Dead Island 2 İnceleme

Paylaş

Geçen yıla kadar bir Dead Island 2 incelemesi yazacağımı düşünmüyordum ve bu bana hayal gibi geliyordu. Çetin bir geliştirme sürecini atlatıp adeta elden ele dolaşan ve Techland’ın Dying Light’ı geliştirmek için ateş çukuruna attığı oyun nihayet çıktı. Haliyle 9 yıllık bekleyişin ardından oyun erişime açılır açılmaz indirmeye başladım ve birkaç saat sonra gecenin köründe çocuklar gibi mutlu şekilde Dead Island 2 oynuyordum.

Dead Island 2 inceleme - Atarita
Dead Island 2 inceleme – Atarita

Dead Island 2 bende birçok farklı konuda şaşkınlıklar yaratan, hayrete düşüren bir yapım oldu. İlk saatlerimde ağzım açık oynamaya başladım ve oyunun yarısına kadar ağzımın kapanmadığını söyleyebilirim. Tabii iyi yanları olduğu gibi eleştiriye açık onlarca tarafı da bulunuyor. Lafı da fazla uzatmadan oyunu incelemeye başlayıp, 9 yıllık bekleyişe değdi mi? Sorusunu yanıtlayalım.

Dead Island 2’nin hikayesi daha başlarken bazı soru işaretleri oluşturuyor

Oyunun başlangıcında neler döndüğünü hemen anlatmayan bir sinematik ile karakter seçim ekranına yönlendiriliyoruz. Burada oyundaki 6 karakter arasından birini seçmemiz isteniyor. Seçeceğimiz karakterin özellikleri ve hangi oyun tarzıyla daha uyumlu olduğu gibi bazı bilgilerle de burada karşılaşıyoruz. Ben duyuru fragmanında karşımıza çıkan Jacob’u ilk görüşte benimsemiş olduğum için onu seçerek devam ettim. Tabii her karakterin senaryo diyaloglarının kendilerine özel tasarlandığını ve kişiliklerini de yansıttığını araya sıkıştırmasam olmaz.

Dead Island 2 İnceleme
Dead Island 2 İnceleme

Karakter seçiminden sonra oyunun daha önce videosu yayınlanan giriş bölümüne doğru bir ara sahne eşliğinde yol alıyoruz. Kulağa klişe gelebilecek bir uçak kazası -şaibeli bir kaza olmakla birlikte- yaşanıyor ve kendimizi uçakta yaralı halde uyanmış şekilde buluyoruz. Burada tamamen bir çıkış yolu arayan, hayatta kalma içgüdüleri ile hareket eden çaresiz bir Jacob olarak başladığımı güzelce hissettim.

Çaresiz ve yaralı Jacob, oyundaki ilk oyuncu olmayan karakterler ile küçük bir ara sahne vasıtasıyla tanışıyor. Burada beni bir anda içinde olduğum ruh halinin dışına atan ve saçma diyebileceğim bir diyalog satırıyla karşılaştım. Emma Jaunt, daha tanışalı 30 saniye kadar olmuşken bana “Şimdi ne yapacağız?” sorusunu yöneltti. Ablacım iyi güzel de ben az önce karnımdan bir metal parça çıkartıp bandajla orayı kapattım ve sen benden daha sağlıklı görünüyorsun, bunu ben sana sorsam olmaz mı?

Merhaba zombiler! Ben serinin önceki oyunlarını da birkaç kez bitirdim, ona göre

Neyse ki oyunun çok ciddi bir hikayesi olmadığını fark etmem çok uzun sürmedi. Dead Island’ın daha önceki oyunu ve yine bir yan oyun mahiyetinde çıkan Riptide da çok ciddi bir hikayeye sahip değildi. Ancak yeni oyunda da temel hikaye yapısına hiç karışılmamış, hatta fazlasıyla kopya çekilmiş olması oyundan sağlam bir anlatı bekleyen oyuncuları hayal kırıklığına uğratacaktır. Bu nedenle hikaye tarafındaki eleştirilerimin de henüz bitmediğini söylemeliyim.

Dead Island 2 Sam B
Dead Island 2 önceki oyunlardan Sam B karakterine de ev sahipliği yapıyor.

Spoiler Başlangıcı

İlk oyunlarda olduğu gibi karakterimizin müdahale edemediğimiz kararlarının ardından sürüklendiğimiz bir hikayeyi deneyimliyoruz. Doğrusal bir şekilde bir oraya bir buraya sürüklenirken hikayenin bir yerinde ben resmen önceki oyunlara döndüm ve verilen kararın beni biraz rahatsız ettiğini hissettim. Sadece bir kısımda değil, genel olarak da önceki oyunlardan fazlasıyla kopya çeken bir olay örgüsüne sahip ve bu seriye aşina oyuncuları huzursuz edebilir.

