Compass of the Destiny: İstanbul Erken Erişim İnceleme

Paylaş

Compass of the Destiny: İstanbul erken erişim incelemesine hoş geldiniz. Bugün sizlerle izometrik bakış açısına sahip ARPG türündeki oyunun detaylarını irdeleyeceğiz. Daha önce Ronin: Two Souls ile tanıdığımız M11 Studios’un ETail / 5Deniz yayıncılığında karşımıza çıkan oyunu nihayet erken erişim sürümüyle oyuncuların karşısına çıktı. Biz de bir süredir oyunu oynamakla birlikte Gaming İstanbul etkinliğinde geliştirici ekip ile görüşüp hem geri bildirimlerimizi iletme hem de yeni bilgiler öğrenme fırsatına kavuştuk. Dilerseniz lafı çok uzatmadan direkt incelemeye başlayalım.

Compass of the Destiny: İstanbul’un tuzlularıyla başlıyorum

Öncelikle erken erişim sürümünde oyunda benim için hayatı zorlaştıran çok fazla hata olduğunu gördüm ve bunları söylemeden geçmek, geliştirici ekibin emeğine haksızlık olurdu. Zira birazdan burada anlatacaklarımı paylaşmamın yegane sebebi, ülkemizden çıkan bir oyunun küresel çapta da başarılı olduğunu görme isteğimdendir. Kendimi başlangıçta ifade ettiğime göre oyunun tatlı ve tuzlularına geçebiliriz.

Compass of the Destiny: İstanbul
Compass of the Destiny: İstanbul

Türkçe seslendirme ile oyuncuya aktarılan bir hikaye var ancak…

Oyunda Türkçe seslendirme desteğinin bulunduğunu gördüğümde keyfim o kadar yerine geldi ki burada kelimelerle anlatmak tarifsiz olacaktır. Yerelleştirme ülkemizdeki stüdyolar için üzerine çokça kez düşünülen bir masrafken M11 Studios ekibinin Türkçe seslendirme ile karşımıza gelmesi oldukça hoş. Bunu takdir ettiğimi ve seslendirmenin kalitesini beğendiğimi de söylemeden geçmeyeyim.

Ancak… Daha önce Reflection: The Greed oyununda da -ki onda da Türkçe dublaj bulunuyordu- dikkatimi çeken bir husus, Compass of The Destiny: İstanbul’da da aynı şekilde karşıma çıktı. Gerçekten kaliteli bir seslendirme yapılmasına karşın diyaloglar, bu seslendirmenin altını doldurmak konusunda yetersiz kalmış. Eğer yanlış idrak etmediysem, seslendirme aşamasında bazı diyaloglarda düzenlemeler yapılmış fakat bunu oyun içi diyalog sisteminde düzeltmeyi unutmuşlar. Örneğin oyunun başlarında gemide Hırsız Ali Yahya’yı serbest bırakırken yaşanan bir diyalog bayağı ilginçti. Kendisi asla “Erkete” kelimesini kullanmamasına karşın karakterimiz, ona “Erkete?” diye bir soru yönlendiriyor. Zannımca seslendirme öncesi diyaloğun bir parçası olan bu kelime, düzenlemeler sonrasında silinmiş fakat oyun içerisindeki diyalog sisteminde hala var zannediliyor.

Compass of the Destiny: İstanbul
İstanbul’un atmosferi ve orta çağ teması güzel işlenmiş.

Buna ek olarak teknik tarafta da dublajın bazı eksiklikleri gözüme çarptı. Karakterlerin üzerinde diyalog bulutları çıksa da daha önceki turlarımda duyduğum bazı seslendirmelerin oynatılmadığını fark ettim. Karşılıklı diyalog esnasında bu şekilde bir hata ile karşılaşınca hikayenin akıcılığı da bundan büyük yara alıyor. En azından bireysel deneyimlerim bu yöndeydi.

