarımızı geliştirmek için ihtiyacımız olan çeşitli materyalleri de çevreden topluyoruz. Böylece oyun, çevreyi araştırmayı ödüllendiren bir yapı kuruyor. Daha önce geçtiğiniz bir bölgede yeni bir yol açmak, ulaşamadığınız bir noktaya daha sonra geri dönmek veya bir yan görevi tamamlamak, Valor Mortis’in Metroidvania ve keşif tarafını güçlendiren unsurlar arasında.

Bir FPS Soulslike nasıl olur?

Valor Mortis’i türün birçok örneğinden ayıran temel özellik ise birinci şahıs kamera açısından oynanması. FPS perspektifine rağmen Soulslike türünden bekleyebileceğimiz yakın dövüş ve zamanlama mekanikleri korunmuş. Özellikle parry sistemi savaşların merkezinde yer alıyor. Düşmanların saldırılarını doğru zamanda karşılamak, çatışmaların gidişatını ciddi şekilde değiştirebiliyor. Bu durum oyuncuyu yalnızca saldırmaya değil, düşmanların hareketlerini ve saldırı animasyonlarını öğrenmeye de teşvik ediyor.

Ancak savaş sistemi yakın dövüş ve parry’den ibaret değil. Oyunda farklı büyülerin yanında çeşitli ateşli silahlar da elde edebiliyoruz. Tabanca ve tüfek gibi daha klasik seçeneklerin yanında çift namlulu pompalı tüfeği andıran silahlar da cephaneliğimize katılıyor. Böylece oyuncu tek bir savaş tarzına bağlı kalmak zorunda değil. Ateşli silahları, büyüleri ve parry mekaniklerini birlikte kullanmak çatışmalara belirli bir çeşitlilik kazandırıyor. Bence Valor Mortis’in kimliğini oluşturan unsurlardan biri de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Soulslike türünden aşina olduğumuz risk-ödül dengesi ve zamanlama odaklı savaş sistemi, FPS perspektifiyle birleştiğinde alışılmış formülden farklı bir deneyim oluşuyor.

Ghostrunner’ın izleri

Oyunun geliştirici ekibinin Ghostrunner serisindeki deneyimini özellikle platform bölümlerinde hissetmek mümkün. Valor Mortis yalnızca bir düşmandan diğerine ilerlediğimiz bir Soulslike değil. Bölümlerde platform mekanikleri de önemli bir yer tutuyor. Platform mekaniklerinin Metroidvania tarzı bölüm tasarımıyla birleşmesi keşif hissini de destekliyor. Üstelik geliştiriciler, bu platform bölümlerinin Soulslike yapısı içerisinde gereğinden fazla cezalandırıcı olmaması için oldukça güzel bir karar vermiş.

Yanlışlıkla bir uçurumdan düştüğünüzde veya savaş sırasında aşağı yuvarlandığınızda oyun sizi doğrudan son kayıt noktasına göndermiyor. Bunun yerine düştüğünüz konumun hemen öncesinden yeniden başlıyorsunuz. Küçük bir ayrıntı gibi görünse de benim oyunda hoşuma giden özelliklerden biri oldu. Özellikle platform mekaniklerinin yoğun kullanıldığı bir yapımda, yanlış hesaplanan tek bir atlayış nedeniyle aynı bölümü baştan oynamak zorunda kalmamak gereksiz tekrarların önüne geçiyor.

Ölüm sistemi tanıdık, karakter gelişimi biraz farklı

Ölüm ve Checkpoint sistemi konusunda ise Valor Mortis, Soulslike geleneğine oldukça sadık. Öldüğünüzde topladığınız katalizörler (isimleri böyle geçiyor) öldüğünüz noktada kalıyor. Yeniden aynı bölgeye ulaşarak bu kaynakları geri alabiliyorsunuz. Ancak katalizör toplamadan tekrar ölürseniz biriktirdiğiniz kaynakları tamamen kaybediyorsunuz. Bu oldukça tanıdık bir sistem. Farklılık ise katalizörleri nasıl kullandığımızda ortaya çıkıyor. Topladığımız kaynaklarla doğrudan karakterimizin temel istatistiklerini yükseltmek yerine farklı perk’leri geliştiriyoruz.

Edindiğimiz perk’lerle birlikte karakterimize ek özellikler sağlayan slot bölmelerini kullanabiliyoruz. Böylece karakter gelişimi yalnızca sayısal istatistikleri sürekli artırmak yerine hangi özelliklerin oyun tarzımıza daha uygun olduğuna karar vermek üzerine kuruluyor. Bunun yanında dünyadan topladığımız materyallerle kullandığımız silahları ve büyüleri de geliştirebiliyoruz. Bu sistem, keşif mekanikleriyle güzel bir ilişki kuruyor. Yeni bölgeleri araştırmak yalnızca haritanın tamamını görmek için değil, karakterimizi ve kullandığımız ekipmanları güçlendirmek açısından da önem kazanıyor.

Düşman çeşitliliği ise oyunun zayıf noktalarından

Ne yazık ki Valor Mortis’in her tarafı aynı seviyede başarılı değil. Beni en fazla rahatsız eden konulardan biri düşman çeşitliliğinin yeterli seviyede olmamasıydı. Oyunda karşılaştığımız farklı düşman tiplerinin sayısı çok yüksek değil ve ilerledikçe bu eksiklik daha belirgin hale geliyor. Üstelik Soulslike türünde sıkça gördüğümüz bir yöntem burada da kullanılmış. Daha önce boss olarak karşımıza çıkan bazı düşmanlarla ilerleyen bölümlerde normal düşman olarak tekrar karşılaşabiliyoruz. Özellikle oyunun atmosferi ve harita tasarımı keşif konusunda bu kadar başarılıyken, düşman tarafında da aynı çeşitliliği görmek isterdim.