Karakterimiz zombi tarafından ısırılıp da hala bir zombiye dönüşmediğini anlayınca hemen bunu otoritelere bildirmek istiyor. İlk oyunda da hikayenin başı tam olarak böyle başlıyordu. Sonrasında otoriteye, devlet güçlerine ulaşmak için varması gereken bir nokta belirleniyor ve oraya gidene kadar çeşitli bölgelerden geçmek zorunda kalıyor. Zaten buraya kadar ilk oyuna çok benzeyen yapısı, bir yerde lağımlara girince tamamen ilk oyuna dönüşüyor. Zira Dead Island’da da bir yerde bizi başka bir bölgeye atacak lağımlara girip orada farklı zombi türleriyle karşılaşıyorduk.

Lağımlara inme durumunu ilk oyunlardan tanıdığımız Sam B karakterimize “Ben daha önce bunu denedim, kestirme gibi ama hiç gitmesen daha iyi” şeklinde açıklıyor. Ben de aynısını Dambuster Studios için söyleyebilirim. Yeraltına inip lağımlardan ilerlediğimiz sekans hiç olmasa ya da yerine farklı şeyler denense harika olabilirmiş. Burada seriye yabancı olmayan oyuncuların hepsinin benimle aynı rahatsızlığı hissedeceğini düşünüyorum.

Spoiler Sonu

Dead Island 2 kaç saat sürüyor?

Dead Island 2’yi sadece hikayeye odaklanarak ve yer yer zombilerle savaşmak yerine etrafından dolaşarak oynarsanız, 20 saatte bitirebilirsiniz. Tabii bunu yapmanızı tavsiye etmiyorum.

Serinin önceki iki oyunu Dead Island ve Riptide da yine aşağı yukarı bu uzunlukta bir hikayeye sahipti. Ben de zaten bundan daha uzun bir senaryo beklemiyordum. Açıkçası daha uzayıp da sıkıcı hale gelmesinden ise oyunu 20 saatte bitirip geri kalan her şeyi için rahat rahat gezip dolaştıktan sonra bile hala tükenmemiş olmayı tercih ederim.

Oyunda yapabileceğiniz 24 ana görev, aktivitelerle birlikte 48 de yan görev bulunuyor.
Oyunda yapabileceğiniz 24 ana görev, aktivitelerle birlikte 48 de yan görev bulunuyor.

Ana hikaye dışında bölümlerde senaryoyla alakası olmayan fakat anahtarını bulursanız girip içerideki ganimetleri alabileceğiniz birçok farklı alan var. Haritanın her bölgesinde gidip keşfederek yapabileceğiniz yan görevler bulunuyor. Hemen yapmak istemezseniz daha sonra da dönüp bu görevleri yapabiliyorsunuz. Ayrıca oyunda toplam 24 dolu dolu geçen ve birbirini tekrarlamayan ana görev bulunuyor.

Yan görev tarafında ise kendi hikayesi olan yan görevlerin yanı sıra insanların kayıp eşyalarını bulduğunuzda tamamlanabilen aktivitelerle birlikte toplamda 48 adet yan görev bulunuyor. Buna ek olarak çeşitli silahlarla ya da oyun tarzınızın gidişatıyla tamamlayabileceğiniz 84 adet de mücadele bulunmakta. Yani ana hikaye ne kadar kısa olursa olsun, bitirdikten sonra oyunda hala yapıp tamamlayabileceğiniz fazlasıyla etkinlik bulunuyor.

Hikayeyi bir kenara bırakıp oyunun asıl olayına gelelim; Dayak!

Hiçbir Dead Island oyunu tamamen senaryoyla ya da hikaye akışıyla ilgili olmamıştır. Bu nedenle Dead Island 2’de hikayeyi ne kadar eleştirsem de geliştiricinin asıl yapmak istediğini anlayarak oynamaya devam ettim. Çıkışından önce de önemle vurgulanan yeni teknolojileri FLESH sisteminin büyüleyici iğrençliğiyle tanıştığımda ise tek yaptığım ekranın karşısında akciğerlerini açtığım ve nefes alışını görebildiğim zombiyi izlemek oldu.

Belki kulağa biraz iddialı gelebilir fakat Dead Island 2’nin dövüş sistemi, şu zamana kadar oynadığım en iyi görsel geri bildirimlerden birisine sahip. Zombiye vurduğunuz silahın türü (kesici, delici ya da ezici silahlar) ile bağlantılı olarak onun üzerinde oluşturduğunuz yaranın şekli değişiyor. Kesici silahlar ile adeta etini ve derisini yüzebildiğiniz zombilerin, ezici silahlar ile kaburgalarını ve kafatasları da dahil olmak üzere hemen hemen her kemiğini kırabiliyorsunuz. Bir kemiği kırdığınızda oyun “Aferin, bir kemik kırdın, işte ekranda yazıyor!” demek yerine size kırılan yeri canlı canlı gösteriyor. Eğer iri düşmanlarla uzun süren savaşlara girdiyseniz, dövüş ilerledikçe sizin de aslında o koca oğlana ne kadar fazla zarar verdiğiniz görsel olarak ortaya çıkıyor.

Ayrıca oyunda düşmanların uzuvları, vurduğunuz yeri görmezden gelip tasarlandığı yerden kopmuyor. Neresine vurduysanız, düşmanınızın uzvu oradan itibaren koparak düşüyor. Bu da zombileri oyuncak haline getirmeye başladığınız ileri aşamalarda sizin için çeşitli fantezilerin kapısını aralıyor. Bitirici vuruşunuzu kritik hasarla yaptıysanız, düşmanınız silahınızın geçtiği yerlerden ikiye bölünüyor ve bunun nasıl bir tatmin hissi oluşturduğunu anlatmama bile gerek yok.

Vurduğunuzu oturtuyor ve bunu çok iyi hissediyorsunuz

Tatmin hissi demişken oyundaki vuruş hissinin de oldukça tok olduğunu söyleyebilirim. Zombilerin aldığı darbelere göre fiziksel olarak etkilenmeleri sürekli aynı animasyonlarla tekrarlanmıyor ve hatta önce bir ayağını, sonra diğerini kaydırdığınız zombiler dengesini kaybederek her seferinde farklı şekilde düşüyor. Yakında tutunabileceği yerler varsa tutunan ve ayakta kalmaya çabalayan zombiler de gördüm. Nasıl yaptıklarını anlayamadığım bir şekilde düşmanın hasara tepkilerini neredeyse tekrarsız şekilde yapmaları da oyunun size öğretecek yeni mekaniği kalmadığında savaşların tekrara düşmesini önlüyor. Bütün dövüşleriniz organik ve rastgeleymiş gibi hissettiriyor.

Dead Island 2'de çok ön planda olmasa da ateşli silahlar var fakat yakın dövüş varken pek tercih edilmeyebilir.
Dead Island 2’de çok ön planda olmasa da ateşli silahlar var fakat yakın dövüş varken pek tercih edilmeyebilir.

Silahlarım biçim biçim

Dead Island 2 silah sayısı da ya çeşitliliği konusunda oldukça zengin bir oyun olmuş. Başta sizi birkaç tür silaha mahkum etse de hikayede ilerledikçe ve daha fazla bölgeyi keşfetmeye başladıkça hangisini kullanacağını seçemediğiniz bir bolluğun içine düşüyorsunuz. Daha silahların bolluğuna alışamamışken oyun bir de özelleştirmelerin kapısını aralayıp beni iyice büyülemişti.

Silah modifikasyonları zaten serinin olmazsa olmazı ve imzası gibi oldu. Hatta imzayı atan Techland sonra bu olayı Dying Light’a da taşımıştı ama hiçbir zaman Dead Island’da olduğu kadar efektif bir özelleştirme hissetmedim. Dead Island 2’de bu özelleştirmeler hem silahın görüntüsü hem de dövüşe etkisi anlamında oldukça büyük bir fark yaratıyor.

Bunu bir örnek vererek anlatırsam muhtemelen daha verimli şekilde gözünüzde canlanmasını sağlayabilirim. Elinizde bir pala var diyelim. Bu palaya modifikasyonlar yaparak onu düşmanları yakan, kısa devre yapmış elektrik devresi haline getiren, dengesini bozan ya da eriten -evet, eriten- bir silah haline getirebiliyorsunuz. Oyun içerisinde silah modları olarak geçen bu özellikler aynı zamanda taktiksel bir boyutun da kapılarını aralıyor. Çünkü bazı zombiler yanmaya, elektriğe ya da onları eriten kimyasala karşı dirençli oluyor. Yani her silah, her zombiye karşı etkili olmuyor.

Silahınıza perk ya da mod eklemeden önce onları görseldeki gibi bulup toplamanız gerekiyor.
Silahınıza perk ya da mod eklemeden önce onları görseldeki gibi bulup toplamanız gerekiyor.

Aynı zamanda silah perkleri denilen ve silahlarınıza pasif yetenekler ekleyen bazı geliştirmeleri de yapabiliyorsunuz. Bunlar genelde bir alıp bir veren türden tasarlanmış. Mesela silahınızın darbe gücünü artıran bir geliştirme yaparsanız, saldırı hızınızdan biraz feragat etmeniz gerekiyor. Saldırı gücünü artıran bir geliştirmenin bedeli ise silahın dayanıklılığının azalması olarak karşımıza çıkıyor. Silahların nadirlik seviyeleri arttıkça uygulayabildiğiniz perklerin sayısı da artıyor. Örnek vermek gerekirse yaygın olmayan -yeşil- bir silaha tek bir perk uygulanırken, nadir bir silaha iki tane perk atayabiliyorsunuz. Aynı zamanda bu perkler silahınızın ismini de doğrudan etkiliyor. Oyunda ne kadar İngilizce olsa da örnek vermek adına “Elektrikli Beyzbol Sopası” silahınıza “Güçlendir” perkini eklerseniz “Güçlendirilmiş Elektrikli Beyzbol Sopası” adını alıyor. Yine modlar da silahın ismini doğrudan değiştiriyor.

Her boss savaşı farklı bir deneyim

Oyundaki boss savaşları ve mini bosslar çok güzel tasarlanmış. Genel olarak her mini boss aynı taktiklerle öldürülebilse de hikaye bossları çok güzel sekanslar olarak karşıma çıktı. Savaşların döneceği ortamların sizin kullanabileceğiniz şekilde tasarlanmış olması ve çevre ile ne kadar etkileşime girerseniz o kadar ödüllendirileceğiniz bir yapı hakim. Bu yapı da her savaşın eşsiz ve keyifli hissettirmesini sağlıyor.

Her oyun açık dünya olmamalı tezinin en güçlü kanıtı Dead Island 2!

Son zamanlarda çıkan her oyunun açık dünya olması ve bunun bir sonucu olarak sistem gereksinimlerinin inanılmaz yükselmesi canınızı sıkmıyor mu? Ben bilgisayarı eskimekte olan bir oyuncu olarak buna sitem edenlerden birisiyim. Dead Island 2 bu anlamda beni hayretler içinde bırakan ve yüzümü fazlasıyla güldüren bir oyun oldu.

Oyunda da deprem olması ve sonrasında şu sahneyi görmem beni biraz duygusallaştırdı.
Oyunda da deprem olması ve sonrasında şu sahneyi görmem beni biraz duygusallaştırdı.

Açık dünya olsaydı kesinlikle böyle olmazdı

Oyunun el ile tasarlanmış bölümleri arasında ilerlerken bölgeler arasında yükleme ekranları vasıtasıyla geçiş yapılıyor. Tabi SSD’niz varsa ve yeterince iyiyse muhtemelen bu ekranlarda birkaç saniyeden fazla vakit geçirmeyeceksiniz.

Hikayede ilerledikçe yeni bölgelerle tanışıyor ve aslında kendi içerisinde bir yarı-açık dünya olan bu bölgelerde görevler ve keşifler yapıyorsunuz. Bu sayede hem koca bir dünyanın belki de gidemeyeceğiniz arazisini yükleyip sisteminize ekstra yük çıkarmak yerine sadece görebileceğiniz ve gidebileceğiniz bölgeleri görüp sistemden tasarruf ediyorsunuz.

Açık dünya olmasa da Dead Island 2’nin bazı bölgeleri kendi içerisinde bir yarı-açık dünya büyüklüğünde. Bu da ara ara yükleme ekranları görseniz bile haritanın çoğunu hiçbir yükleme ekranı olmadan gezebilmenize olanak sağlıyor. Ayrıca her bölgenin kendisine has bir tasarımı ve yapısı bulunduğundan, belki de tek bir harita olsa deneyimleyemeyeceğiniz bazı atmosferleri de solumanızı sağlıyor. Açık dünya olsa, kesinlikle bu kadar beğeneceğim bir atmosfere sahip olamazdı.