Erken erişimden çıkmadan savaşların elden geçirilmesi gerekiyor

Öncelikle oyunun izometrik bir aksiyon RPG oyunu olduğunu duyunca, akıcı ve hızlı savaş dinamiklerine sahip olacağını ve heyecanlı bir deneyim sunacağını düşünmüştüm. Ancak savaşların biraz zayıf kaldığını söylemem gerekiyor. Karakterimizin hareketlerinde kıvraklık eksikliğini hemen belli ettiği gibi saldırılarımızın da ağırlığı biraz havada kalmış. Çevrim içi PvP özelliklerine sahip bir oyun olmadığından, animasyon iptallerinin çok göze batacağını düşünmüyorum. Örnek vermek gerekirse yay kullanırken elde ettiğimiz ilk yetenek aktif olduğunda bir süre yerinde bekleyip sonra karşısına koni şeklinde bir alana yayılan oklar fırlatılıyor. Bunu yaparken beklemek yerine kaçınma hareketiyle iptal edip, yeteneği göndererek düşmanlara hasar işlenirken konumumu değiştirip farklı bir açıdan bir başka yeteneği daha kullanabilmeliydim. Yani gönül böyle istiyor…

Ayrıca eğer bir diyaloğa savaş modunda girdiysek, diyalog çıkışında da savaş modunda kalmamız gerekiyor. Diyaloglardan hemen sonra başlayan savaşlarda bunun acısını çok çektim.

Compass of the Destiny: İstanbul
Oyunun arayüzü de hiç fena görünmüyor.

Oyunda karşılaştığımız düşmanların hareket setleri ve yetenekleri de kesinlikle elden geçirilmeli. Örneğin “Gardiyan” isimli üzerinize doğru hücum eden düşmanlar, sadece hücum sırasında değil, dururken de temas ederseniz hasar veriyorlar. Burada düşüncenin biraz basit tutulduğu gözüme çarptı ve sistemi programlarken hesaba katılmayan şeylerin eksikliğini hissettim. Oyuncu deneyimini büyük ölçüde zedeleyen bu tarz hataların oyunu başarısızlığa sürüklemesinden endişe duyduğum için bunu da dile getirmek istedim. Bence, savaş sisteminin en azından tam sürüme geçmeden önce yeniden elden geçirilmesi gerekiyor.

Görsellik ve özellikle İstanbul’un tasarımı ziyadesiyle tatlı olmuş

Oyunun genel sanat anlayışı orta çağ temasını İstanbul coğrafyasıyla harmanlayarak güzel bir tema yakalamış. Müziklerle desteklenen atmosfer haritada dolaşırken bana Baldur’s Gate 3’te Baldur Geçidi şehrinde dolaşıyormuşum gibi hissettirdi. Satıcılar, ortalıkta dolaşan ve bir şeylerle uğraşan NPC’ler şehre ayrı bir canlılık katmış. Ayrıca renk paleti ve görsel efektlerin kalitesi de oldukça iyi. Ancak üzülerek belirtmek istiyorum ki bu alt başlığın da bazı tuzluları bulunuyor.

Compass of the Destiny: İstanbul
Diyalog sistemi bu şekilde işliyor

Bu tuzlulardan ilki performans tarafında karşımıza çıkıyor. Önerilen sistem gereksinimlerinin de üzerindeki bir sistem ile oynadığım oyunda düşük/orta/yüksek ayarlarda çok bir sorun yaşamazken ayarları ultra seviyesine getirdiğimde performansta dramatik bir düşüş gözlemledim. Bu düşüş, genel olarak FPS değerlerinin dibe çakılması şeklinde değil, daha ziyade inişli çıkışlı bir grafik çizmesiyle yaşandı. Dolayısıyla sorunun grafik ayarları ile değil, bu ayarların ortaya çıkardığı bazı optimizasyon problemleriyle yaşandığını düşündüm. Bu kısım da M11 Studio’nun tam sürüme geçmeden önce elden geçirmesi gereken kısımlardan birisi olarak yer alıyor.

Hazır teknik tarafa değinmişken bir ufak sorundan daha bahsetmeden geçmeyeceğim. Ufak dediğime bakmayın, ciddi anlamda büyük sorun yaratabilecek bir durum bu. Kayıt dosyalarımın güvenliğinden daima şüpheliyim. Oyunu iki kez baştan başlayarak canlı yayında, bir kez de yeniden başlayarak kendi başıma oynadım. Baştan başlama seçeneği benim elimde değildi. Zira her girdiğimde kayıt dosyalarımın bozulduğu ya da silindiği gerekçesiyle oyun beni en başa atıyordu. Bu nedenle hikayede çok ilerleme kaydedemedim. Burası kritik, bu nedenle kaç oyunun eleştiri yağmuruna tutulduğunu hepimiz biliyoruz.