Benzer bir eleştirim boss savaşları için de geçerli. Soulslike oyunlarda boss savaşları genellikle deneyimin en önemli parçalarından biridir. Bir Souls oyununu bitirdikten yıllar sonra bile bazı boss’ları, müziklerini veya onlarla yaptığınız mücadeleleri hatırlayabilirsiniz. Valor Mortis bu konuda aynı etkiyi yaratmayı başaramadı. Boss çeşitliliği çok yüksek değil ve karşılaşmalar arasında gerçekten aklımda kalan, oyunun geri kalanından belirgin biçimde ayrılan bir boss olduğunu söylemek zor.

Bu, boss savaşlarının tamamen başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Ancak oyunun dünyası ve atmosferi belirli bir karaktere sahipken boss’ların aynı seviyede kimlik kazanamaması kaçırılmış bir fırsat gibi hissettiriyor. Daha önce boss olarak karşılaştığımız bazı düşmanların daha sonra standart düşman olarak kullanılması da boss’ların özgünlüğüne zarar veriyor.

Teknik tarafta biraz daha iyi olabilirdi

Oyun boyunca zaman zaman performans düşüşleri yaşadım. Her an karşılaşılan bir problem olmasa da bazı bölgelerde optimizasyon sorunları kendisini belli ediyor. Bunun yanında zaman zaman ekranda yırtılmalar da hissedilebiliyor. Daha önemlisi, oyun sırasında çeşitli buglarla karşılaşmak mümkün. Bunların bazıları küçük problemler olarak kalırken bazıları doğrudan deneyimi etkileyebilecek seviyeye ulaşabiliyor.

Benim karşılaştığım en ciddi problem ise oyunun son boss’unda yaşandı. Son boss savaşında oyun birkaç kez çöktü. Soulslike türünde bir boss’u tekrar tekrar denemek zaten oyunun doğal bir parçası. Ancak bir mücadeleyi yaptığınız hata nedeniyle değil, oyunun çökmesi nedeniyle yeniden başlatmak zorunda kalmak doğal olarak oldukça can sıkıcı. Üstelik bunun final boss’unda yaşanması problemin etkisini daha da artırıyor. Oyunun finaline ulaştığınız ve mücadelenin en kritik noktalarından birinde olduğunuz sırada teknik bir sorun nedeniyle oyundan kopmak deneyimin temposuna ciddi şekilde zarar veriyor.

Yine de karşılaştığım teknik problemlerin oyunun temelinden kaynaklanan ve düzeltilemeyecek sorunlar olduğunu düşünmüyorum. Güncellemelerle önemli bir bölümünün giderilmesi mümkün görünüyor. Ancak oyunu mevcut haliyle değerlendirirken performans problemlerini, ekran yırtılmalarını ve özellikle final boss’unda yaşadığım tekrar eden çökmeleri görmezden gelmek de mümkün değil.

Valor Mortis kusursuz bir Soulslike değil

Düşman çeşitliliğinin sınırlı olması, boss savaşlarının yeterince akılda kalmaması ve teknik problemler oyunun en belirgin eksileri. Özellikle son boss içerisinde yaşadığım çökmeler, teknik taraftaki sorunların zaman zaman deneyimi ciddi şekilde etkileyebildiğini gösteriyor. Ancak diğer tarafta başarılı bir atmosfer, etkileyici manzaralar ve farklı türleri bir araya getiren eğlenceli bir oynanış sistemi bulunuyor.

FPS perspektifinin Soulslike mekanikleriyle birleşmesi başlı başına farklı bir deneyim yaratırken, Metroidvania ve parkur tarzı harita tasarımı ve platform mekanikleri oyunun kendi kimliğini oluşturmasına yardımcı oluyor. Parry sisteminin savaşlarda önemli bir yer tutması, ateşli silahlar ve büyülerin kullanılması da bu yapıyı destekliyor. Napolyon dönemi ise yalnızca oyunun görsel kimliğini belirleyen bir dekor olarak bırakılmamış. Karakterimizin yolculuğu boyunca savaşın gerçek yüzüyle karşılaşması, Napolyon ve ordusunun gerçekleştirdiği katliamları görmesi ve masum insanların yaşadığı yıkıma tanık olması anlatının karanlık atmosferini destekliyor.

Ben Valor Mortis’e büyük beklentilerle başlamadım ve belki de bu nedenle oyundan maksimum keyfi aldım. Eksiklerini rahatlıkla görebilmeme rağmen oyun boyunca eğlendiğimi söyleyebilirim. Özellikle Soulslike türünü seven ancak klasik üçüncü şahıs formülünden biraz uzaklaşmak isteyen oyuncuların Valor Mortis’e şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. FPS perspektifi, platform mekanikleri ve Metroidvania tarzı keşif sistemi, oyunu tür içerisindeki birçok yapıttan ayırmayı başarıyor.

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi:

Valor Mortis'in PC inceleme kopyası, One More Level tarafından Atarita'ya gönderilmiştir. Soulslike formülünü FPS bakış açısı, Metroidvania tarzı keşif ve platform mekanikleriyle birleştiren Valor Mortis, teknik problemleri ve çeşitlilik konusundaki eksiklerine rağmen kendine has bir deneyim ortaya koymayı başarıyor. Soulslike türü artık yalnızca Dark Souls...Valor Mortis İnceleme