Sistem gereksinimleri tamamen yalan ama iyi yönde

Daha önce birkaç kez de belirttiğim gibi eskimekte olan bilgisayarım beni oyun için hafiften endişelendiriyordu. Dead Island 2 sistem gereksinimleri duyurusuna göre minimum için sınırda olan bilgisayarım resmen ağzımı açık bıraktı. Minimum ayarlarda 30FPS çalışmasını beklediğim oyun yüksek ayarlarda 50-60 FPS arası kare hızlarında çalıştı. Tabi kaydettiğim videolarda kayıt yapmanın teknik yükü nedeniyle kare hızı biraz düşse de bu sistemle bu kadar akıcı oynamayı beklemiyordum. Gerçekten sistem gereksinimleri hiç doğru değil ama iyi yönde…

Oyunu 50-60 FPS arası oynadığım sistemin özellikleri şu şekilde:

  • İşlemci: AMD FX8370-e 8 Çekirdek (Overclock ile 3.6 GHz’de çalışıyor.)
  • RAM: 16 GB DDR3
  • Ekran Kartı: AMD Radeon RX570 8GB VRAM
  • Depolama: Çok hızlı olmayan bir SSD
  • Meraklısı için anakart: Gigabyte 970A-UD3P
Yukarıdaki sistem özellikleriyle şu grafiklerde 60 FPS çalışması harika...
Yukarıdaki sistem özellikleriyle şu grafiklerde 60 FPS çalışması harika…

2023’ün gerçeklerinden birisi ise buglar ve sorunlar

Dead Island 2’de de gözüme çarpan bazı hatalar oldu. Özellikle spawn sisteminin nasıl çalıştığını hala anlayabilmiş değilim. Bazen baktığınız bir zombi arkanızı döndüğünüzde kaybolabiliyor ya da boş bir alan arkanızı döndüğünüzde yeni zombilerine ev sahipliği yapmaya başlamış olabiliyor. Dikkat ederseniz fark edebileceğiniz bu ve bunun gibi bazı hatalar olmakla birlikte bunlar oyun deneyiminizi çok kötü etkilemiyor. Yakın zamanda da düzeltileceğini düşünüyorum.

Uzun lafın kısası

Velhasıl kelam Dead Island 2 benim için 9 yıllık bekleyişe değdi. Oldukça beğenerek oynadığım ve gelmiş geçmiş en iyi zombi oyunları listesine ilk 3’ten girebilecek çok iyi bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Seriye aşina olanları detaylarıyla beslediği gibi serinin önceki oyunlarını oynamamış oyuncular için bir devam oyunu olarak çok sorun çıkarmıyor. Yine de derin bir hikaye ve karmaşık bir olay örgüsü arayan oyuncular için hikaye tarafının uygun olmadığını belirtmek lazım.

Dövüş sisteminde yeni FLESH sistemi teknolojisi sayesinde çığır açan ve her savaşı keyifli kılmayı başaran oyun, sistem özellikleri düşük olan oyuncular için de uygun. Unreal Engine ile geliştirilen büyük bütçeli yapımlar arasında 2023’te Atomic Heart’tan sonra en iyi çalışan oyun olabilir. Saat gibi çalışması ve buna rağmen harika manzaralar sunması ise cabası.

Dead Island 2 incelemesi
Evet, 9 yıl beklediğimize değdi diyebiliriz.

Bazı oyuncular için yapımın Epic Games Store‘a özel olması problem olabilir ancak ben oyunda Epic Games Launcher’ın herhangi bir aksaklık çıkarttığına şahit olmadım. Platformda da standart sürümü 429 TL gibi büyük oyunlar arasında nispeten uygun bir fiyat ile satılıyor. Eğer zombi oyunlarıyla aranız iyiyse, kaçırmamanız gereken bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

Dead Island 2‘den size aktaracaklarım şimdilik bu kadardı, bu uzun incelemenin ardından kafanızda hala bazı soru işaretleri varsa bana burada bulunan sosyal medya hesaplarım üzerinden ulaşabilirsiniz. Bir başka incelemede daha görüşmek dileğiyle, sevgi ve oyun ile kalın!

Dead Island 2 incelemesi Türkçe
Dead Island 2 incelemesi Türkçe
Alparslan Gürlek
Alparslan Gürlek
Oyunların yeni yeni yaygınlaştığı dönemlerde bir çocuk olarak video oyunlarıyla ilk bakışta aşk yaşadım. Age of Empires II ile başlayan yolculuk, kendi oyunumu yapmaya kadar ilerledi. Hala oyun sektöründeyim ve hala o ilk kez Age of Empires II oynayan çocuğun tutkusunu taşıyorum.
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi:

Geçen yıla kadar bir Dead Island 2 incelemesi yazacağımı düşünmüyordum ve bu bana hayal gibi geliyordu. Çetin bir geliştirme sürecini atlatıp adeta elden ele dolaşan ve Techland'ın Dying Light'ı geliştirmek için ateş çukuruna attığı oyun nihayet çıktı. Haliyle 9 yıllık bekleyişin ardından oyun erişime...Dead Island 2 İnceleme