Şimdi de biraz tatlılarına geçiyorum

Compass of The Destiny: İstanbul içerisindeki hatalara rağmen bir evren yaratmak ve birçok hikayeyi aynı anda anlatmak üzerine geliştirilmiş bir oyun olduğunu belli ediyor. İçerisindeki karakterler, bizim oyundaki konumumuz ve ağır ağır ilerleyişimiz, canlılar/ölüler alemi geçişleri gibi unsurlarla kendi özgün noktalarını belirlemeye çalışmışlar. Bu konuda takdirimi aldığını söyleyebilirim.

Diyaloglar ve seslendirme bazen birbirinden farklı işleyebiliyor. Özellikle küfürlü sahnelerde.
Diyaloglar ve seslendirme bazen birbirinden farklı işleyebiliyor. Özellikle küfürlü sahnelerde.

Oyunda düşmanları alt ettikçe ruh özleri topluyor ve bu özlerle öldüğünüzde Ölüler Alemi’ne giderek -isterseniz gitmeme seçeneğiniz de var- karakterinizin ekipmanlarını güçlendirebiliyorsunuz. Orada sizi ruh karşılığında alabileceğiniz yeni ve güçlü silahlar bekliyor. Aynı zamanda İstanbul’daki satıcılardan da yeni zırhlar, miğferler ve aksesuarlar alabiliyorsunuz. RPG tarafını öyle dolu dolu hissedecek kadar oynayamasam da tam sürümde kayıt sorunları giderildikten sonra oraya iyice eğilmeyi düşünüyorum. Zira okuduğunuz Compass of The Destiny: İstanbul erken erişim incelemesi olduğundan, bu yazı daha çok merak edenler için oyunun nasıl bir yapıya sahip olduğunu göstermekle birlikte, geliştiriciye de sorunları anlatan bir geri bildirim özelliği taşıyor.

Oyunun sorunlarından arınırsa ve oyuncu deneyiminin refahını sağlarsa hikayesiyle daha fazla öne çıkacağını düşünüyorum. Zira içerisinde farklı ve akılda kalıcı karakterler barındırıyor. Osmanlı temasını da işlediğinden diyalogları oldukça keyifli, seslendirme de işin içine başka bir lezzet katıyor. Yine de şimdilik hikayesinin sorunların altında ezilip dikkat dışı kaldığını belirtmeden geçmek istemiyorum.

Oyundaki
Oyundaki “Pusula” size şu şekilde her yeri gösteriyor. Bunu ayrıca beğendim.

Uzun lafın kısası

Velhasıl kelam Compass of The Destiny: İstanbul içerisinde harika bir potansiyel barındıran ve erken erişimden çıkmak için acele etmemesi gereken bir oyun olmuş. Nice oyunların bu süreçte ipten alındığını gördüğümüzden, yenilenmiş bir savaş sistemi, geliştirilmiş bir optimizasyon ve azaltılmış hatalarla büyük ilgi göreceğini tahmin etmek güç değil.

M11 Studio, içerisinde harika hikayeler anlatabileceği bir dünya yaratmayı başarmış ve sorunları çözülürse oyunu bugün olduğundan çok daha özgüvenli şekilde tavsiye edebilirim. Ancak şimdilik güncellemeleri takip etmek ve oyunun son durumu hakkında bilgi sahibi olmaktan başka seçeneğim yok. Umarım bu inceleme siz sevgili okurlarımıza fikir vermekle birlikte değerli geliştiricilerimiz için de geri bildirim yuvası olma özelliği taşımıştır. Şimdilik benden bu kadar, bir başka oyunda daha görüşmek dileğiyle, sevgi ve oyun ile kalınız.

Alparslan Gürlek
Alparslan Gürlek
Oyunların yeni yeni yaygınlaştığı dönemlerde bir çocuk olarak video oyunlarıyla ilk bakışta aşk yaşadım. Age of Empires II ile başlayan yolculuk, kendi oyunumu yapmaya kadar ilerledi. Hala oyun sektöründeyim ve hala o ilk kez Age of Empires II oynayan çocuğun tutkusunu taşıyorum.
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla Atarita

Oyun Gündemi: